
Olga, 15 yaşındaki yetenekli bir Ukraynalı jimnastikçinin, Avrupa Şampiyonası'na hazırlandığı sırada kendisini hayatının en büyük ikilemi içinde bulmasını konu alıyor. Ukrayna'da patlak veren Euromaidan protestoları ve artan siyasi gerilim, Olga’nın bir gazeteci olan annesini tehlikeye atınca, genç kız antrenmanlarına devam edebilmesi için İsviçre’ye gönderilir. Olga, bir yandan yeni takımına ve kültürüne uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan kalbi ve aklı Kiev’in alevler içindeki sokaklarında kalır.
Film, Olga’nın kusursuz bir performans sergilemek için verdiği fiziksel mücadelenin, ülkesindeki trajediyi uzaktan izlemek zorunda kalmasının yarattığı suçluluk duygusuyla nasıl iç içe geçtiğini anlatıyor. Jimnastik salonunun steril ve sessiz atmosferiyle, telefon ekranlarından izlenen barikatların gürültülü kaosu arasındaki zıtlık, Olga’nın içsel parçalanmışlığını derinleştiriyor. Bu dram, sadece bir spor hikâyesi değil, aynı zamanda sürgünde olmanın ve vatan sevgisinin bedelini sorgulayan politik bir anlatı sunuyor.
Filmin başrolünde, gerçek hayatta da profesyonel bir jimnastikçi olan Anastasiia Budiashkina yer alıyor. Budiashkina, oyunculuk deneyimi olmamasına rağmen, karakterinin içindeki öfkeyi, disiplini ve çaresizliği son derece doğal ve çarpıcı bir performansla yansıtıyor. Oyuncunun sahnelerdeki fiziksel yetkinliği, filmin bir sporcu draması olarak inandırıcılığını en üst seviyeye taşıyor.
Yardımcı kadroda yer alan isimler, Olga’nın İsviçre’deki takım arkadaşlarını ve Ukrayna’daki yakınlarını canlandırırken, hikâyenin sınıfsal ve kültürel çatışmalarını başarıyla destekliyor. Özellikle Olga’nın annesiyle olan telefon görüşmeleri, filmin duygusal iskeletini oluştururken, profesyonel sporcuların yer aldığı bu oyuncu kadrosu, jimnastik dünyasının o amansız ve rekabetçi havasını filme başarıyla entegre ediyor.
Yönetmen Elie Grappe, ilk uzun metrajlı filminde belgeselci bir gerçekçilikle estetik bir sinema dilini harmanlıyor. Olga, sporun mekanik yapısını, vücutların zorlanışını ve kemik seslerini neredeyse fiziksel olarak hissettiren bir kurguyla sunuyor. Filmin temposu, Olga’nın antrenman rutinleri gibi disiplinli ama Ukrayna’dan gelen her haberle birlikte sarsılan ve yön değiştiren bir yapıda ilerliyor.
Teknik açıdan filmin en başarılı olduğu nokta, ses tasarımıdır. Jimnastik barındaki sürtünme sesleri ile Kiev’deki patlama sesleri arasındaki geçişler, Olga’nın zihinsel dünyasının ne kadar bölünmüş olduğunu izleyiciye hissettiriyor. Başka Sinema dağıtımıyla dikkat çeken yapım, bireysel bir kariyer hedefinin toplumsal bir trajedi karşısında ne kadar "lüks" kalabileceğini cesurca tartışıyor.
Sporun arka planındaki psikolojik baskıyı merak edenler, yakın dönem siyasi tarihine ilgi duyanlar ve karakter odaklı güçlü dramları sevenler Olga’yı kesinlikle izlemeli. Eğer platform filmi arayışınızda sizi hem görsel hem de duygusal olarak etkileyecek, gerçekçi bir yapım arıyorsanız bu film tam size göre. Ayrıca, genç bir kadının kimlik arayışını ve aidiyet duygusunu işleyen hikâyelerden hoşlanan izleyiciler için de etkileyici bir seçenek.
Bu film, jimnastik sahnelerindeki teknik mükemmeliyetin ötesinde, bir sporcunun "etkisiz eleman" olma duygusuyla nasıl savaştığını gösterdiği için izlenmeli. Olga’nın yaşadığı suçluluk duygusu ve ülkesi yanarken barın üzerinde attığı taklalar arasındaki ironi, filmi sarsıcı bir deneyime dönüştürüyor. Anastasiia Budiashkina’nın sahici performansı ve filmin güncelliğini koruyan politik alt metni, Olga’yı yılın en özel spor dramı örneklerinden biri kılıyor.
Sürgün ve Aidiyet: Güvenli bir yerde yaşarken, vatanındaki kaosun yarattığı yabancılaşma hissi.
Disiplin ve Adanmışlık: Sporun getirdiği duygusal izolasyon ve odaklanma zorunluluğu.
Politik Suçluluk: Ülkesi için savaşmak yerine kariyerine odaklanmanın yarattığı vicdani yük.
Anne-Kız İlişkisi: Mesafelerin ve farklı önceliklerin aile bağları üzerindeki etkisi.
Eğer Olga’nın yarattığı o gergin ve disiplinli atmosferi sevdiyseniz, yine bir sporcunun hırsını ve içsel dünyasını anlatan Whiplash veya genç bir kadının kimlik mücadelesine odaklanan Mustang gibi filmleri beğenebilirsiniz. Ayrıca, bu tarz sosyal dram yüklü yapımlar sinema listenizde mutlaka yer almalı.
Filmin başrol oyuncusu Anastasiia Budiashkina, çekimler sırasında Ukrayna Ulusal Takımı'nın gerçek bir üyesiydi.
Film, 74. Cannes Film Festivali'nde Eleştirmenler Haftası bölümünde gösterilmiş ve en iyi senaryo ödülünü (SACD Ödülü) kazanmıştır.
Çekimlerin bir kısmı İsviçre'nin meşhur spor tesislerinde yapılmış ve gerçek jimnastik koreografileri kullanılmıştır.
Film kurgusal bir senaryoya sahip olsa da, 2013-2014 yıllarında Ukrayna'da yaşanan Euromaidan protestoları ve sporcuların bu süreçteki gerçek deneyimlerinden esinlenilmiştir.
Hayır, başrol oyuncusu Anastasiia Budiashkina profesyonel bir jimnastikçi olduğu için tüm zorlu hareketleri bizzat kendisi gerçekleştirmiştir.
Filmde karakterlerin içinde bulunduğu duruma bağlı olarak Fransızca, Ukraynaca ve Rusça dilleri bir arada kullanılmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...