Oblivion, izleyiciyi uzaylı istilası sonrası terk edilmiş ve tanınmaz hale gelmiş bir Dünya panoramasına götürüyor. Tom Cruise’un canlandırdığı Jack Harper, gezegenin kaynaklarını toplayan insansız hava araçlarının (drone) bakımından sorumlu son teknisyenlerden biridir. Jack, gökyüzündeki güvenli yuvasında ortağı Victoria ile birlikte görevini sürdürürken, aşağıda kalan yıkıntılar arasında geçmişine dair anlam veremediği silik anıların peşine düşer.
Jack’in rutin hayatı, düşen eski bir uzay aracından gizemli bir yabancıyı kurtarmasıyla tamamen değişir. Bu olay, bildiği her şeyi sorgulamasına neden olan bir zincirleme reaksiyonu tetikler. Oblivion, sadece bir hayatta kalma mücadelesi değil, aynı zamanda kimlik ve aidiyet kavramlarını derinlemesine işleyen bir keşif yolculuğudur. Karakterin hafızasındaki boşluklar, filmin gizem dozunu her an yüksek tutmayı başarıyor.
Yönetmen Joseph Kosinski, Tron: Legacy filminde olduğu gibi Oblivion yapımında da benzersiz bir görsel dil kuruyor. İzland'nın volkanik arazilerinde çekilen sahneler, teknolojik minimalizmle birleşerek izleyiciye adeta yaşayan bir dünya sunuyor. Filmin M83 tarafından hazırlanan epik müzikleri ise, Oblivion atmosferini tamamlayan en güçlü unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Filmin ilerleyen dakikalarında Jack, Dünya’nın sandığı kadar boş olmadığını ve savaşın göründüğünden çok daha karmaşık bir arka plana sahip olduğunu fark eder. Oblivion, izleyiciye şu soruyu sorduruyor: Hafızanız silinmiş olsa bile, kalbiniz kime ait olduğunuzu hatırlayabilir mi? Morgan Freeman’ın etkileyici performansıyla derinleşen hikaye, aksiyon ve dramı dengeli bir şekilde harmanlıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...