
Belgesel
Bernard Herrmann'ın hayatına ve eşsiz kariyerine odaklanan bu belgesel, sinema tarihinin en etkili müzikal yolculuklarından birini izleyiciye sunuyor. Orson Welles’in "Citizen Kane" filminden, Alfred Hitchcock’un "Psycho" ve "Vertigo" gibi başyapıtlarına kadar, sinemanın sesini şekillendiren Herrmann’ın çalışma metodolojisi derinlemesine inceleniyor. Film, müziğin sadece bir arka plan öğesi değil, bir filmin psikolojik derinliğini ve duygusal temposunu belirleyen ana unsurlardan biri olduğunu bestecinin eserleri üzerinden kanıtlıyor.
Arşiv görüntüleri, özel kayıtlar ve çağdaş yönetmenlerin yorumlarıyla zenginleşen belgesel, Herrmann’ın zor karakterini ve sanatsal mükemmeliyetçiliğini de gözler önüne seriyor. Müziğiyle izleyicinin bilinçaltına sızmayı başaran bu dahi sanatçının, yönetmenlerle girdiği yaratıcı çatışmalar ve film müziği dünyasına getirdiği avangart yaklaşımlar, sinemaseverler için büyüleyici bir hikaye sunuyor.
Belgesel türündeki bu yapımda, Herrmann’ın etkilediği ve onunla çalışan dev isimler birer anlatıcı olarak yer alıyor. Martin Scorsese, bestecinin "Taxi Driver" filmindeki son büyük eserini ve müzikal vizyonunu tutkuyla anlatırken; Elmer Bernstein ve David Raksin gibi usta besteciler, Herrmann’ın teknik dehasını editoryal bir dille analiz ediyor.
Filmin asıl kahramanı olan Bernard Herrmann, arşiv röportajları ve ikonik partisyonlarıyla karşımızda duruyor. Claude Chabrol gibi Fransız Yeni Dalga yönetmenlerinin tanıklıkları, Herrmann’ın evrensel etkisini ve sinema estetiğine olan katkılarını doğrulayan en güçlü performans unsurlarıdır.
Yönetmen Joshua Waletzky, kronolojik bir biyografiden ziyade bir sanat anlayışının anatomisini çıkarıyor. 1993 yılında "En İyi Belgesel" dalında Oscar adaylığı kazanan bu yapım, ses ve görüntünün simbiyotik ilişkisini kusursuz bir şekilde analiz ediyor. Herrmann’ın çığlık atan kemanlarından (Psycho), hüzünlü saksafon sololarına (Taxi Driver) kadar uzanan geniş yelpazesi, belgeselin görsel ritmiyle harmanlanmış. Yapım, sinema sanatının sadece görülen değil, işitilen bir büyü olduğunu etkileyici bir şekilde hatırlatıyor.
Sinema öğrencileri, müzisyenler ve klasik Hollywood hayranları için bu belgesel adeta bir ders niteliğindedir. Özellikle biyografi ve sanat tarihi türüne ilgi duyanlar, bir sanatçının teknik bilgisini duygusal zekasıyla nasıl birleştirdiğini görmek için bu filmi listelerine almalı. Hitchcock evreninin gizemli atmosferine hayran olanlar için ise perde arkasındaki gerçek dahiyle tanışmak paha biçilemez bir deneyim olacaktır.
Bernard Herrmann, geleneksel Hollywood melodilerini yıkarak modern film müziğinin temellerini atan isimdir. Bu belgeseli izlemek, sinemanın en ikonik sahnelerinin (örneğin duş sahnesi) müziksiz neden aynı etkiyi yaratmayacağını anlamanızı sağlar. Bestecinin orkestrasyon dehasını ve karakterlerin içsel dünyasını notalara dökme yeteneğini görmek, film izleme deneyiminizi bir üst seviyeye taşıyacaktır.
Müzik ve Psikoloji: Notaların izleyicide yarattığı korku, yalnızlık ve obsesyon gibi duyguların analizi.
Yaratıcı Deha ve Çatışma: Sanatsal vizyon uğruna yönetmenler ve stüdyolarla verilen mücadeleler.
Modernizmin Sinemadaki Sesi: Klasik orkestrasyondan saparak yaratılan yeni ses evrenleri.
Bestecilerin dünyasını merak edenler için Ennio Morricone’nin hayatını anlatan Ennio veya John Williams’ın kariyerine odaklanan belgeseller harika tamamlayıcılar olabilir. Ayrıca Herrmann’ın müziğinin zirve yaptığı Vertigo veya Taxi Driver gibi drama filmleri, bu belgeselde anlatılan teorilerin pratik yansımalarını görmek için yeniden izlenmelidir.
Bernard Herrmann, Hitchcock ile 11 yıl süren ortaklığını "Torn Curtain" filminin müziği üzerindeki bir anlaşmazlık nedeniyle sert bir şekilde bitirmiştir.
Besteci, son çalışması olan "Taxi Driver"ın kayıtlarını tamamladıktan sadece birkaç saat sonra uykusunda hayata gözlerini yummuştur.
"Psycho"nun ünlü duş sahnesinde Hitchcock başlangıçta hiç müzik istememiş, ancak Herrmann’ın ısrarıyla eklenen keman sesleri sinema tarihinin en korkutucu anını yaratmıştır.
Her ne kadar pek çok başyapıta imza atmış olsa da, Hitchcock'un "Psycho" (Sapık) filmi için bestelediği ve kemanların kullanıldığı "The Murder" parçası dünyaca en çok tanınan eseridir.
Hayır, film bestecinin kariyerine başladığı Orson Welles döneminden, Fransız sinemacıyla iş birliklerine ve hayatının son dönemindeki Martin Scorsese ortaklığına kadar tüm geniş yelpazeyi kapsıyor.
Evet, 1941 yapımı "All That Money Can Buy" (The Devil and Daniel Webster) filmiyle En İyi Özgün Müzik dalında Oscar kazanmış, ancak Hitchcock filmlerindeki daha ikonik çalışmaları genellikle adaylıkta kalmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...