

Ejder

-

-

-

Muhtar
-

-
-

-

-
Almanya'da mezarcılık ve mezar bakımı konusunda uzmanlaşmış, işini profesyonel bir zanaat olarak gören Ejder, babasının vefatı üzerine memleketi Dalaman’a döner. Köyüne döndüğünde, buradaki mezarlıkların bakımsızlığını ve defin işlemlerinin "ilkel" olduğunu düşünür.
Ejder’in aklında parlak (!) bir fikir vardır: Almanya’da öğrendiği modern tekniklerle, zenginler için "özel ve lüks" mezarlar tasarlayacak, ölümü bir ticari başarıya dönüştürecektir. Ancak köylülerin geleneksel bakış açısı, Ejder'in bu kapitalist girişimiyle çatışmaya başlar. Ejder bir yandan sevdiği kadına kavuşmaya çalışırken, diğer yandan "yaşayanlardan çok ölülerden para kazanma" hırsıyla etik bir çöküşün eşiğine gelir.
Film, popüler isimlerin sıra dışı performanslarına sahne oluyor:
Emre Altuğ (Ejder): Alışılmış "jön" rollerinden tamamen sıyrılarak, hırslı, hafif takıntılı ve trajikomik Ejder karakterini kariyerinin en iyi performanslarından biriyle canlandırıyor.
Nilay Erdönmez: Ejder'in hayatındaki duygusal dengeyi ve köyün masumiyetini temsil eden karakteriyle hikayeye derinlik katıyor.
Turan Özdemir: Türk sinemasının (bu filmden kısa süre sonra kaybettiğimiz) usta ismi, köyün dokusunu yansıtan unutulmaz karakteriyle filme renk katıyor.
Yönetmenliğini Talip Karamahmutoğlu’nun üstlendiği yapım, toplumun en büyük tabusu olan "ölüm" gerçeğini mizahın keskin kılıcıyla deşiyor. Film, aslında bir mezarcının hikayesi üzerinden Türkiye’nin değişen toplumsal yapısını, rant hırsını ve gelenek ile modernite arasındaki o tuhaf boşluğu eleştiriyor.
Sinematografik açıdan Muğla'nın güneşli doğası ile "mezar" temasının soğukluğu arasındaki tezat çok iyi kullanılmış. Bir kara mizah-dram olarak, izleyiciyi güldürürken bir yandan da insanın açgözlülüğünün sınırlarını sorgulatıyor.
Toplumsal yergi içeren ve alt metni güçlü bağımsız sinema örneklerini sevenler.
Emre Altuğ’u çok farklı ve katmanlı bir karakterde görmek isteyenler.
"Yaşarken değer görmeyenlerin, ölünce lüks mezarlara gömülme çabası"ndaki ironiyi merak edenler.
Film, bize hırsın en kutsal değerleri bile nasıl metalaştırabildiğini tokat gibi çarpıyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o her şeyini yitirmiş ve geçmişin günahlarıyla boğuşan dedektifinin aksine; Ejder, geleceğini "ölüm" üzerine kurmaya çalışan absürt bir anti-kahraman. "Ölüm hak, miras helal" diyenlerin dünyasında, Ejder'in trajikomik sonu uzun süre akıllardan çıkmıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...