

Matthias

Maxime

Rivette

Frank

Brass

Shariff

Francine

Manon

Sarah

Lisa
Matthias ve Maxime, çocukluklarından beri ayrılmaz bir ikilidir. Hayatlarının bir dönüm noktasına gelen bu iki genç adamdan Maxime, yeni bir hayat kurmak için Avustralya’ya gitmeye hazırlanmaktadır. Gitmeden önce arkadaş gruplarıyla geçirdikleri son günlerde, bir arkadaş grubunun kısa filmi için kamera karşısına geçmek zorunda kalırlar. Senaryo gereği birbirlerini öpmeleri gereken bu kısa sahne, ikisi arasında yıllardır bastırılmış olan duyguları ve gerilimleri su yüzüne çıkarır.
Bu öpücük, hem Matthias’ın düzenli ve başarılı hayatını hem de Maxime’in ailevi sorunlarla dolu dünyasını derinden sarsar. Film, iki karakterin de kendi kimliklerini, çevrelerindeki arkadaşlık bağlarını ve birbirlerine duydukları karmaşık sevgiyi sorguladıkları duygusal bir sürece dönüşür. Xavier Dolan, Quebec’in eşsiz atmosferinde, kelimelerin bittiği yerde bakışların konuştuğu bir hikâye sunuyor.
Filmin başrollerinde, Maxime karakterine hayat veren yönetmen Xavier Dolan ve Matthias rolünde Gabriel D'Almeida Freitas yer alıyor. Dolan, kendi yönettiği filmde hassas ve kırılgan Maxime portresiyle izleyiciyi derinden etkilerken; Freitas, içsel çatışmalar yaşayan, öfkesi ile arzusu arasında sıkışan Matthias karakterini büyük bir başarıyla canlandırıyor.
Yan rollerde ise Dolan sinemasının gedikli isimlerinden usta oyuncu Anne Dorval, Maxime’in sorunlu annesi rolünde yine devleşiyor. Arkadaş grubunu oluşturan genç oyuncu kadrosu, Quebec Fransızcasının o doğal ve enerjik ritmiyle filme muazzam bir sahicilik katıyor. Oyuncular arasındaki kimya, filmin "gerçek bir arkadaş grubu" hissini vermesindeki en büyük etken.
Xavier Dolan, bu filmle daha önceki yapımlarındaki (Mommy, Laurence Anyways) o gösterişli ve aşırı stilize tarzından biraz daha uzaklaşarak, daha dingin ve olgun bir anlatımı tercih ediyor. Dram ve romantizmin iç içe geçtiği yapım, özellikle sessiz anlardaki çekimleriyle dikkat çekiyor. Görüntü yönetimi, karakterlerin iç dünyasındaki karmaşayı yansıtan yakın planlar ve doğal ışık kullanımıyla öne çıkıyor. Film, bir aşk hikâyesi olduğu kadar, bir gruba ait olma ve yetişkinliğe adım atma sancılarını da başarıyla işliyor.
İnsan ilişkilerinin karmaşıklığını, bastırılmış duyguların patlama noktalarını ve samimi arkadaşlık hikâyelerini seven izleyiciler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Xavier Dolan’ın kendine has sinema diline aşinaysanız veya "Call Me by Your Name" gibi duygusal yoğunluğu yüksek yapımlardan keyif alıyorsanız, Matthias ve Maxime size çok tanıdık ve sıcak gelecektir. Modern bir Quebec masalı izlemek isteyen sanat sineması tutkunları için harika bir seçenek.
Film, maskülenite ve duygusallık arasındaki çatışmayı ajitasyona kaçmadan, en doğal haliyle sunuyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, odağını sadece iki ana karaktere değil, o karakterleri var eden "arkadaşlık" ekosistemine de yaymasıdır. Müzik seçimlerinden (Britney Spears’tan klasik müziğe uzanan geniş yelpaze) kurgu ritmine kadar tam bir Dolan estetiği sunan yapım, izleyiciye "gerçekten yaşanmış" hissi veren nadir filmlerden.
Kimlik Arayışı: Yetişkinliğe geçerken cinsel kimliğin ve toplumsal statünün sorgulanması.
Bastırılmış Duygular: Yıllarca süren bir arkadaşlığın altına saklanmış aşkın bir tetikleyiciyle ortaya çıkışı.
Veda ve Ayrılık: Gitmek ile kalmak arasındaki o sancılı süreç.
Anne-Oğul İlişkisi: Dolan sinemasının vazgeçilmezi olan, sorunlu ve toksik ebeveyn bağları.
Bu filmin hissettirdiği o melankolik ve samimi havayı sevdiyseniz, yine bir Dolan başyapıtı olan Mommy veya arkadaşlıktan aşka evrilen süreçleri işleyen Weekend (Hafta Sonu) filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca, gençlik ve keşif temalı Call Me by Your Name (Beni Adınla Çağır) bu filmle benzer bir duygusal frekansta yer almaktadır.
Film, 2019 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışmıştır.
Xavier Dolan, bu filmi çekerken kendi arkadaş grubundan ve onların arasındaki dinamiklerden ilham aldığını belirtmiştir.
Filmin özgün dili, Quebec'e has "Joual" lehçesiyle yoğunlaşmış Fransızcadır; bu da filme yerel bir samimiyet katar.
Evet, ancak klasik bir romantik filmden ziyade, iki erkek arasındaki derin bağın, arkadaşlık ve aşk arasındaki sınırda nasıl sınandığını anlatan bir dramdır.
Anne Dorval’ın canlandırdığı karakter üzerinden Dolan sinemasının karakteristik anne-oğul çatışmaları filmde önemli bir yan hikâye olarak yer alıyor.
Final, karakterlerin geleceğine dair kesin cevaplar vermektense, izleyiciyi duygusal bir umut ve belirsizlik içinde bırakan şiirsel bir kapanış sunuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...