
Londra'daki bir kilise çekilişinde Cannes tatili, bir video kamera ve 200 Euro kazanan Mr. Bean, güneşin ve denizin hayaliyle yola çıkar. Ancak Bean'in olduğu yerde hiçbir şey planlandığı gibi gitmez. Paris’e vardığında, tren istasyonunda tanıştığı Rus bir yönetmenin küçük oğlundan (Stepan) yanlışlıkla ayrılmasına neden olur.
Vicdan azabı ve yardım etme isteğiyle Stepan'ı yanına alan Bean, Fransa'yı bir uçtan bir uca geçerken başına gelmedik iş kalmaz:
Parasını ve biletlerini kaybeder.
Bir Nazi filmi setine yanlışlıkla dahil olur.
Fransız mutfağının (özellikle deniz ürünlerinin) azizliğine uğrar.
Sonunda yolu, tanıştığı güzel aktris Sabine ile kesişir ve hep birlikte Cannes Film Festivali'ne doğru macera dolu bir yolculuğa çıkarlar. Bean’in elindeki amatör kamera kayıtları, festivalin en ciddi anında her şeyi değiştirecektir.
Rowan Atkinson (Mr. Bean): Kelimelere ihtiyaç duymadan, sadece yüz hatları ve vücut diliyle komedi yapabilen nadir dâhilerden.
Emma de Caunes (Sabine): Bean’e yolculuğunda eşlik eden, hayalleri olan sempatik Fransız aktris.
Willem Dafoe (Carson Clay): Narsist ve sıkıcı bir sanat filmi yönetmeni rolünde, kendi kariyeriyle dalga geçerek harika bir performans sergiliyor.
Max Baldry (Stepan): Bean ile aralarındaki dil engeline rağmen kurdukları bağ, filmin duygusal yönünü güçlendiriyor.
Saf Mizah: Kaba saba şakalara veya karmaşık olay örgülerine ihtiyaç duymadan, en basit durumları (istakoz yemek, kravatı makineye kaptırmak gibi) bile birer komedi fırtınasına dönüştürüyor.
Fransa Manzaraları: Paris’ten Côte d'Azur’a kadar uzanan muazzam bir görsel yolculuk sunuyor.
Müzik ve Atmosfer: Charles Trenet'nin meşhur "La Mer" şarkısı eşliğinde biten final sahnesi, sinema tarihinin en "mutlu" ve huzurlu finallerinden biridir.
Ailecek Eğlence: Her yaştan izleyicinin aynı anda, hiçbir sansüre ihtiyaç duymadan gülebileceği nadir filmlerden.
İletişimin Gücü: Dil bilmeseniz bile (Bean’in Fransızca bildiği tek kelime "Oui") insanlarla bağ kurabileceğinizi gösteriyor.
Masumiyet: Bean’in yarattığı onca kaosa rağmen, aslında sadece deniz kenarına gitmek isteyen masum bir çocuk ruhuna sahip olması.
Sanatın Doğası: Carson Clay’in sıkıcı "sanat" filmi ile Bean’in hayat dolu amatör kayıtlarının karşılaştırması üzerinden yapılan zekice eleştiri.
Rowan Atkinson, bu filmden sonra Mr. Bean karakterini emekliye ayırdığını (sadece çok özel hayır işleri hariç) açıklamıştır. Bu yüzden film, hem bir veda hem de bu eşsiz karakterin zirve noktası niteliğindedir.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...