
Komedi, Fantastik, Korku

Madeline Ashton Menville

Helen Sharp

Dr. Ernest Menville

Lisle von Rhuman

Chagall

Dakota

Psychologist

Rose

Anna

Vivian Adams
Helen ve Madeline, yıllardır birbirini hem kıskanan hem de bir şekilde hayatlarından çıkaramayan iki ezeli rakiptir. Helen, nişanlısı Ernest'i Madeline'e kaptırdıktan sonra ağır bir depresyona girer ve yıllarını bu yenilginin gölgesinde geçirir. Ancak yıllar sonra geri döndüğünde, Madeline'i dehşete düşürecek kadar genç ve kusursuz bir görünüme kavuşmuştur. Bu ani değişim, yaşlanma korkusuyla boğuşan ve kariyeri düşüşe geçen Madeline'i, gizemli bir kadının sunduğu mucizevi bir iksirin kucağına iter.
İksiri içen her iki kadın da artık sonsuz gençliğe ve ölümsüzlüğe sahip olduklarını düşünürken, bu sihrin oldukça karanlık ve fiziksel olarak "parçalayıcı" yan etkileri olduğunu fark ederler. Ernest ise bu iki ölümsüz ama deforme olmuş kadın arasında sıkışıp kalmış, absürt bir kaosun ortasındaki tek ölümlü figürdür. Film, estetik kaygıların insanı nasıl bir canavara dönüştürebileceğini, kopan kafalar ve delinen karınlar eşliğinde kahkahalarla dolu bir dille anlatıyor.
Meryl Streep, narsisistik aktris Madeline rolünde her zamanki ustalığını konuştururken, Goldie Hawn intikam ateşiyle yanıp tutuşan Helen karakterine harika bir enerji katıyor. İkilinin arasındaki kimya ve karşılıklı atışmalar, filmin komedi yükünü başarıyla sırtlıyor. Bruce Willis ise alışılmış aksiyon yıldızı imajının tamamen dışına çıkarak, kafası karışık ve pısırık Ernest rolünde şaşırtıcı bir performans sergiliyor. Gizemli iksir satıcısı rolündeki Isabella Rossellini, büyüleyici ve tekinsiz duruşuyla kadroyu tamamlayan en önemli parça oluyor.
Robert Zemeckis’in yönetmenliğini üstlendiği yapım, Hollywood’un güzellik standartlarını ve insanların yaşlanmaya karşı duyduğu patolojik korkuyu sert bir dille eleştiriyor. Film, vizyona girdiği 1992 yılında devrim niteliğinde olan CGI teknikleriyle dikkat çekmiş ve görsel efektleriyle Oscar kazanmıştır. Kırılan boyunlar, vücutta açılan dev delikler ve yamulan uzuvlar, o dönem için sinema tarihindeki en yaratıcı görsel işçiliklerden biri olarak kabul edilir. Tempo, ilk andan itibaren düşmeyen bir absürtlükle ilerleyerek izleyiciyi hem şaşırtıyor hem de eğlendiriyor.
Kara mizahın sınırlarını zorlayan hikayelerden hoşlananlar ve sinemanın görsel efekt yolculuğuna ilgi duyanlar bu filmi kesinlikle listesine almalı. Eğer "güzellik her şeydir" mottosunun nasıl bir felakete dönüşebileceğini merak ediyorsanız ve 90’lı yılların o kendine has fantastik dokusunu özlediyseniz, bu komedi filmi sizin için doğru adres. Aynı zamanda Meryl Streep ve Goldie Hawn gibi dev isimleri alışılmışın dışında rollerde görmek isteyenler için de büyük bir fırsat.
Bu film, üzerinden yıllar geçse de eskimemeyi başaran nadir yapımlardan biridir; çünkü işlediği tema olan "yaşlanma korkusu" bugün her zamankinden daha günceldir. Zemeckis’in zekice kurgulanmış sahneleri ve karakterlerin karikatürize edilmiş hırsları, filmi sadece bir eğlencelik olmaktan çıkarıp toplumsal bir hicve dönüştürüyor. Görsel şöleni, keskin zekalı diyalogları ve unutulmaz final sahnesiyle sinema tarihinin en ikonik fantastik film örneklerinden biridir.
Güzellik Takıntısı: Estetik ve genç kalma arzusunun insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkisi.
Ölümsüzlüğün Bedeli: Hiç ölmemenin aslında sonsuz bir çürümeye ve yalnızlığa dönüşebileceği fikri.
Ezeli Rekabet: Kadınlar arasındaki rekabetin, ortak bir kaderde nasıl absürt bir dostluğa (veya mahkumiyete) evrilebileceği.
Bu filmin stilini ve kara mizah anlayışını sevdiyseniz, yine bir Robert Zemeckis klasiği olan Who Framed Roger Rabbit (Masum Sanık Roger Rabbit) veya fantastik unsurları mizahla birleştiren The Witches of Eastwick (Kasabanın Cadıları) filmlerine bakabilirsiniz. Tim Burton’ın gotik ve komik atmosferine sahip olan Beetlejuice (Beterböcek) de benzer bir keyif sunacaktır.
Meryl Streep, filmdeki bazı sahnelerde kullanılan özel makyaj teknikleri ve vücut bükme efektleri sırasında o kadar çok yorulmuştur ki, başlangıçta bu projeye dahil olduğu için şüpheye düşmüştür. Ancak sonuç, ona sinema tarihindeki en sıra dışı rollerinden birini kazandırmıştır. Ayrıca film, dijital olarak oluşturulmuş "cilt dokusu" efektinin sinemada kullanıldığı ilk önemli yapımlardan biridir; bu teknoloji daha sonra pek çok büyük yapımın önünü açmıştır.
Filmdeki iksir, içen kişiye sonsuz gençlik ve ölümsüzlük verir; ancak vücut herhangi bir fiziksel hasar aldığında iyileşmez, sadece o hasarla yaşamaya devam ederler, bu da onları yaşayan kadavralara dönüştürür.
Ernest, sonsuz hayatın aslında sonsuz bir sıkıntı ve anlamsızlık olduğunu fark eder; yaşlanmanın ve ölmenin hayata anlam katan gerçek değerler olduğunu anladığı için ölümsüzlüğü reddeder.
Yapım, 1993 yılında gerçekleştirilen Akademi Ödülleri'nde, o dönem için çığır açan bilgisayar destekli görüntüleri sayesinde En İyi Görsel Efekt Oscar'ını kazanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...