

Self
-

-

-

-
-
-
-

-

-
Tamer Karadağlı, yıllarca canlandırdığı "Taş Fırın Erkeği" imajıyla özdeşleşmiş, ancak artık kariyerinde yeni bir soluk arayan ünlü bir oyuncudur. Bir gün, yapımcı Birol Güven’den beklenmedik bir teklif alır: Bir romantik komedi filminde "Pamuk Prens"i canlandıracaktır. Ancak Tamer Karadağlı’nın hayatı sadece işten ibaret değildir; özel hayatındaki çalkantılar, eski eşi Arzu Balkan ile olan ilişkisi ve yaşlanma korkusuyla baş etmeye çalışmaktadır.
Film, Tamer Karadağlı’nın kendi adıyla ve kendi hayatından kesitlerle yer aldığı, gerçekle kurgunun iç içe geçtiği bir yapıya sahiptir. Ünlü oyuncunun kendine dair yaptığı acımasız özeleştiriler, sektördeki diğer oyuncuların kaprisleri ve bir yapımcının projesini hayata geçirmek için çevirdiği entrikalar, izleyiciye "şov dünyasının" pek de göründüğü gibi ışıltılı olmadığını kahkahalar eşliğinde gösteriyor.
Filmin en büyük sürprizi, oyuncuların büyük bir kısmının kendilerini (gerçek isimleriyle) canlandırmasıdır. Tamer Karadağlı, canlandırdığı karakterin egosu ve insani zaaflarıyla dalga geçerek kariyerinin en dürüst performanslarından birini sergiliyor. Ona eşlik eden eski eşi Arzu Balkan, hikâyeye duygusal bir derinlik ve samimiyet katıyor.
Yapımcı Birol Güven de filmde kilit bir rolde yer alarak, bir yapımcının zihninden geçen tilkileri bizzat sergiliyor. Ayrıca Pınar Altuğ, Yağmur Atacan, Hamdi Alkan ve daha birçok ünlü isim kısa sahnelerle filme renk katıyor. Bu "yıldızlar geçidi" havası, filmin gerçekçilik dozunu ve mizahi gücünü artırıyor.
Yönetmen Birol Güven, Türkiye'de pek denenmemiş olan "kendiyle dalga geçme" türünü bu filmde ustalıkla uyguluyor. Film, bir yandan Tamer Karadağlı’nın imajını yerle bir ederken diğer yandan onu çok daha insani ve sempatik bir yere konumlandırıyor. Sektör eleştirisi yaparken kimseyi kırmayan ama lafını da esirgemeyen senaryo, izleyiciye bir "içeriden bakış" fırsatı sunuyor. Teknik olarak bir belgesel havasında çekilmesi, sahnelerin doğallığını ve inandırıcılığını pekiştirmiş.
Türk televizyon ve magazin dünyasını yakından takip eden, set arkasında neler olup bittiğini merak eden izleyiciler bu filmi çok sevecek. Eğer yerli komedi türünde slapstick (fiziksel) mizah yerine daha zekice kurgulanmış, ironik ve sektörel eleştiri barındıran yapımları seviyorsanız Pamuk Prens tam size göre. Özellikle "Çocuklar Duymasın" kuşağıyla büyüyenler için Tamer Karadağlı’yı bu kadar savunmasız ve komik görmek oldukça keyifli bir deneyim olacaktır.
Bir ünlünün kendi kariyerini ve imajını nasıl bu kadar cesurca tiye alabildiğini görmek için izlenmeli. Film, popüler kültürün yarattığı "mükemmel insan" algısını yıkarken, aslında hepimizin benzer kaygılar ve hatalar içinde olduğunu hatırlatıyor. Hem eğlendiren hem de sektörün görünmeyen dişlilerini gösteren bu meta-komedi örneği, Türk sineması için oldukça taze bir nefes niteliğinde.
Ego ve Şöhret: Bir oyuncunun kariyer basamaklarındaki hırsları ve halkın gözündeki imajıyla imtihanı.
Gerçeklik vs. Kurgu: Medyada gördüğümüz hayatlar ile kapalı kapılar ardındaki gerçeklerin çatışması.
Özeleştiri: İnsanın kendi hatalarıyla yüzleşebilme ve onlara gülebilme becerisi.
Bu tarz "kendini canlandırma" ve sektör eleştirisi içeren yapımları seviyorsanız, Jean-Claude Van Damme'ın başrolünde olduğu JCVD veya Nicolas Cage’in The Unbearable Weight of Massive Talent filmleri dünya sinemasındaki başarılı örneklerdir. Yerli tarafta ise daha absürt bir mizah için Pek Yakında bu türün sevenleri için iyi bir benzeri filmler alternatifidir.
Filmdeki pek çok olay, Tamer Karadağlı ve Arzu Balkan’ın gerçek hayatındaki anılardan esinlenilerek senaryolaştırılmıştır.
Filmin çekimleri sırasında pek çok ünlü isim hiçbir ücret almadan, sadece projenin özgünlüğüne inandıkları için yer almıştır.
Film, Tamer Karadağlı’nın halk arasındaki "sert adam" algısını yumuşatmak için yapılmış bir "imaj çalışması" gibi görünse de aslında bununla da dalga geçmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...