
Sean Wang, Kaliforniya'daki evlerinde birlikte yaşayan 86 yaşındaki babaannesi (Nǎi Nai) ve 97 yaşındaki anneannesinin (Wài Pó) yanına taşınır. Normal şartlarda "dünür" olan bu iki yaşlı kadın, eşlerini kaybettikten sonra birbirlerinin hayat arkadaşı ve ev arkadaşı olmuşlardır.
Film, bu iki kadının sabah jimnastiği yapmalarından, aynı yatakta uyumalarına, birbirleriyle tatlı tatlı atışmalarından, osuruk şakalarına kadar en doğal hallerini kaydeder. Ancak bu neşe dolu anların arasında, yaşlılığın getirdiği kırılganlık, ölümün kaçınılmazlığı ve geride kalan zamanı nasıl değerlendirdikleri üzerine derin sohbetler de yer alır. Yönetmen, torunları olarak onlara kamerasını çevirerek, hem onlara bir aşk mektubu yazar hem de yaşlı Asyalı kadınlara dair klişeleri yıkar.
Yi Yan Fuei (Nǎi Nai): Yönetmenin babaannesi. Evin daha hareketli, dominant ve şakacı karakteri.
Zhang Li Hua (Wài Pó): Yönetmenin anneannesi. Daha sakin, gözlemci ve bilge tavrıyla dengeyi sağlıyor.
Sean Wang (Yönetmen/Torun): Kameranın arkasındaki sevgi dolu göz.
Nǎi Nai & Wài Pó, izleyicinin yüzüne istemsiz bir gülümseme yerleştiren bir "mutluluk hapı" gibidir. Yönetmen Sean Wang, filmi özellikle COVID-19 döneminde artan Asya karşıtı nefret suçlarına bir cevap olarak çektiğini belirtmiştir. Yaşlı Asyalı kadınların sadece "mağdur" veya "kırılgan" olarak görülmesine karşı, onların ne kadar hayat dolu, komik ve güçlü olduklarını göstermek istemiştir.
Belgesel, görsel diliyle de dikkat çeker. Kurgusu dinamiktir, müzikleri neşelidir ve çerçevelemesi yer yer Wes Anderson filmlerini andıran bir simetriye sahiptir. Ölüm gibi ağır bir konuyu bile, "Hadi dans edelim!" diyerek karşılayan bu iki kadının yaşam enerjisi, izleyiciye "anı yaşama" konusunda büyük bir ders verir.
Büyükanneleriyle büyüyenler, aile sıcaklığını özleyenler ve yaşlılığa karamsar değil, umutlu bir pencereden bakmak isteyenler mutlaka izlemeli. Dick Johnson Is Dead gibi ölümü ve yaşlılığı mizahla harmanlayan yapımları sevenler için idealdir.
Çünkü bu film, 96. Akademi Ödülleri'nde (Oscar) "En İyi Kısa Belgesel" dalında aday gösterilen en samimi ve en eğlenceli yapım. 17 dakika boyunca, 90'lı yaşlardaki iki kadının süper kahraman kostümleri giyip dans etmesini izlemek, ruhunuza iyi gelecek en iyi terapilerden biri.
Dostluk: İki dünürün, kız kardeş gibi birbirine tutunması.
Yaşlılık ve Ölüm: Ölümün yaklaşmasını bir korku değil, hayatın bir gerçeği olarak kabullenip kalan zamanı neşeyle doldurmak.
Aile Bağları: Kuşaklar arası sevgi aktarımı.
Görünürlük: Yaşlı insanların da hala çocuksu bir ruha ve mizah anlayışına sahip olduğunun hatırlatılması.
Dick Johnson Is Dead: Bir kızın, babasının ölümünü mizahi yollarla canlandırarak onu ölümsüzleştirmeye çalıştığı belgesel.
The Farewell (Elveda): Bir torunun, hasta babaannesiyle geçirdiği zamanı anlatan duygusal film.
Minari: Koreli bir ailenin ve sıra dışı bir anneannenin Amerika'daki yaşamını anlatan film.
Filmin adı Çince'de sırasıyla "Babaanne" (Nǎi Nai) ve "Anneanne" (Wài Pó) anlamına gelir.
Film, Disney+ tarafından satın alınmış ve geniş bir dağıtım ağına ulaşmıştır.
Yönetmen Sean Wang, bu kısa filmin başarısının ardından 2024 yılında Dìdi adlı ilk uzun metrajlı filmini çekmiş ve Sundance Film Festivali'nde ödül kazanmıştır.
Evet, filmin çekildiği ve Oscar törenine katıldıkları tarih itibarıyla (Mart 2024) ikisi de hayattadır ve Sean ile birlikte kırmızı halıda yürümüşlerdir.
Film, Disney+ ve Hulu platformlarında yayınlanmaktadır.
Sean'ın ailesi, iki büyükannenin de eşlerini kaybettikten sonra yalnız kalmamaları ve birbirlerine destek olmaları için onları aynı evde yaşatma kararı almıştır. Yıllar içinde ayrılmaz bir ikili olmuşlardır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...