
Mr. Gay Syria, yönetmen Ayşe Toprak’ın hem insani hem de politik açıdan sarsıcı bir bakış açısı sunduğu, belgesel sinemanın en samimi örneklerinden biridir. Film, Berlin’de yaşayan aktivist Mahmud ve İstanbul’da mülteci olarak hayatta kalmaya çalışan berber Husein’in yollarının kesişmesini konu alır. Mahmud’un hayali, dünya çapındaki "Mr. Gay World" yarışmasına Suriye’yi temsilen bir aday göndermektir.
Husein için bu yarışma, sadece bir podyum yürüyüşü değil; karısı, çocuğu ve muhafazakar ailesi ile kendi cinsel kimliği arasında sıkıştığı araftan bir çıkış biletidir. Ancak bu yolculuk, vize engelleri, homofobi ve vatansızlık gibi devasa duvarlara çarpar. Film, ışıltılı bir yarışma parantezinin içinde, mülteciliğin en görünmez ve en savunmasız halini; yani LGBTİ+ mülteci olmayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Filmin merkezindeki Husein, bir yandan İstanbul’un arka sokaklarında berberlik yaparak ailesine bakmaya çalışan fedakar bir baba, diğer yandan kendi gerçeğini haykırmak isteyen bir gençtir. Husein’in yaşadığı içsel çatışma, filmin duygusal motorunu oluşturur. Karakterin aynadaki yansımasıyla barışma çabası, izleyiciyi mültecilikten öte "insan olma" ortak paydasında buluşturur.
Mahmud ise, sürgündeki bir direnişçinin kararlılığıyla hareket eder. Onun için bu yarışma, Suriyeli eşcinsellerin "biz de varız ve yaşıyoruz" deme biçimidir. Mahmud’un organizatör ruhu ve Husein’in kırılgan cesareti, filmin belgesel yapısını güçlendirerek hikâyeyi bir kahramanlık anlatısından ziyade bir varoluş mücadelesine dönüştürür.
Ayşe Toprak, kamerasını karakterlerine o kadar yakın tutuyor ki, bir noktadan sonra izleyici bir film izlediğini unutup bu insanların hayatındaki bir sırdaşa dönüşüyor. Filmin çekimleri İstanbul, Berlin ve Malta arasında geçerken, yönetmen mekanların ruhunu karakterlerin ruh haliyle birleştiriyor. Mr. Gay Syria, sadece bir azınlık grubun hikâyesi değil; aynı zamanda sınırların, bürokrasinin ve önyargıların insan hayatını nasıl felç edebileceğine dair editoryal bir eleştiri. Avrupa film festivallerinden pek çok ödülle dönen yapım, gerçeğin kurgudan daha sarsıcı olduğunun kanıtı niteliğinde bir sanat filmi derinliğine sahip.
İnsan hakları meselelerine duyarlı olan, mülteci krizine ana akım medyanın dışından bir gözle bakmak isteyen ve toplumsal tabulardan korkmayan her sinemasever bu belgeseli izlemeli. Eğer "kimlik", "aidiyet" ve "özgürlük" gibi kavramlar üzerine düşünmeyi seviyorsanız, bu film size çok şey söyleyecektir. Ayrıca, LGBTİ+ bireylerin farklı kültürlerdeki yaşam savaşını merak edenler için de son derece bilgilendirici ve empati uyandırıcı bir yapım.
Çünkü bu film, en karanlık savaş ve sürgün ortamlarında bile insanın hayal kurmaktan vazgeçmediğini gösteriyor. Husein’in podyumda yürüme hayali, aslında "görünür olma" ve "onaylanma" ihtiyacının en saf sembolüdür. Film, sizi hem ağlatacak hem de karakterlerin yaşama tutkusuna hayran bırakacak bir samimiyete sahip. Belgeselin sonunda, mülteci kelimesinin sadece istatistiksel bir veri olmadığını, her birinin ardında devasa bir dünya barındırdığını bir kez daha anlıyorsunuz.
Kimlik ve İfade Özgürlüğü: Kendi benliğini gizlemeden yaşayabilme arzusu.
Mülteci Olmak: Vatansız kalmanın ve başka bir ülkede "görünmez" olarak hayatta kalmanın zorlukları.
Dayanışma: Ortak acıların ve kimliklerin insanları nasıl bir araya getirdiği.
Bürokrasi ve Engeller: Vize rejimlerinin ve sınırların özgürlüklerin önündeki en somut engel oluşu.
Bu belgeselin gerçekçi ve dokunaklı tonunu sevdiyseniz, yine bir mülteci hikâyesini ve müzikle gelen özgürlüğü anlatan Flee (Kaçış) animasyon belgeselini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir kimlik mücadelesini işleyen Aşk, Büyü, Vs. veya Ortadoğu’daki eşcinsel bireylerin hayatına odaklanan Out in the Dark, Mr. Gay Syria ile benzer bir sosyal dram frekansı paylaşır.
Film, 2017 yılında Chicago Uluslararası Film Festivali ve Saraybosna Film Festivali gibi prestijli platformlarda ödüller kazanmıştır.
Çekimler, mültecilerin ve katılımcıların güvenliğini tehlikeye atmamak adına büyük bir titizlikle ve etik sorumlulukla gerçekleştirilmiştir.
Yönetmen Ayşe Toprak, bu projeye bir haber röportajı olarak başlamış ancak karakterlerin derinliğinden etkilenerek bunu bir uzun metrajlı belgesele dönüştürmeye karar vermiştir.
Evet, Suriye’deki savaş koşulları ve bölgedeki radikal grupların LGBTİ+ bireylere yönelik tutumu nedeniyle, filmdeki karakterler hem ülkelerinde hem de mülteci olarak bulundukları bazı ortamlarda ciddi riskler altındadır.
Film, yarışma sürecinin hazırlık aşamasından finale kadar olan süreci adım adım takip eder ancak odak noktası yarışmanın kendisinden ziyade karakterlerin oraya ulaşma çabasıdır.
Belgesel, Husein’in ailesiyle olan ilişkisindeki o gerilimli dengeyi ve açılma sürecindeki tereddütlerini en şeffaf haliyle yansıtır; bu da filmin en can alıcı noktalarından biridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...