
Dram

Magda

Arturo

Julián

Dani

Chemotherapy Nurse

Raúl
Natasha

Handsome Man #1
Handsome Man #2
ICU Doctor
Ma Ma, işsiz bir öğretmen olan Magda’nın hayatının en zorlu dönemecine odaklanıyor. Magda, meme kanseri teşhisi aldığını öğrendiğinde, dünyası başına yıkılmak yerine beklenmedik bir dirençle sarsılır. Aynı dönemde tanıştığı ve trajik bir kaza sonucu ailesini kaybeden futbol yetenek avcısı Arturo ile aralarında kederden beslenen ancak umutla yeşeren sıra dışı bir bağ kurulur. Magda, bir yandan zorlu tedavi süreçleriyle boğuşurken, diğer yandan oğlu ve yeni hayat arkadaşı için ayakta kalmaya çalışır.
Film, ölümün gölgesi altında bile yaşamın nasıl yeniden filizlenebileceğini, bir kadının içsel gücünün sınırlarını zorlayarak gösteriyor. Magda'nın mücadelesi sadece biyolojik bir hayatta kalma çabası değil, aynı zamanda sevdiklerine bırakacağı mirası sevgiyle inşa etme sürecidir. Bu dokunaklı dram, izleyiciyi hayatın kısalığı ve sevginin sonsuzluğu üzerine derin bir tefekkür yolculuğuna çıkarıyor.
Filmin kalbinde, kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergileyen Oscar ödüllü Penélope Cruz yer alıyor. Cruz, Magda karakterinin yaşadığı acıyı, korkuyu ve aynı zamanda sahip olduğu devasa yaşama sevincini öylesine çıplak bir oyunculukla sunuyor ki, izleyiciyle arasında kopmaz bir bağ kuruyor. Oyuncunun bu rol için saçlarını kazıtması ve karakterin fiziksel çöküşünü cesurca yansıtması, editoryal bir takdiri hak ediyor.
Arturo rolünde Luis Tosar, metanetli ve korumacı duruşuyla Cruz’a mükemmel bir denge sağlıyor. Magda’nın jinekoloğu rolündeki Asier Etxeandia ise, hastasıyla kurduğu insani bağ ve şarkılarıyla filme hem melankolik hem de umut dolu bir hava katıyor.
Yönetmen Julio Medem, imzasını taşıyan o kendine has şiirsel ve sembolik dili bu filmde de sonuna kadar kullanıyor. Filmin anlatımı zaman zaman gerçeküstü öğelerle bezense de, temelindeki insan dramı her zaman gerçekliğini koruyor. Görsel tercihlerde kullanılan parlak ışıklar ve steril mekanlar, hastalığın karanlığına karşı verilen aydınlık bir savaşı simgeliyor. Tempo, Magda’nın kalp atışları gibi bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak seyirciyi hikayenin içine hapsediyor.
Hayatın trajik yanlarını sanatsal bir estetikle harmanlayan yapımlardan hoşlananlar için bu film bir başyapıt niteliğinde. Güçlü kadın karakterlerin merkezde olduğu hikayeleri sevenler ve Penélope Cruz hayranları için mutlaka izlenmesi gereken bir platform filmi seçeneği sunuyor. Duygusal yoğunluğu yüksek, empati kurmayı gerektiren ve gözyaşlarınıza hakim olamayacağınız bir deneyim arıyorsanız, listenizin en başına eklemelisiniz.
Bu yapım, kanser temalı diğer filmlerin aksine sadece hastalığın yıkımına odaklanmıyor; o yıkımın ortasında nasıl bir mucize yaratılabileceğini gösteriyor. Magda’nın hikayesi, pes etmenin bir seçenek olmadığını, aksine son ana kadar kahkahayla ve sevgiyle direnmenin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, trajediye bakış açısındaki o yırtıcı yaşam enerjisidir.
Yaşam İradesi: Ölümcül bir hastalık karşısında sergilenen sarsılmaz direnç.
Modern Aile Yapısı: Kan bağından ziyade acı ve sevgiyle kurulan yeni bağlar.
Annelik: Bir annenin çocuğunun geleceği için kendi varlığını aşan çabası.
Yeniden Doğuş: Her sonun, içinde yeni bir başlangıç barındırması ihtimali.
Eğer Magda’nın bu onurlu mücadelesinden etkilendiyseniz, benzer duyguları hissettiren Annem Hakkında Her Şey (Todo sobre mi madre) veya bir hastalığın gölgesinde geçen sarsıcı hikayesiyle Aşk (Amour) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca Pedro Almodóvar sinemasının derinliğini sevenler için de bu yapım oldukça tatmin edici olacaktır.
Yönetmen Julio Medem, bu projenin senaryosu üzerinde uzun yıllar çalışmış ve başrolü en başından beri Penélope Cruz için tasarlamıştır. Cruz, sadece başrol oyuncusu olarak kalmamış, aynı zamanda filmin yapımcılığını da üstlenerek projeye olan inancını ortaya koymuştur. Filmde kullanılan müzikler ve jinekoloğun söylediği şarkılar, çekimler sırasında oyuncuların duygusal tonunu belirlemede büyük rol oynamıştır.
Film ağır bir dram olsa da, Magda karakterinin bitmek bilmeyen enerjisi ve umudu sayesinde izleyiciye karamsarlıktan ziyade bir yaşam motivasyonu aşılamaktadır.
Evet, Cruz karakterin tedavi sürecini daha gerçekçi yansıtmak adına saçlarını kazıtmış ve makyaj desteğiyle hastalığın fiziksel etkilerini çarpıcı şekilde göstermiştir.
Film adı, hem İspanyolca anne anlamına gelen "Mamá" kelimesine hem de hastalığın odağındaki meme kanserine (Mamaria) bir atıfta bulunmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...