
-
Narrator
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba Canım, Türk şiirinin en özgün ve aykırı seslerinden biri olan Arkadaş Z. Özger’in yaşamına, poetikasına ve trajik ölümüne odaklanan biyografik bir belgeseldir. 1970’li yılların sert siyasi atmosferinde, hem toplumsal baskılara hem de edebiyat dünyasının kalıplarına karşı kendi "merhaba"sını haykıran Özger, sadece 25 yaşında aramızdan ayrılmıştır. Film, onun "Pencereyi kapat, dışarıda rüzgâr var" diyen kırılgan ama bir o kadar da dirençli sesini, elli yıl sonra yeniden duyulur kılmayı amaçlıyor.
Yönetmen Ulaş Tosun, Özger’in ailesi, arkadaşları ve onun şiirinden etkilenen isimlerle yapılan görüşmeleri, dönemin arşiv görüntüleriyle ustaca harmanlıyor. Belgesel, şairin Ankara’daki öğrencilik yıllarından, işkenceye maruz kaldığı o karanlık geceye ve erken gelen ölümüne kadar olan süreci, didaktik bir dilden uzak, son derece duygusal bir atmosferde anlatıyor. Bu yolculuk, sadece bir şairin hayatı değil, aynı zamanda Türkiye’nin bir döneminin vicdan muhasebesi niteliğini taşıyor.
Bu yapım bir belgesel olduğu için geleneksel bir oyuncu kadrosundan ziyade, Arkadaş Z. Özger’in hayatına tanıklık etmiş gerçek kişilerin anlatımları ön plandadır. Şairin dostları, ailesi ve dönem arkadaşları, Özger’in bilinmeyen yönlerini ve onunla paylaştıkları anıları büyük bir samimiyetle dile getiriyorlar.
Anlatıcıların yanı sıra, şairin imgelerini ve ruh halini yansıtan görsel kurguda, Özger’in dizeleri sanki yaşayan birer karakter gibi perdeye yansıyor. Belgeselde yer alan tanıklıklar, şairin sadece edebi kimliğini değil, onun marjinalize edilen kimliğini ve bu kimlikle verdiği onurlu mücadeleyi de gün yüzüne çıkarıyor.
Ulaş Tosun, ilk uzun metrajlı belgeseliyle oldukça zorlu bir işin altından kalkmayı başarıyor. Arkadaş Z. Özger gibi hakkında çok az görsel kayıt bulunan bir figürü, şiirlerinin ruhuna uygun bir görsel dille anlatmak büyük bir maharet gerektiriyor. Film, klişe bir biyografi olmanın çok ötesinde, şairin "saklı" kalmış hikâyesini bugünün genç kuşaklarına ulaştıran bir köprü görevi görüyor. Müzik seçimlerinden kurgusuna kadar her detay, Özger’in melankolik ama umut dolu dünyasını selamlıyor.
Edebiyata, özellikle de şiire tutkun olan herkes bu belgeseli mutlaka izleme listesine almalıdır. Arkadaş Z. Özger’in dizeleriyle daha önce tanışmamış olanlar için bu yapım sarsıcı bir keşif, onu tanıyanlar için ise hüzünlü bir vefa borcu niteliğindedir. Türkiye’nin yakın tarihine, toplumsal hareketlere ve bireyin sistem karşısındaki duruşuna ilgi duyanlar için bu platform filmi derinlemesine bir analiz sunuyor. Biyografi türündeki eserlerden hoşlanan ve samimi bir anlatı arayan izleyiciler bu belgeselden çok etkilenecektir.
Bu belgesel, "yok sayılan" bir değerin hakkını teslim etmek için izlenmelidir. Arkadaş Z. Özger’in şiirlerindeki evrenselliği, sevgiye ve devrime olan inancını anlamak, günümüzün kaotik dünyasında insana bir nefes alanı açıyor. Şairin 25 yıla sığdırdığı koca bir dünyayı keşfetmek ve onun o meşhur "Merhaba canım" selamını içtenlikle kabul etmek için bu film eşsiz bir fırsat sunuyor.
Bireysel Özgürlük: Şairin toplumsal normlara ve dayatılan kimliklere karşı verdiği sessiz savaş.
Edebi Miras: Yarım kalmış bir hayatın şiirler aracılığıyla nasıl ölümsüzleştiği.
Vicdan ve Adalet: 70’li yılların siyasi ikliminde yaşanan acılar ve bu acıların sanata yansıması.
Yalnızlık ve Melankoli: Kalabalıklar içinde bir şairin kendi iç dünyasına sığınışı.
Şairlerin hayatını ve toplumsal etkilerini işleyen yapımları seviyorsanız, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hikâyesini anlatan Kelebeğin Rüyası filmine bakabilirsiniz. Ayrıca, belgesel türünde edebiyatımızın önemli isimlerini odağına alan Leyla Erbil: Bir Tuhaf Kadın veya Türkiye’nin toplumsal hafızasını sorgulayan diğer bağımsız belgesel yapımları ilginizi çekebilir.
Belgeselin ismi, Arkadaş Z. Özger’in en bilinen şiirlerinden biri olan "Merhaba Canım"dan gelmektedir.
Filmin hazırlık süreci yaklaşık 3 yıl sürmüş ve şairin hiç gün yüzüne çıkmamış mektuplarına ulaşılmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...