
Dram
Andrea
Erika
Director casting porno
Chicos motos
Chicos motos
Chicos motos
Madre Andrea
Mujures Sala de Espera
Mujures Sala de Espera
Mujures Sala de Espera
Madre, sinema tarihinin en etkileyici ve gergin açılış sahnelerinden birine sahiptir. Elena, annesiyle evde otururken, Fransa'da babasıyla tatilde olan 6 yaşındaki oğlu Ivan'dan bir telefon alır. Ivan, babasının onu plajda yalnız bıraktığını, babasının geri dönmediğini ve etrafta kimsenin olmadığını söyler. Telefonun şarjı bitmek üzeredir ve Ivan, tanımadığı bir adamın yaklaştığını söyleyerek paniklemeye başlar.
Film, tek bir mekânda (Elena'nın mutfağında) ve neredeyse gerçek zamanlı olarak geçer. Elena, bir yandan oğlunu sakinleştirmeye çalışırken, diğer yandan polise ve eski eşine ulaşmaya çalışır. İzleyici, sadece Elena'nın duyduklarını duyar ve hissettiklerini hisseder. Bu durum, belirsizliğin yarattığı dehşeti ve çaresizliği iliklerinize kadar hissettiren klostrofobik bir atmosfere dönüşür.
Filmin tüm yükü, Elena karakterini canlandıran Marta Nieto'nun omuzlarındadır. Nieto, bir annenin yaşadığı saf korkuyu, paniği ve sonrasında gelen felç edici çaresizliği o kadar doğal bir şekilde yansıtır ki, izleyici nefesini tutarak onun her hareketini takip eder.
Seslendirme ve yardımcı rollerde Elena'nın annesi rolündeki Blanca Apilánez, hikâyenin gerçekçilik dozunu artıran bir denge unsuru sağlar. Filmde Ivan'ın sesi, telefondaki o çocuksu korku, gerilimin asıl kaynağıdır. Nieto'nun bu performansı, ona Venedik Film Festivali başta olmak üzere birçok mecrada "En İyi Kadın Oyuncu" ödüllerini getirmiştir.
Yönetmen Rodrigo Sorogoyen, 18 dakikalık bu kısa filmde, "az çoktur" prensibini mükemmel bir şekilde uygular. Hiçbir görsel şiddet göstermeden, sadece bir telefon görüşmesi ve mükemmel bir ses tasarımıyla izleyiciyi dehşete düşürmeyi başarır. Kamera kullanımı, Elena'nın mutfağındaki dar alanı bir hapishaneye çevirirken, dış dünyadaki (plajdaki) belirsizlik bu gerilimi besler. Film, bittikten sonra bile zihninizi meşgul edecek kadar sert bir finale sahiptir.
Psikolojik gerilim, tek mekân filmleri ve "zamana karşı yarış" temalı yapımları seven herkes Madre’yi mutlaka izlemeli. Özellikle ebeveynler için izlemesi oldukça zor ve sarsıcı olabilir, ancak sinematografik açıdan ders niteliğinde bir kurguya sahiptir. Kısa film formatının ne kadar güçlü bir etki yaratabileceğini görmek isteyen sanat filmi tutkunları için kaçırılmaması gereken bir örnektir.
2019 yılında En İyi Kısa Film dalında Oscar adaylığı alan Madre, gerilim türünün en saf hallerinden biridir. Bir senaryonun sadece diyalog ve oyunculukla nasıl devleşebileceğinin kanıtıdır. Ayrıca, bu kısa filmin başarısı üzerine yönetmen Rodrigo Sorogoyen, hikâyenin 10 yıl sonrasını anlatan aynı isimli uzun metrajlı bir film de çekmiştir. Karakterin bu travmayla nasıl başa çıktığını anlamak için bu "başlangıç" hikâyesi mutlaka görülmelidir.
Çaresizlik: Fiziksel olarak çok uzakta olan bir tehlikeye karşı elinden hiçbir şey gelmemesi.
Belirsizliğin Korkusu: Görünmeyen bir tehdidin, görünen her şeyden daha korkutucu olması.
Annelik İçgüdüsü: En zor anlarda bile mantığı ve duyguyu bir arada tutmaya çalışma çabası.
Zaman Baskısı: Saniyelerin ve bitmek üzere olan bir şarjın hayat memat meselesine dönüşmesi.
Eğer Madre’nin tek mekândaki gergin atmosferini sevdiyseniz, sadece telefon görüşmeleri üzerinden ilerleyen Danimarka yapımı The Guilty (Suçlu) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, bir çocuğun kaybolması ve ebeveynlerin yaşadığı travmayı işleyen Prisoners veya tek mekânda geçen Locke bu tarzın başarılı örnekleridir.
Film, neredeyse hiç kesilmemiş gibi görünen uzun planlarla çekilmiştir, bu da gerilimi "gerçek zamanlı" kılar.
Yönetmen Sorogoyen, bu kısa filmi aslında uzun metrajlı filmi için bir "prolog" (giriş) olarak tasarlamıştır.
Film, İspanya'nın Oscar'ı olarak bilinen Goya Ödülleri'nde En İyi Kısa Film ödülünü kazanmıştır.
Kısa film, olayı bir sonuca bağlamaktan ziyade, annenin yaşadığı o dehşet anına ve belirsizliğe odaklanır. Kesin bir cevap vermemesi, filmin yarattığı huzursuzluğu artıran en önemli unsurdur.
Kısa film, telefon görüşmesinin yapıldığı o korku dolu 18 dakikayı anlatır. Uzun metrajlı film ise bu olaydan 10 yıl sonrasına odaklanır ve Elena'nın oğlunun kaybolduğu o plajda yaşamaya başlamasını konu alır.
Elena İspanya'dadır, oğlu Ivan ise Fransa'da bir plajdadır. Bu coğrafi uzaklık ve dil bariyeri gerilimi besleyen unsurlardır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...