
Dram

Manuel Gómez

Pino

El Negro

Lucía

Boni

El Marbella
Rompetechos

Demócrata

Agustín

Andrés
Genç bir muhasebeci olan Manuel, işlemediği bir suçun kurbanı olarak zimmetine para geçirme iddiasıyla tutuklanır. Henüz yargılanmayı beklerken karşı karşıya kaldığı 10 ila 20 yıllık hapis cezası, adaletin kantarının ne kadar bozuk olduğunun ilk işaretidir. İspanya’nın siyasi olarak çalkantılı olduğu bir dönemde, cezaevinin soğuk duvarları arasında kendini bulan Manuel, burada sadece özgürlüğünü değil, insanlık onurunu da korumak zorunda kalır. İçeride maruz kaldığı sistemli işkenceler ve dayanılmaz koşullar, onu ya boyun eğmeye ya da savaşmaya itecektir.
Manuel, maruz kaldığı bu orantısız güç karşısında sessiz kalmamayı seçer. Kendisi gibi haksızlığa uğramış ve daha insani koşullar talep eden mahkumların kurduğu bir direniş grubuna katılır. Dış dünya ile tek bağı olan sadık kız arkadaşı sayesinde, içeride yaşanan insan hakları ihlallerini ve işkence kayıtlarını basına sızdırmayı başarır. Bu cesur hamle, hapishane parmaklıklarını aşarak sivil halkın vicdanında büyük bir yankı uyandırır. Manuel’in bireysel adalet arayışı, kısa sürede tüm ülkeyi sarsacak bir özgürlük mücadelesinin fitilini ateşleyecektir.
La Casa de Papel dizisinden tanıdığımız Miguel Herrán, Manuel karakterinde izleyiciye müthiş bir dönüşüm sunuyor; kırılgan bir muhasebeciden kararlı bir direnişçiye evrilen performansı filmin kalbi niteliğinde. Ona eşlik eden Javier Gutiérrez, tecrübeli ve hayattan umudunu kesmiş eski bir mahkum rolünde, karakterler arasındaki kuşak çatışmasını ve dayanışmayı ustalıkla yansıtıyor. Jesús Carroza ise bu dram yüklü hikayenin gerilim dozunu artıran kilit performanslardan birini sergileyerek kadronun gücünü perçinliyor.
Yönetmen Alberto Rodríguez, İspanya tarihinin en karanlık dönemlerinden birini, hapishane mikrokozmosu üzerinden son derece çarpıcı bir dille anlatıyor. Film, sadece bir kaçış ya da hapishane filmi değil; aynı zamanda bir ülkenin demokrasiye geçiş yaparken geçmişin hayaletlerinden kurtulma çabasını ele alıyor. Klostrofobik kamera açıları ve soluk renk paleti, mahkumların yaşadığı sıkışmışlık hissini izleyiciye doğrudan geçiriyor. Tempo, bürokratik engeller ve fiziksel çatışmalarla beslenerek gerilim unsurunu son ana kadar canlı tutuyor.
Gerçek olaylara dayanan biyografik hikayelerden ve politik derinliği olan yapımlardan hoşlananlar bu filmi kaçırmamalı. "Esaretin Bedeli" gibi hapishane atmosferini solumak isteyen ama aynı zamanda sistem eleştirisi yapan bir sinema eseri arayanlar için Mahkum 77 ideal bir tercih. Adalet, özgürlük ve insan onuru gibi evrensel temaların işlendiği kaliteli bir yerli film tadında yapım izlemek isteyen yetişkin izleyiciler bu hikayeden oldukça etkilenecektir.
Mahkum 77, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, insanların vicdanında kazanıldığını gösteren güçlü bir manifestodur. Benzerlerinden ayrılan yönü, İspanya’nın 1970’lerdeki gerçek hapishane isyanlarına ve COPEL (Hapishane İçindeki Mahkumlar Mücadele Koordinatörü) hareketine dayanmasıdır. Tarihsel gerçekçiliği, etkileyici oyunculukları ve izleyiciyi derinden sarsan işkence sahnelerindeki dürüstlüğüyle, bu yapım sıradan bir aksiyondan çok daha fazlasını vaat ediyor.
Adalet ve Orantısızlık: Suç ile verilen ceza arasındaki uçurumun yarattığı hukuki kriz.
Sistem Eleştirisi: Demokrasiye geçiş döneminde bile değişmeyen otoriter ve baskıcı yapılar.
Dayanışma: Ortak bir amaç uğruna farklı geçmişlerden gelen insanların kurduğu sarsılmaz bağ.
Basın Özgürlüğü: Gerçeklerin halka ulaşmasının toplumsal bir dönüşümü nasıl başlatabileceği.
Eğer sistemin dişlileri arasında ezilenlerin mücadelesini sevdiyseniz, Papillon (Kelebek) veya İrlanda direnişini anlatan Açlık (Hunger) filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca İspanyol sinemasının bir diğer etkileyici hapishane dramı olan Hücre 211 (Celda 211), bu filmle benzer bir gerilim ve kaos ortamı sunan başarılı bir alternatiftir.
Film, İspanya'nın Sevilla kentindeki gerçek Modelo Hapishanesi'nde çekilerek atmosferin otantikliği en üst seviyeye çıkarıldı. Hazırlık sürecinde yönetmen ve senarist, o dönemde hapishanelerde yatan eski mahkumlarla görüşerek işkence metotları ve yaşam koşulları hakkında birinci ağızdan bilgiler topladı. Miguel Herrán, Manuel’in yaşadığı fiziksel çöküşü yansıtabilmek için çekimler boyunca sıkı bir diyet ve çalışma programı uyguladı.
Film, Manuel’in haksız yere iftiraya uğradığını ve sistemin günah keçisi ilan edildiğini savunarak onun masumiyetini ve adalet mücadelesini temel alır.
Evet, film 1976-1978 yılları arasında İspanya'da gerçekleşen gerçek mahkum protestolarından ve yasal reform taleplerinden esinlenerek kurgulanmıştır.
İsim, İspanya’da diktatörlük sonrası 1977 yılında çıkarılan ancak siyasi olmayan mahkumları kapsamayan genel af yasasına ve o dönemki direnişin zirve noktasına atıfta bulunur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...