
Film, bir zamanlar sahnelerin tozunu yutmuş ancak şimdilerde işsizlikle ve unutulmuşlukla mücadele eden 50 yaşındaki bir aktrisin hikayesini merkezine alıyor. Malu, Rio de Janeiro’nun yoksul mahallelerinden birinde, yıkılmaya yüz tutmuş bir evde hayata tutunmaya çalışırken, sadece ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda görkemli sanatsal geçmişinin hatıralarıyla da savaşıyor. Karakterin içsel çatışmaları, izleyiciye bir sanatçının ruhsal iniş çıkışlarını iliklerine kadar hissettiriyor.
Hikayenin kalbinde, aynı çatı altında yaşamak zorunda kalan üç farklı neslin çatışması yatıyor. Malu, muhafazakar annesiyle olan zorunlu birlikteliğinde geçmişin hesaplarını kapatmaya çalışırken, yetişkin kızıyla olan mesafeli ve gergin ilişkisini de onarmaya çabalıyor. Bu üç kadının arasındaki sevgi, nefret, kıskançlık ve sadakat döngüsü, filmi sadece bireysel bir hikaye olmaktan çıkarıp evrensel bir aile dramına dönüştürüyor.
Yönetmen Pedro Freire, Malu ismini verdiği bu karakter aracılığıyla izleyiciye bir "oda draması" atmosferi sunuyor. Evin her köşesi bir sahneye, her tartışma ise trajik bir tiyatro oyununa dönüşüyor. Karakterin bohem ruhu ile içinde bulunduğu sefalet arasındaki tezatlık, filmin görsel dilini ve duygusal derinliğini besleyen en temel unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.
Sundance’ten tam not alan yapımda, karakterin bipolar doğası ve hayata karşı sergilediği asi tavır, izleyiciyi bir an güldürürken bir sonraki sahnede derin bir hüzne boğabiliyor. Malu, hayatın kendisine sunduğu tüm engellere rağmen, kendi doğrularıyla var olmaya çalışan bir kadının direniş öyküsü. Bu sert ama bir o kadar da naif hikaye, izleyicide uzun süre etkisini yitirmeyecek bir iz bırakmayı başarıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...