
Film, 1987 yılında geçen yaşanmış bir olaydan ilham alıyor. İşinden kovulduktan sonra ailesiyle birlikte ekonomik olarak zor durumdaki McFarland kasabasına taşınmak zorunda kalan koç Jim White, burada hayatının en büyük sınavını verir. McFarland, USA, başlangıçta bir dışlanmışlık hikayesi gibi görünse de kısa sürede bir aidiyet ve dayanışma destanına dönüşüyor. White, kasabanın gençlerindeki potansiyeli fark ettiğinde, sadece bir takım değil, bir gelecek inşa etmeye başlar.
McFarland kasabasındaki gençler, sabahın erken saatlerinde tarlalarda "toplayıcı" olarak çalışıp ardından okula giden, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan çocuklardır. McFarland, USA, bu gençlerin fiziksel dayanıklılıklarını ve pes etmeyen ruhlarını atletizm sahasına nasıl taşıdıklarını ustalıkla işliyor. Film, imkansızlıklar içinde boğuşan bir topluluğun, doğru bir rehberle neleri başarabileceğini gözler önüne seriyor.
Jim White ve ailesi için başta "geçici bir durak" olan bu yer, zamanla onların gerçek yuvası haline gelir. McFarland, USA, kültürel farklılıkların nasıl bir zenginliğe dönüşebileceğini ve önyargıların sevgiyle nasıl yıkıldığını etkileyici bir dille anlatıyor. Film boyunca sadece sporcuların değil, tüm kasaba halkının bu başarıya ortak olması, izleyiciye "biz" olmanın gücünü hissettiriyor.
Eğer başarıya giden yolda çekilen çileleri, aile bağlarını ve "imkansız" denileni başaran insanların samimi öykülerini seviyorsanız, McFarland, USA tam size göre. Kevin Costner’ın sade ve etkileyici oyunculuğu, Niki Caro’nun derinlikli yönetmenliğiyle birleşince ortaya defalarca izlenebilecek bir başyapıt çıkıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...