

Judith Lerner

Olga Brodsky

Ramos Garcia

C. Maillard

Indian

Self

Indian

Spanish Translator

Self
Self
Müziğimiz, Dante’nin İlahi Komedya’sından esinlenerek üç bölüme ayrılmıştır: Cehennem, Araf ve Cennet. Film, Godard’ın tipik kolaj estetiğiyle, belgesel görüntüler, edebi metinler ve kurmaca sahnelerin iç içe geçtiği entelektüel bir yapı sunar.
Cehennem: Savaşın yıkıcılığını, arşiv görüntüleri ve savaş filmlerinden kesitlerle anlatan dehşet verici bir montaj sekansıdır.
Araf: Hikâyenin merkezidir. Saraybosna’da bir edebiyat konferansında geçer. Godard’ın bizzat kendisinin de katıldığı bu bölümde, İsrail-Filistin çatışmasından yerli halkların haklarına kadar pek çok mesele, şiirsel bir dille tartışılır.
Cennet: Savaşın ve kaosun ardından, ABD askerleri tarafından korunan, ancak aslında bir yanılsamadan ibaret olan huzurlu bir bahçe tasviridir.
Film, "öteki" ile kurulan ilişkiyi ve sinemanın dünyayı temsil etme gücünü sorgularken, müzikal bir ritimle izleyiciye şu soruyu sorar: İnsanlık kendi müziğini (uyumunu) ne zaman bozdu?
Filmin en dikkat çekici "oyuncusu", kendi görüşlerini ve sinema kuramlarını dile getiren bizzat Jean-Luc Godard'dır. Onun varlığı, filmi bir kurgudan ziyade canlı bir manifestoya dönüştürür. Başrollerde ise Sarah Adler (Judith Lerner) ve Nade Dieu (Olga Brodsky) yer alır. Bu iki kadın karakter, tarihle ve şiddetle yüzleşen farklı perspektifleri temsil eden sembolik figürlerdir.
Kadroda ayrıca Filistinli şair Mahmud Derviş ve İspanyol yazar Juan Goytisolo gibi gerçek entelektüel figürlerin yer alması, yapımın editoryal ağırlığını artırır. Performanslar burada geleneksel dramatik oyunculuğun ötesinde, fikirlerin taşıyıcısı olan ikonografik duruşlar olarak kurgulanmıştır.
Godard, Müziğimiz ile sinemayı sadece izlenen bir şey değil, üzerinde düşünülen bir nesne haline getiriyor. Film, alışıldık bir olay örgüsü sunmak yerine, zıtlıkların uyumunu (montajın özünü) arar. Görüntüler arasındaki geçişler, bir piyano sonatı kadar titizlikle işlenmiştir. Savaşın karanlığına karşı sanatın ışığını tutan bu yapım, yönetmenin geç dönem başyapıtları arasında en erişilebilir ve duygusal açıdan en dokunaklı olanlarından biridir.
Jean-Luc Godard sinemasına aşina olanlar ve Fransız Yeni Dalga akımının evrimini merak edenler için bu film kaçırılmaması gereken bir duraktır. Eğer felsefe, siyaset tarihi ve estetik kuramlarla ilgilenen bir sanat filmi tutkunuysanız, bu yapımdan büyük keyif alacaksınız. Sadece bir hikâye dinlemek değil, tarihin ve insanlığın durumu üzerine derin bir meditasyona dalmak isteyen her bilinçli izleyici bu esere şans vermelidir.
Filmi izlemek için en geçerli sebep, sinemanın bir düşünme biçimi olduğunu bizzat ustasından görmektir. Saraybosna gibi acının merkezlerinden birinde barışı ve şiiri aramak, izleyiciye umut ve hüzün arasında benzersiz bir denge sunar. Ayrıca montajın (kurgunun) bir hikâyeyi değil, bir fikri nasıl inşa edebileceğini anlamak adına ders niteliğinde bir bağımsız sinema örneğidir.
Zıtlıkların Birliği: Işık ve karanlık, Yahudi ve Filistinli, kurgu ve gerçek arasındaki diyalektik.
Savaşın Mirası: Geçmişin yıkımının bugünün düşünce dünyasındaki izleri.
Temsiliyet: Görüntülerin gerçeği anlatmadaki başarısı veya başarısızlığı.
Bu filmin şiirsel ve politik dokusunu sevdiyseniz, Godard'ın anıtsal çalışması Sinema Tarih(ler)i (Histoire(s) du cinéma) veya Chris Marker'ın Güneşsiz (Sans Soleil) gibi belgesel-deneme filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca, Balkanlar'daki savaşa dair daha kurgusal ama benzer hüzne sahip olan Ulis'in Bakışı (Ulysses' Gaze) da bu listede yer alabilir.
Film, 2004 Cannes Film Festivali'nde yarışma dışı olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden büyük övgü almıştır.
Godard, filmde sinema çekim tekniklerini (açı-karşı açı gibi) kullanarak İsrail ve Filistin arasındaki ilişkiyi bir kurgu kuralı üzerinden açıklar.
Çekimlerin bir kısmı, savaş sonrası fiziksel ve ruhsal olarak yeniden inşa edilen Saraybosna'da gerçekleştirilmiştir.
Hem belgesel hem de kurmaca öğeleri barındıran, sinema literatüründe "deneme film" (essay film) olarak adlandırılan hibrit bir türdür.
İronik bir şekilde, filmin adı "Müziğimiz" olsa da Godard, müziği notalarda değil, görüntülerin ritminde ve insanların düşüncelerindeki uyumda (veya uyumsuzlukta) arar.
Cehennem geçmişteki savaşları, Araf günümüzdeki tartışmaları ve arayışları, Cennet ise ulaşılması zor olan ideal barışı temsil eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...