
Belgesel
Film, Afrika savanlarında yükselen devasa termit tepelerinin içine girerek bu "topraktan kalelerin" gizemlerini çözer. Bir termit kolonisi, dışarıdan sadece kurumuş bir çamur yığını gibi görünse de içeride; mükemmel bir havalandırma sistemi, mantar bahçeleri ve katı bir hiyerarşi barındıran yaşayan bir şehirdir.
Belgesel, bir koloninin doğumundan ölümüne kadar olan süreci işlerken; kraliçe arının devasa boyutlarını, işçilerin bitmek bilmeyen emeğini ve askerlerin koloniyi dev karıncayiyenlere karşı nasıl canları pahasına savunduğunu nefes kesen makro çekimlerle gösterir. Ayrıca bu küçük canlıların, ekosistemin geri kalanı için ne kadar hayati bir rol oynadığını vurgular.
Yönetmenliğini Alan Root’un üstlendiği bu yapım, 1979 yılında "En İyi Belgesel" dalında Oscar adaylığı kazanmıştır. O dönem için imkansız görülen makro çekim teknikleri ve termit tepelerinin içindeki klostrofobik görüntüleri elde etme başarısı, belgesel dünyasında devrim yaratmıştır.
Filmin en çok akılda kalan yönlerinden biri de, usta aktör Richard Kiley’in etkileyici seslendirmesidir. Anlatım, doğayı sadece bir gözlem nesnesi olarak değil, epik bir hikaye gibi sunar.
Mimari Deha: İnsanların modern binalarda kullandığı klima ve havalandırma sistemlerinin binlerce yıl önce termitler tarafından nasıl uygulandığını görmek için.
Görsel Estetik: Makro çekimlerin gücüyle, minicik bir böceğin dünyasının ne kadar devasa ve dramatik olabileceğine tanıklık etmek için.
Doğal Düzen: Doğadaki en küçük halkalardan birinin kopması durumunda tüm savanın nasıl etkileneceğini anlamak için.
Böceklerin dünyasına ve doğanın gizli kalmış mimarilerine ilgi duyuyorsanız şunlara bakmalısınız:
Microcosmos: Böceklerin dünyasını sanatsal bir dille anlatan görsel bir başyapıt.
Life in the Undergrowth: David Attenborough’un sunduğu, omurgasızların dünyasına dair en kapsamlı seri.
Empire of the Ants: Karıncaların karmaşık toplum yapısını ve savaş stratejilerini inceleyen etkileyici bir yapım.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...