

Various
Situationism Extra #4
Situationism Extra #5
Situationism Extra #1
Pop Art Extra
Situationism Extra #3
Situationism Extra #2
Situationism Extra #6
Catholic Priest (Dadaism)
Himself
Manifesto, sanat tarihinin en güçlü ve sarsıcı yazılı metinlerini, sinemanın estetik gücüyle birleştiren sıra dışı bir yapımdır. Başlangıçta çok ekranlı bir sanat enstalasyonu olarak tasarlanan, ardından uzun metrajlı bir filme dönüştürülen bu eser, 20. yüzyılın fütürizm, dadaizm, gerçeküstücülük ve durumculuk gibi akımlarına ait manifestoları merkezine alıyor. Ancak bu metinler tozlu kütüphanelerden değil, günümüz dünyasının tanıdık mekanlarından yükseliyor.
Film, sanatın ne olduğunu, ne işe yaradığını ve toplumla olan karmaşık bağını sorgularken; sanatçıların bir zamanlar dünyayı değiştirmek için attıkları o tutkulu çığlıkları modern bağlamlara oturtuyor. Bir evsizden bir fabrika işçisine, bir borsa simsinden bir haber spikerine kadar pek çok farklı kimlik, sanat tarihinin devrimci cümlelerini dile getiriyor. Manifesto, kelimelerin zamansızlığını ve sanatın her çağda kendini nasıl yeniden var edebildiğini kanıtlayan entelektüel bir yolculuk vaat ediyor.
Filmin en görkemli yanı, şüphesiz Cate Blanchett’ın sergilediği dudak uçuklatan performansıdır. Blanchett, bu filmde tam 13 farklı karakteri canlandırarak bir oyunculuk gövde gösterisi yapıyor. Her bir karakter için büründüğü fiziksel değişim, aksanlar ve duygusal derinlik, onun neden neslinin en büyük oyuncularından biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Blanchett'ı bir sahnede punk bir rock yıldızı, diğerinde muhafazakar bir aile annesi ya da otoriter bir bale öğretmeni olarak görüyoruz. Oyuncunun bu bukalemunvari geçişleri, sanat manifestolarının o sert ve keskin diline editoryal bir esneklik kazandırıyor. Karşısında başka bir ana oyuncu olmayan Blanchett, adeta kendi kendisiyle ve sanat tarihiyle bir düello halinde, ekranın her saniyesini domine ediyor.
Yönetmen Julian Rosefeldt, bu filmle sinema ve video sanatı arasındaki sınırı tamamen ortadan kaldırıyor. Manifesto, her karesi bir sanat galerisinde sergilenecek kadar kusursuz bir kompozisyona sahip. Görüntü yönetimi, her bir karakterin dünyasını yansıtmak için farklı atmosferler kurarken, kurgu bu parçalı yapıyı felsefi bir bütünlükle birleştiriyor. Dram unsurlarının yerine daha çok entelektüel bir merakın ve görsel hazzın geçtiği yapım, izleyiciyi klasik bir hikâye izlemekten ziyade bir zihin jimnastiğine davet ediyor.
Sanat tarihine, felsefeye ve özellikle de oyunculuk sanatının teknik sınırlarına ilgi duyanlar için Manifesto gerçek bir hazine. Eğer sanat akımlarının kökenlerini merak ediyorsanız ve deneysel sinema dilinden keyif alıyorsanız bu film sizin için eşsiz bir deneyim olacaktır. Cate Blanchett hayranları içinse bu yapım, sanatçının kariyerindeki en radikal ve özel işlerden biri olarak mutlaka izlenmesi gerekenler listesinde yer almalı.
Bu yapım, kelimelerin gücünü görsel estetikle bu kadar yüksek perdeden birleştiren nadir filmlerden biridir. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, teorik ve ağır gelebilecek sanat metinlerini, günlük hayatın absürt ve tanıdık anlarıyla harmanlayarak izleyiciye sunmasıdır. Bir cenaze töreninde Dadaist manifestonun okunması ya da bir ilkokul sınıfında Dogma 95 kurallarının öğretilmesi gibi sahneler, izleyiciye sanatın her yerde ve her şeyde olduğunu hatırlatıyor.
Sanatın Rolü: Sanatın toplumu dönüştürme gücü ve sanatçının sorumluluğu.
Kelimelerin Gücü: Manifestoların zamana meydan okuyan, devrimci ve sarsıcı dili.
Kimlik ve Performans: Bir bireyin (veya oyuncunun) farklı sosyal kimlikler üzerinden gerçeği arayışı.
Modernizm ve Gelenek: Geçmişin radikal fikirlerinin modern dünyadaki yansımaları ve bazen de absürtlüğü.
Manifesto’nun deneysel ve sanatsal dokusu hoşunuza gittiyse, yine görsel bir şiir niteliğinde olan ve Cate Blanchett’ın Bob Dylan’ı canlandırdığı I'm Not There filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca sanat dünyasına eleştirel bir gözle bakan The Square (Kare) veya sinema sanatının kendisine bir saygı duruşu niteliği taşıyan Jean-Luc Godard yapımları, bu filmle benzer entelektüel bağlar kuracaktır.
Film, toplamda sadece 12 günde Berlin ve çevresinde çekilmiştir.
Cate Blanchett, bazı çekim günlerinde karakterden karaktere geçmek için saatlerce süren makyaj ve kostüm hazırlıkları yapmıştır.
Filmde seslendirilen manifestolar arasında Karl Marx, Andre Breton ve Jim Jarmusch gibi isimlerin ikonik metinleri yer almaktadır.
Hayır, film 13 farklı sahne ve karakterden oluşan, lineer bir hikâye akışı yerine tematik bir bütünlüğü olan parçalı bir yapıdadır.
Evet, filmde duyduğunuz tüm metinler sanat tarihine yön vermiş ressamların, yönetmenlerin ve düşünürlerin yazdığı gerçek manifestolardır.
Evet, her biri farklı bir toplumsal sınıftan ve meslek grubundan gelen 13 farklı karakterin tamamı Blanchett tarafından canlandırılmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...