
Genç bir kadın (Dakota Johnson), gece geç saatte JFK Havalimanı’ndan bir taksiye biner. Amacı sadece Manhattan’daki dairesine gitmektir. Direksiyonda ise hayatın süzgecinden geçmiş, açık sözlü ve biraz da kaba saba taksi şoförü Clark (Sean Penn) vardır.
Yol boyunca ikili arasında başlayan sıradan sohbet, kısa sürede modern ilişkiler, aşk, kayıp, cinsellik ve insanın kendiyle olan dürüstlüğü üzerine devasa bir hesaplaşmaya dönüşür. Clark, kadının telefonuna gelen mesajlardan ve tavırlarından yola çıkarak onun hayatına dair keskin çıkarımlar yaparken; kadın da bu yabancıya, en yakınlarına bile anlatamadığı sırlarını açmaya başlar. Christy Hall, bu 90 dakikalık yolculuğu, Manhattan ışıklarının altında geçen hipnotik bir itiraf seansına dönüştürüyor.
Dakota Johnson ve Sean Penn Dinamiği: Penn’in eski toprak karizması ile Johnson’ın kırılgan ama güçlü duruşu arasındaki zıtlık, filmin tüm yükünü omuzluyor. İki oyuncunun da performansları, karakterlerin birbirlerine duyduğu o anlık ama derin güveni iliklerinize kadar hissettiriyor.
Minimalist Başarı: Film, neredeyse tamamen sarı bir taksinin içinde geçmesine rağmen, dışarıdaki şehrin yansımaları ve klostrofobik olmayan kamera açılarıyla izleyiciyi asla sıkmıyor.
Dürüst Diyaloglar: Senaryo, "politik doğruculuktan" uzak, hayatın içinden gelen, bazen can yakan bazen de güldüren bir dille yazılmış.
Yabancılığın Samimiyeti: Film, bazen hiç tanımadığımız birine, bizi yargılamayacağını bildiğimiz için en derin sırlarımızı dökmemizin o garip rahatlatıcılığını işliyor.
Diyalog Odaklı Sinema Sevenler İçin: Before Sunrise serisini veya tiyatro tadındaki tek mekan filmlerini seviyorsanız tam size göre.
Oyunculuk Gösterisi İzlemek İçin: Sean Penn'in ustalığına ve Dakota Johnson'ın kariyerindeki en olgun performanslarından birine tanık olmak adına.
Gece Yolculuklarının Melankolisi İçin: Şehrin ışıkları akıp giderken, yabancı bir ruhla kurulan o geçici ama kalıcı bağın hikayesini solumak için.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...