
Ankara’nın kenar mahallelerinden birinde taksi şoförlüğü yapan Mehmet, arkadaşları Yavuz ve Metin ile birlikte monoton bir hayat sürmektedir. Ancak bir gün taksisine binen gizemli bir yolcu ve ardından gelişen tesadüfler, bu üç arkadaşın eline çok büyük bir koz verir: Nüfuzlu bir iş adamının karanlık sırlarına tanık olmuşlardır.
Başta sadece biraz para kazanmak amacıyla başladıkları şantaj oyunu, beklediklerinden çok daha büyük ve tehlikeli bir karmaşaya dönüşür. "Küçük insanların büyük paralarla imtihanı" olarak özetlenebilecek olan Paranın Kokusu, karakterlerin vicdan, korku ve hayaller arasındaki savruluşunu trajikomik bir dille anlatıyor. Film, başkent Ankara’nın gri sokaklarını, meyhanelerini ve mahalle kültürünü arka plana alarak sistemin yozlaşmışlığına da ince bir eleştiri getiriyor.
Filmin kadrosu, Türk sinemasının hem yetenekli hem de karakteristik isimlerini bir araya getiriyor:
Murat Kılıç: Mehmet rolünde, sıradan insanın çıkmazlarını ve tedirginliğini her zamanki doğal oyunculuğuyla yansıtıyor.
Şevval Sam: Hikayeye dahil olan kilit bir karakteri canlandırarak, filme farklı bir renk ve zarafet katıyor.
Emrah Kolukısa: Mehmet’in yakın arkadaşı olarak ekibin dinamizmini tamamlıyor.
Ercan Kesal: Konuk oyuncu olarak yer aldığı sahnelerde, kendine has ağırlığıyla filmin etkileyiciliğini artırıyor.
Rıza Sönmez: Karakter oyuncusu olarak filmin kara mizah tonuna büyük katkı sağlıyor.
Yönetmen Ahmet Boyacıoğlu, uzun yıllar Gezici Festival’in başkanlığını yapmış, sinemayı mutfağından tanıyan bir isim. İlk uzun metrajlı kurmaca filmi olan Paranın Kokusu ile Ankara’ya olan vefasını gösterirken, klasik "yırtma" hikayelerine daha samimi ve dürüst bir açıdan yaklaşıyor. Film, temposunu diyaloglardan ve karakter analizlerinden alıyor. Başarılı bir kara mizah örneği olan yapım, paranın insan ilişkilerini ve karakterleri nasıl bir koku gibi sardığını, bazen güldürerek bazen de hüzünlendirerek gösteriyor.
Ankara hikayelerini sevenler, Behzat Ç. tarzı samimi ve yerel atmosferli yapımlardan hoşlananlar için bu film ideal bir tercihtir. Kara mizah türündeki bağımsız yerli sinemayı takip eden izleyiciler, filmin sunduğu o gerçekçi mahalle ve arkadaşlık dokusunda kendilerinden çok şey bulacaklardır.
Film, büyük bütçeli aksiyonlardan ziyade, "bizden" bir hikaye sunmasıyla öne çıkıyor. Paranın sadece bir değişim aracı olmadığını, bir insanın ruhunu nasıl değiştirebileceğini dürüstçe sorguluyor. Ayrıca Ankara’nın o meşhur melankolisini ve dayanışma kültürünü beyaz perdeye yansıtan en samimi yapımlardan biri olması sebebiyle izlenmeye değer.
Sınıf Çatışması: Alt gelir grubundaki insanların, üst tabakanın kirli işlerine bulaşması.
Yozlaşma: Gücün ve paranın insan ahlakı üzerindeki test edici etkisi.
Arkadaşlık ve Sadakat: Tehlike kapıya dayandığında dostluğun ne kadar dayanıklı olduğu.
Eğer bu filmin atmosferini ve hikaye yapısını sevdiyseniz; bir grup arkadaşın yasadışı işlere bulaşmasını anlatan Gemide (1998) veya yine Ankara atmosferini iliklerinize kadar hissettiren Lal Gece gibi filmlere göz atabilirsiniz. Ayrıca yönetmenin bir nevi sinema tutkusunu paylaştığı Siyah Beyaz (2010) filmi de benzer bir ruh taşır.
Film, çekimlerinin tamamını Ankara'da gerçekleştirmiş ve şehrin ikonik mekanlarını (meyhaneler, eski mahalleler) dekor olarak kullanmıştır.
Ercan Kesal ve Şevval Sam gibi isimlerin projede yer alması, bağımsız bir yapıma verilen güçlü bir desteğin simgesi niteliğindedir.
Filmin senaryosu, yönetmen Ahmet Boyacıoğlu'nun gözlemlerine ve gerçek hayattan esinlenen küçük insan hikayelerine dayanmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...