
Belgesel
Never Give Up: The 20th Century Odyssey of Herbert Zipper, 20. yüzyılın en çalkantılı dönemlerine tanıklık etmiş olan Viyanalı besteci ve şef Herbert Zipper'ın sarsıcı hayat hikâyesini merkezine alan biyografik bir belgeseldir. Film, Zipper’ın sadece bir müzisyen olarak değil, aynı zamanda insan ruhunun yenilmezliğinin bir simgesi olarak portresini çizer. 1938 yılında Naziler tarafından Dachau toplama kampına gönderilen Zipper, burada diğer mahkûmlarla birlikte gizlice müzik yaparak, imkansızlıklar içinde enstrümanlar inşa ederek ve "Dachau Şarkısı"nı besteleyerek ölüme karşı sanatla direnmiştir.
Belgesel, Zipper’ın Dachau ve Buchenwald kamplarından kurtuluşunun ardından Filipinler’e gidişini, orada Japon işgali sırasında yaşadığı zorlukları ve sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde sanat eğitimine adadığı yıllarını kronolojik bir akışla sunuyor. Arşiv görüntüleri, kişisel belgeler ve Herbert Zipper ile yapılan derinlemesine röportajlar, izleyiciye bir insanın en karanlık anlarda bile içindeki ışığı nasıl koruyabileceğini editoryal bir titizlikle aktarıyor. Bu yapım, müziğin sadece bir eğlence aracı değil, bir hayatta kalma stratejisi olduğunu gözler önüne seriyor.
Bu etkileyici yapım bir belgesel olduğu için en güçlü performansı bizzat Herbert Zipper’ın kendisi sergiliyor. Zipper’ın ilerleyen yaşına rağmen sahip olduğu berrak hafıza, vakur anlatımı ve yaşadığı onca acıya rağmen gözlerindeki umut ışığı, izleyici üzerinde hipnotik bir etki bırakıyor. Zipper, kendi hikâyesini anlatırken bir kurban gibi değil, bir galip gibi konuşuyor.
Filmin anlatıcılığını ise usta aktör Billy Crystal üstleniyor. Crystal’ın hikâyeye eşlik eden duyarlı ve saygılı ses tonu, Zipper’ın epik yolculuğuna uygun bir zemin hazırlıyor. Ayrıca filmde yer alan eski dostları, öğrencileri ve tarihçilerin tanıklıkları, Zipper’ın dünya müzik mirasına ve toplumun sanatla iyileşmesine olan katkılarını daha geniş bir perspektifle anlamamızı sağlıyor.
Yönetmen Terry Sanders, bir insanın hayatını anlatırken aynı zamanda 20. yüzyılın toplumsal ve siyasal panoramasını da çıkarmayı başarıyor. Filmin temposu, Herbert Zipper’ın disiplinli ve kararlı karakterini yansıtacak şekilde net ve etkileyici bir akışa sahip. 1996 yılında "En İyi Belgesel" dalında Oscar adaylığı kazanan bu yapım, tarihsel gerçekleri duygusal bir derinlikle harmanlamasıyla öne çıkıyor. Müzik kullanımının bizzat hikâyenin öznesi olması, belgeseli sadece bilgi veren bir yapım olmaktan çıkarıp işitsel bir saygı duruşuna dönüştürüyor.
Müzik tutkunları, tarih meraklıları ve insan iradesinin sınırlarını keşfetmek isteyen her yaştan izleyici bu belgeseli mutlaka görmeli. Eğer toplama kampları dönemine dair farklı ve umut dolu bir perspektif arıyorsanız veya kaliteli belgesel yapımları ilginizi çekiyorsa, Herbert Zipper’ın hikâyesi size derin bir ilham kaynağı olacaktır. Sanatın toplumsal yaraları sarmadaki rolünü merak eden eğitimciler ve öğrenciler için de bu film temel bir kaynak niteliğindedir.
Bu film, "asla vazgeçme" mottosunun sadece bir slogan değil, bir yaşam biçimi olduğunu kanıtladığı için izlenmelidir. Zipper’ın Dachau’da gizlice konserler düzenlemesi ve mahkûmların ruhunu müzikle beslemesi, insanlık tarihinin en onurlu başkaldırılarından biridir. Filmi izlerken, en zorlu dış koşulların bile bir insanın içsel özgürlüğünü elinden alamayacağını fark ediyorsunuz. Ayrıca Zipper’ın Filipinler’den Amerika’ya uzanan bu "odyssey" tarzı yolculuğu, hayata karşı duyulan saf tutkunun bir belgesi niteliğindedir.
Sanatla Direniş: Müziğin, fiziksel işkence ve baskı altında ruhsal bir kalkan olarak kullanılması.
Umut ve Metanet: Karşılaşılan korkunç engellere rağmen yaşam enerjisinden ödün vermemek.
Eğitim ve Toplum: Zipper’ın hayatının sonuna kadar müziği herkese ulaştırmak için verdiği eğitim mücadelesi.
Tarihsel Tanıklık: Soykırım ve savaş gibi büyük felaketlerin bireysel yaşamlar üzerindeki kalıcı etkisi.
Herbert Zipper’ın müzikle harmanlanmış hayatta kalma öyküsünü sevdiyseniz, yine bir müzisyenin Holokost sırasındaki mücadelesini konu alan Piyanist (The Pianist) filmini izlemelisiniz. Belgesel türünde ise bir başka Holokost tanıklığı olan One Survivor Remembers (1995) etkileyici bir tercih olacaktır. Ayrıca toplama kamplarındaki sanat faaliyetlerini odağına alan The Last Butterfly veya müzik ve direniş temalı Koro (Les Choristes) benzer bir duygusal atmosfer sunabilir.
Herbert Zipper, Dachau toplama kampında tutulurken mahkûmlar için "Dachaulied" (Dachau Şarkısı) adlı eseri gizlice bestelemiş ve bu eser bir direniş marşı haline gelmiştir.
Zipper, 1997 yılında 92 yaşında vefat edene kadar aktif olarak müzik yapmaya ve eğitim vermeye devam etmiştir.
Belgesel, Zipper'ın sadece kamp yıllarına değil, Filipinler'deki Manila Senfoni Orkestrası'nı savaşın yıkıntılarının ortasında yeniden kurma çabalarına da geniş yer ayırır.
1996 Akademi Ödülleri'nde "En İyi Belgesel Film" dalında aday gösterilerek başarısını tescillemiştir.
Zipper, 1939 yılında ailesinin çabaları ve uluslararası girişimler sayesinde kamptan serbest bırakılmış, ardından hemen Filipinler'e geçmiştir; ancak orada da Japon işgaliyle karşı karşıya kalmıştır.
Evet, belgesel boyunca Zipper'ın hem klasik bestelerine hem de toplama kampında zor şartlar altında yazdığı eserlere yer verilmektedir.
Billy Crystal, Herbert Zipper'ın hikâyesinden ve insani duruşundan çok etkilendiği için projeye gönüllü olarak anlatıcı desteği sağlamıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...