

Peggy Sue

Charlie Bodell

Richard Norvik

Carol Heath

Maddy Nagle

Michael Fitzsimmons

Walter Getz

Delores Dodge

Rosalie Testa

Arthur Nagle
Peggy Sue, yirmi beşinci lise mezunları buluşmasına katıldığında, lise aşkı ve şimdilerde boşanmak üzere olduğu eşi Charlie ile karşılaşmanın gerginliğini yaşamaktadır. Gecenin ilerleyen saatlerinde, "Buluşma Kraliçesi" seçildiği sırada baygınlık geçiren Peggy Sue, gözlerini 1960 yılında, lise revirinde açar. Henüz 18 yaşındadır, ailesi hayattadır ve gelecekte yapacağı hatalar henüz gerçekleşmemiştir.
Bu olağanüstü zaman yolculuğu, Peggy Sue’ya hayatını yeniden şekillendirme şansı tanır. Ancak genç bedeninde olgun bir kadının zihniyle yaşarken, Charlie’den uzak durmaya çalışsa da onun gençlikteki masumiyetine yeniden çekilmekten kendini alamaz. Film, "Geçmişe dönebilseydiniz neyi değiştirirdiniz?" sorusunu melankolik bir nostalji ve mizahla harmanlayarak işler. Kendi gençliğine bir yabancı gibi bakan Peggy Sue, bu sürreal deneyim sayesinde hem geçmişini hem de şimdiki zamanını iyileştirmenin yollarını arar.
Kathleen Turner (Peggy Sue Bodell): Turner, hem 43 yaşındaki yorgun bir kadının ruhunu hem de 18 yaşındaki bir genç kızın heyecanını aynı bedende muazzam bir dengede tutuyor. Bu performansıyla Oscar adaylığı kazanan aktris, filmin duygusal yükünü tek başına sırtlıyor.
Nicolas Cage (Charlie Bodell): Peggy Sue’nun tutkulu ama kusurlu eşi rolünde izlediğimiz Cage, karakterine kattığı kendine has ses tonu ve enerjisiyle oldukça eksantrik bir performans sergiliyor. Genç Charlie’nin müzik tutkusu ve Peggy Sue’ya olan saf aşkı, Cage’in yorumuyla filmin en unutulmaz unsurlarından biri haline geliyor.
Jim Carrey (Walter Getz): Henüz kariyerinin çok başında olan Carrey, sınıftaki şakacı gençlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Onun o dönemdeki ham yeteneğini görmek, sinemaseverler için hoş bir sürpriz niteliğindedir.
Francis Ford Coppola, bu filmle kariyerindeki sert suç dramalarından ve deneysel işlerden uzaklaşarak daha naif, insani ve sıcak bir hikâyeye imza atmıştır. 1950’lerin sonu ve 60’ların başındaki Amerikan rüyasını pastel renklerle ve nostaljik bir atmosferle betimleyen yönetmen, izleyiciyi sadece bir dönem yolculuğuna değil, aynı zamanda içsel bir keşfe çıkarır. Filmin temposu, bir rüyanın akışkanlığına sahiptir; ne çok hızlıdır ne de durağan. John Barry’nin hüzünlü ve etkileyici müzikleri, kaybedilen zamanın ve kazanılan farkındalıkların altını başarıyla çizer.
Geçmişe duyulan özlemi ve "keşkeleri" merkezine alan duygusal dramlar ilginizi çekiyorsa bu film sizin için idealdir. Back to the Future tarzı zaman yolculuğu temasını daha çok karakter gelişimi ve ilişkiler üzerinden izlemek isteyenler Peggy Sue’nun hikâyesine bayılacaktır. Ayrıca 60’lar estetiğini ve lise döneminin masumiyetini özleyenler için bu yapım adeta bir zaman kapsülü görevi görür.
Bu yapım, sadece bir fantastik kurgu değil, hayatın her aşamasının kendi içinde bir güzelliği olduğunu hatırlatan bilgece bir anlatıdır. Bir insanın hayatındaki en büyük pişmanlığın, aslında onu o yapan en değerli anısı olabileceğini çok zarif bir şekilde gösterir. Kathleen Turner’ın kariyer zirvesindeki oyunculuğu ve Coppola’nın usta işi görselliği, filmi sıradan bir romantik komediden ayırıp bir modern klasiğe dönüştürür.
İkinci Şans: Hataları düzeltme arzusu ve kaderin kaçınılmazlığı.
Nostalji ve Gerçeklik: Geçmişin göründüğü kadar kusursuz olmadığını fark etmek.
Aşkın Doğası: Yıllar geçse ve şartlar değişse de kalbin tanıdığı o ilk duygu.
Kişisel Gelişim: Kendini ve başkalarını oldukları gibi kabul etmenin olgunluğu.
Benzer bir zaman yolculuğu ve ikinci şans temasını işleyen Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü), mizahi yönü daha güçlü olsa da benzer bir derinliğe sahiptir. Ayrıca büyüme sancılarını ve nostaljiyi başarılı bir şekilde harmanlayan Big (Büyük), bu filmin ardından izlenebilecek keyifli bir seçenek olarak öne çıkar.
Başlangıçta filmin yönetmeni olarak Penny Marshall düşünülmüş ancak yaratıcı farklılıklar nedeniyle koltuğu Francis Ford Coppola devralmıştır.
Nicolas Cage, filmdeki sıra dışı ve burundan konuşan ses tonunu oluştururken çizgi film karakteri "Pokey"den esinlendiğini belirtmiştir; bu tercihi başlangıçta yapımcılar arasında tartışma yaratmıştır.
Film, lise mezunları buluşmasında geçen sahneleriyle o dönemde ABD’de lise hatıralarını canlandıran büyük bir akım başlatmıştır.
Film bu sorunun cevabını izleyicinin yorumuna bırakır. Ancak Peggy Sue’nun uyandığında yanında bulduğu kitap ve üzerinde yazan not, bu deneyimin sadece bir halüsinasyon olmadığını güçlü bir şekilde hissettirir.
Nicolas Cage, gerçek adıyla Nicolas Kim Coppola, yönetmen Francis Ford Coppola’nın yeğenidir. Ancak kariyerinde amcasının gölgesinde kalmamak için Cage soyadını kullanmayı tercih etmiştir.
Filmin etkileyici ve nostaljik müzikleri, James Bond filmlerinin de unutulmaz bestecisi olan efsanevi John Barry tarafından bestelenmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...