
Policeman (segment "David Lynch")

(segment "Claude Miller")

Damiel (segment "Wim Wenders")

(segment "Claude Lelouch")

(segment "John Boorman")

(segment "John Boorman")

(segment "John Boorman")

(segment "Liv Ullman")

(segment "Lasse Hallström")

(segment "Jaco Van Dormael")
Lumière & Company, sinemanın 100. yıl dönümünü kutlamak amacıyla dünya sinemasına yön veren 40 yönetmeni bir araya getiren kolektif bir sanat projesidir. Yönetmenlere tek bir şart koşulur: Filmlerini, 1895 yılında sinemayı icat eden Lumière kardeşlerin kullandığı orijinal "Cinématographe" kamerasıyla çekmek zorundadırlar. Bu kısıtlayıcı ama ilham verici meydan okuma; kurgu yapmama, yapay ışık kullanmama ve filmin süresini tam olarak 52 saniye ile sınırlama kurallarını da beraberinde getirir.
David Lynch, Abbas Kiarostami, Michael Haneke ve Zhang Yimou gibi ustalar, bu antik cihazın başına geçerek kendi sinematik dillerini bu dar alana sığdırmaya çalışırlar. Belgesel, sadece bu kısa filmleri göstermekle kalmaz; aynı zamanda bu büyük yönetmenlerin yüzyıllık bir teknolojiyle imtihanını, set arkasındaki heyecanlarını ve sinemanın özüne dair verdikleri kısa röportajları da izleyiciye sunar.
Projenin her bir parçası, yönetmenin dünyasından bir mikro-evren sunar. Kimisi bir anı belgelerken, kimisi (özellikle David Lynch gibi isimler) bu kısıtlı sürede bile gerçeküstü bir hikâye anlatmayı başarır. Film, teknolojinin hızla değiştiği bir çağda, sinemanın ruhunun teknik imkanlarda değil, bakış açısında gizli olduğunu kanıtlayan nostaljik bir yolculuktur.
Bu yapımın asıl "oyuncuları" kamera arkasındaki efsanevi yönetmenlerdir. David Lynch, kendi bölümünde (Premonition Following an Evil Deed) her zamanki tekinsiz tarzını yansıtan bir mizansen kurarken, Liam Neeson ve Aidan Quinn gibi isimler bazı yönetmenlerin kısa sekanslarında yer alarak projeye renk katarlar.
Her yönetmen, kendi 52 saniyelik evrenini yaratırken profesyonel oyunculardan veya o an sokakta bulunan insanlardan faydalanmıştır. Ancak izleyici için asıl büyü, sinema tarihinin dev isimlerini birer "çırak" gibi heyecanla o eski kameranın kolunu çevirirken izlemektir.
Film, bir belgeselden ziyade bir sinema antolojisi ve tarih dersi niteliğindedir. Görüntü kalitesinin günümüz dijital dünyasından uzak, kumlu ve siyah-beyaz (veya sepya) olması, izleyiciyi 1895 yılına ışınlayan büyüleyici bir atmosfer yaratır. Yönetmenlerin sinema hakkındaki kısa ama öz cevapları, her birinin sanata yaklaşımını saniyeler içinde özetler. David Lynch'in bölümü, tüm projeler arasında en "filmimsi" ve hikâye odaklı olanlardan biri olarak öne çıkar; sisli atmosferi ve tuhaf kurgusuyla orijinal Lumière ruhunu kendi tarzıyla birleştirir.
Sinema tarihine meraklı olanlar, teknik kısıtlamaların yaratıcılığı nasıl tetiklediğini görmek isteyen öğrenciler ve dünya sinemasının usta yönetmenlerinin bir arada olduğu nadir bir yapım arayanlar bu filmi mutlaka izlemelidir. Belgesel sevenler ve deneysel kısa filmlere ilgi duyanlar için paha biçilemez bir kaynaktır. Eğer sinemanın mutfağına ve teknik kökenlerine dair romantik bir merakınız varsa, bu yapım sizin için bir başyapıttır.
Bu film, "Sinema ölür mü?" sorusuna verilmiş en güzel cevaplardan biridir. Kırk farklı vizyonun aynı ilkel kutuyla neler yapabileceğini görmek ilham vericidir. Ayrıca David Lynch hayranları için, yönetmenin sürrealist evrenini sessiz ve antik bir formatta görme şansı sunması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Sinemanın sadece bir eğlence değil, bir zaman makinesi olduğunu hissetmek için izlenmelidir.
Zamanın Ruhu: Geçmişin teknolojisiyle bugünün (90'ların) vizyonunun buluşması.
Sinematik Miras: Lumière kardeşlerin mirasının modern yönetmenler üzerindeki etkisi.
Kısıtlamanın Yaratıcılığı: Kurgu ve ışık olmadan hikâye anlatabilme sanatı.
Sinemanın Tanımı: "Neden film çekiyorsunuz?" sorusuna verilen felsefi yanıtlar.
Kolektif yönetmen projelerinden hoşlanıyorsanız, Paris üzerine kısa filmlerden oluşan Paris, Seni Seviyorum (Paris, je t'aime) veya her yönetmenin bir dakikalık vizyon sunduğu Herkesin Kendi Sineması (Chacun son cinéma) harika alternatiflerdir. Ayrıca sinema tarihinin kökenlerine dair daha kapsamlı bir anlatım için Mark Cousins imzalı Sinemanın Hikâyesi (The Story of Film: An Odyssey) belgeselini inceleyebilirsiniz.
Yönetmenlere üç soru sorulmuştur: Sinema neden ölmeyecek? Neden film çekiyorsunuz? Cinématographe bir canavar mı?
David Lynch, kendi 52 saniyelik bölümü için özel bir set inşa etmiş ve antik kamerayı modern bir stüdyo ortamına taşımıştır.
Orijinal Lumière kamerası elle çevrildiği için, her yönetmenin kare hızı (fps) kolu ne kadar hızlı çevirdiklerine göre farklılık göstermiştir.
Her ikisidir. Hem yönetmenlerin çekim süreçlerini ve röportajlarını içeren bir belgesel hem de 40 farklı kısa filmin bir araya getirildiği bir seçkidir.
Lynch, "Premonition Following an Evil Deed" (Kötü Bir Eylemi Takip Eden Önsezi) adlı bölümünde, bir cinayet mahallini, polisleri ve ardından bir rüya sekansını andıran tuhaf imgeleri 52 saniyeye sığdırır.
Çünkü kurgu yapma imkânı yoktu; yönetmen kolu çevirmeye başladığında 52 saniye boyunca kesintisiz bir kayıt yapmalıydı. Işık ölçümü tamamen manueldi ve her şey tek bir planda bitmek zorundaydı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...