
Belgesel
1942 yılının Ekim ayında, İkinci Dünya Savaşı’nın en trajik ve az bilinen olaylarından biri yaşanır. Japon taşıma gemisi Lisbon Maru, Hong Kong'dan Japonya'daki çalışma kamplarına götürülmek üzere 1.800'den fazla İngiliz savaş esirini taşımaktadır. Ancak gemide esirlerin olduğuna dair hiçbir işaret yoktur. Bu durum, bölgede devriye gezen bir Amerikan denizaltısının gemiyi hedef almasına neden olur. Torpido darbesi alan gemi hızla batmaya başlarken, Japon askerleri ambar kapaklarını kapatarak yüzlerce askeri ölüme terk eder.
Film, bu dehşet anlarını ve sonrasında yaşanan mucizevi kurtuluşu merkeze alıyor. Gemiden kaçmayı başaran esirlerin üzerine Japon kuvvetleri tarafından ateş açılırken, bölgedeki Çinli balıkçılar kendi hayatlarını tehlikeye atarak denize açılır. Bu belgesel, sadece bir gemi kazasını değil; insanlık onurunun, vahşetin ve beklenmedik bir kahramanlığın iç içe geçtiği 80 yıllık bir sırrın izini sürüyor. Yönetmen Fang Li, modern teknolojiyi kullanarak enkazın yerini tespit ederken, izleyiciyi de bu vicdani hesaplaşmanın içine çekiyor.
Bir belgesel yapımı olması nedeniyle, filmin "kadrosu" gerçek hayattan kişilerden oluşuyor. Hayatta kalan son tanıklardan Dennis Morley ve William Beningfield, yaşadıkları travmayı ve o dehşet dolu saatleri bizzat anlatarak filme tarif edilemez bir duygusal derinlik katıyorlar. Onların ifadeleri, sadece tarihi bir veri değil, aynı zamanda birer yaşam dersi niteliğinde.
Yönetmen Fang Li ise anlatının hem rehberi hem de dedektifi rolünde karşımıza çıkıyor. Ayrıca askeri danışman Brian Finch ve tarihçi Tony Banham'ın katkıları, hikayenin akademik ve stratejik zeminini sağlamlaştırıyor. Filmde yer alan el yapımı animasyonlar ise, artık hayatta olmayan kurbanların ve o anları fotoğraflayamayan tanıkların sessiz çığlığını görselleştirerek performans etkisini güçlendiriyor.
The Sinking of the Lisbon Maru, alışılagelmiş savaş belgesellerinden çok farklı bir tempoya sahip. Fang Li’nin sekiz yıllık titiz araştırmasının ürünü olan yapım, teknik olarak kusursuz bir kurgu sunuyor. Arşiv görüntüleri, su altı çekimleri ve dramatik animasyonlar arasındaki geçişler o kadar akıcı ki, izleyici kendisini 1942'nin o klostrofobik ambarlarında hissediyor. Yönetmen, milliyetçi bir bakış açısından ziyade, savaşın absürtlüğünü ve bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini evrensel bir dille ele alıyor.
Tarihin tozlu raflarında unutulmuş gerçek hikayelere ilgi duyanlar için bu yapım kaçırılmaması gereken bir eser. Özellikle savaş filmi ve tarihsel araştırmalara meraklı izleyiciler, filmin sunduğu detaylı incelemelerden etkilenecektir. İnsan psikolojisinin sınırlarını ve zor zamanlarda sergilenen fedakarlıkları görmek isteyen her sinemasever, bu film izle listesinin başına bu belgeseli eklemelidir.
Bu filmi izlemek, sadece bir trajediye tanıklık etmek değil, aynı zamanda adaletin ve hatırlamanın önemini kavramaktır. Lisbon Maru'nun hikayesi uzun yıllar boyunca İngiltere, Japonya ve Çin arasında diplomatik ve tarihsel bir boşlukta kalmıştı. Film, bu boşluğu kapatarak 828 askerin anısını onurlandırıyor. Ayrıca, Çinli balıkçıların hiçbir karşılık beklemeden sergilediği insani yardım, günümüz dünyası için de çok güçlü bir mesaj barındırıyor.
Unutulmuşluk ve Bellek: On yıllarca sessizliğe gömülen bir trajedinin gün yüzüne çıkarılması.
Savaşın İnsani Maliyeti: Askerlerin sadece birer sayı değil, birer baba, oğul ve eş olduklarının vurgulanması.
Fedakarlık ve Kahramanlık: Çinli köylülerin düşman ateşi altında yabancı askerleri kurtarma çabası.
Hayatta Kalma Mücadelesi: Kapalı ambarlarda ölüme karşı verilen amansız direniş.
Eğer bu belgeselin yarattığı atmosfer ilginizi çektiyse, yine İkinci Dünya Savaşı’ndaki esir kamplarını ve hayatta kalma mücadelelerini konu alan Unbroken veya deniz facialarını belgesel titizliğiyle işleyen yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca, savaş dramı türündeki The Railway Man, savaş sonrasındaki travmalar ve yüzleşmeler açısından benzer duygular uyandırabilir.
Film, Çin'in 2024 yılı Oscar aday adayı olarak seçilmiş ancak diyalogların yarısından fazlasının İngilizce olması nedeniyle "En İyi Uluslararası Film" kategorisinde teknik engele takılmıştır.
Yönetmen Fang Li, aslında bir jeofizikçidir ve enkazı bulmak için gelişmiş sonar cihazları ve su altı robotları kullanmıştır.
Belgesel için dünya genelinde 380'den fazla hayatta kalan yakını ve tanıkla görüşülmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...