
Belgesel
Yönetmen Julia Gerashchenko, izleyiciyi modern Rusya tarihinin en karanlık dönemeçlerinden birine, bağımsız medya kuruluşu TV Rain’in (Dozhd) mutfağına götürüyordu. 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle başlayan süreçte, "yabancı ajan" ilan edilen ve "istenmeyen kuruluş" damgası yiyen bir avuç gazetecinin, her an tutuklanma korkusuyla yaptıkları son yayınları ve ardından gelen zorunlu sürgün hayatını konu alıyor. Film, bir haber merkezinin sadece fiziksel olarak dağılmasını değil, bir ülkenin özgür düşünceyle vedalaşmasını da sarsıcı bir dille işliyor.
Belgesel, Moskova’daki son günlerin klostrofobik atmosferinden başlayarak, ekibin Riga ve ötesine uzanan belirsiz yolculuğuna odaklanıyor. Gerashchenko, sadece politik bir kronoloji sunmakla kalmıyor; arkadaşlıkların, aile bağlarının ve mesleki onurun bu büyük baskı altında nasıl test edildiğini gösteriyor. "My Undesirable Friends", ismindeki ironiyle, devletin "istenmeyen" ilan ettiği bu insanların aslında Rus halkının gerçekleri duyabileceği son nefes borusu olduğunu vurgulayan lirik bir anlatı sunuyor.
Bu belgesel yapımında "oyuncular", hayatlarını gerçeğe adamış gerçek gazetecilerden oluşuyor. TV Rain’in kurucusu Natalya Sindeyeva, kanalın ayakta kalması için verdiği duygusal ve finansal savaşla filmin en güçlü figürü olarak öne çıkıyor. Sindeyeva’nın enerjisi ve zaman zaman yaşadığı çaresizlik, bağımsız bir medya patronu olmanın bedelini tüm çıplaklığıyla gösteriyor.
Kanalın genel yayın yönetmeni Tikhon Dzyadko ve eşi Ekaterina Kotrikadze gibi kilit isimler, sürgün kararının kişisel hayatlarını nasıl paramparça ettiğini anlatırken; genç muhabirlerin idealleri ve korkuları arasındaki gitgelleri de kadraja yansıyor. Yönetmen Julia Gerashchenko, ekibin bir parçası gibi hareket ederek, bu insanların en savunmasız, en insani anlarını yakalamayı başarıyor; bu da performansları birer tanıklık mertebesine yükseltiyor.
Julia Gerashchenko’nun bu ilk uzun metrajlı belgeseli, 2025 yılında sinema çevrelerinde "direnişin en samimi portresi" olarak tanımlandı. Film, haber bültenlerinin soğukluğundan uzak, son derece kişisel ve sinematografik bir dil kullanıyor. Moskova’nın puslu sokakları ile Avrupa’nın yabancı şehirleri arasındaki görsel tezat, karakterlerin içsel boşluğunu başarıyla yansıtıyor.
Filmin temposu, savaşın başladığı ilk günlerdeki kaosu yansıtırken oldukça hızlı ve gerilimli; ancak sürgün hayatı başladığında yerini hüzünlü bir durağanlığa bırakıyor. My Undesirable Friends, sadece Rusya’yı değil, dünya genelinde artan otoriterleşme karşısında medyanın ne kadar kırılgan ama bir o kadar da hayati olduğunu hatırlatan evrensel bir değerlendirme sunuyor.
Gazetecilik mesleğinin etik sınırlarını ve zorluklarını merak edenler, Rusya-Ukrayna savaşına farklı bir perspektiften bakmak isteyenler bu yapımı kaçırmamalı. Eğer siyasi belgesel türünde insan odaklı hikâyeleri seviyorsanız ve özgür basın mücadelesine duyarlıysanız bu film sizi derinden etkileyecektir. Ayrıca festival filmleri takipçileri için 2025'in en dikkat çeken "yakın tarih" belgelerinden biri olduğunu belirtmek gerekir.
Bu film, "gerçek" dediğimiz kavramın bir devlet tarafından nasıl kriminalize edilebileceğini görmek adına ibretlik bir ders niteliğinde. TV Rain ekibinin Moskova'daki son yayınlarını kapatırken yaşadıkları o anlar, sinema tarihinin en dokunaklı veda sahneleri arasında yer alıyor. Cesaretin sadece cephede değil, bir mikrofonun başında da gösterilebileceğini kanıtladığı için bu ödüllü belgesel mutlak izleme listesinde olmalı.
Sürgün ve Aidiyet: Doğduğun ve sevdiğin topraklardan fikirlerin yüzünden koparılmanın ağırlığı.
Basın Özgürlüğü: Gerçeğin, savaş zamanında "istenmeyen" bir suç aletine dönüşmesi.
Korku ve Cesaret: Tutuklanma tehdidi altındayken yayına devam etme iradesi.
Kolektif Dayanışma: Bir kurumun parçalanırken bile birbirine tutunan bir aileye dönüşmesi.
Bu belgeselin yarattığı atmosferi ve siyasi derinliği sevdiyseniz, yine Rusya’daki medya baskısını konu alan Tango with Putin (F@ck This Job) belgeselini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, tehlike altındaki gazetecilerin hikâyelerini anlatan A Private War veya Nobel Barış Ödüllü Maria Ressa’yı konu alan A Thousand Cuts gibi yapımlar da benzer bir etik duruşu temsil etmektedir.
Belgesel, 2025 Sundance Film Festivali'nde "Dünya Sineması Belgesel" kategorisinde yarışarak büyük ses getirdi.
Filmin adı, Rus devletinin bağımsız gazetecileri tanımlamak için kullandığı "yabancı ajan" ve "istenmeyen kişi" gibi hukuki terimlere bir nazire niteliğindedir.
Yönetmen Julia Gerashchenko, TV Rain ekibiyle birlikte bir yılı aşkın süre boyunca seyahat ederek 300 saatten fazla görüntü topladı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...