

Self

Self

Self

Self (archive footage)

Self

Self

Self

Self

Self

Self
Pina, modern dansın en önemli figürlerinden biri olan ve "dans tiyatrosu" akımının öncüsü kabul edilen Pina Bausch’un anısına çekilmiş sıra dışı bir yapımdır. Film, Bausch'un 2009 yılındaki ani ölümünün ardından, onunla yıllarca omuz omuza çalışan Wuppertal Dans Tiyatrosu topluluğu üyelerinin, ustalarına verdikleri bir veda selamı niteliğindedir. Ancak bu yapım klasik bir biyografi olmaktan çok uzak; dansın kendisini bir dil, bir haykırış ve bir yaşam biçimi olarak ele alan duyusal bir deneyimdir.
Belgesel, Pina Bausch’un en ikonik dört eserini (Le Sacre du printemps, Café Müller, Kontakthof ve Vollmond) temel alarak kurgulanmıştır. Dansçılar sadece sahnede değil; Wuppertal şehrinin sokaklarında, parklarında, endüstriyel alanlarında ve hatta asma trenlerinde dans ederek sanatı sokağa taşırlar. Her bir hareket, Pina’nın meşhur "Neden hareket ettiğinizle değil, sizi neyin hareket ettirdiğiyle ilgileniyorum" sözünün birer yansımasıdır.
Pina belgeselinin oyuncu kadrosu, Pina Bausch’un kurduğu Tanztheater Wuppertal topluluğunun her yaştan ve her milletten yetenekli dansçılarından oluşuyor. Filmde yer alan dansçılar, sadece fiziksel performans sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda ustalarıyla olan kişisel bağlarını kelimelerle değil, beden dilleriyle anlatıyorlar. Her bir soloda, Pina’nın onlara kattığı disiplini ve özgürlüğü hissetmek mümkündür.
Topluluk üyelerinin Pina hakkındaki düşüncelerini paylaştıkları kısa sekanslar, geleneksel röportaj yönteminin dışına çıkılarak, dansçıların kameraya sessizce baktığı ve dış ses olarak düşüncelerinin aktarıldığı derinlikli bir yöntemle verilmiştir. Bu yaklaşım, Pina Bausch’un insani ve sanatsal derinliğini oyuncu performanslarının ötesinde, gerçek bir adanmışlıkla sunuyor.
Usta yönetmen Wim Wenders tarafından çekilen Pina, 2012 yılında "En İyi Belgesel" dalında Oscar adaylığı kazanarak sanat dünyasında büyük yankı uyandırdı. Wenders, Pina Bausch’un sahnede yarattığı üç boyutlu derinliği sinemaya aktarabilmek için ileri teknoloji çekim tekniklerini kullanmıştır. Film, dansın estetiğini, teri, nefesi ve duyguyu izleyicinin hemen yanındaymışçasına hissettiren bir yönetmenlik başarısıdır. Görsel kompozisyonlar o kadar güçlüdür ki, bu yapım belgesel filmleri türünde görsel şiir tanımının en önemli karşılıklarından biri haline gelmiştir.
Dansın ve tiyatronun büyüleyici dünyasına ilgi duyanlar, modern sanat tutkunları ve estetiğin peşinde olan herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer bedenin bir ifade aracı olarak nasıl devleşebileceğini merak ediyorsanız veya sadece görsel olarak kusursuz bir yapım arayışındaysanız Pina size hitap edecektir. Sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü deneyimlemek isteyen izleyiciler için bu film eşsiz bir keşif alanı sunuyor.
Pina, izleyiciye "bakmak" ile "görmek" arasındaki farkı gösterdiği için izlenmeli. Film, kelimelerin bittiği yerde dansın nasıl başladığını ve en karmaşık insan duygularının (korku, arzu, yalnızlık, neşe) bir kol hareketiyle nasıl anlatılabileceğini kanıtlıyor. Wim Wenders’ın ustalığıyla birleşen Bausch’un koreografileri, sadece bir sanat dalını değil, insanın doğayla ve kendi iç dünyasıyla olan savaşını ve barışını sergiliyor.
Beden Dili ve İfade: Kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda hareketin gücü.
Doğa ve Elementler: Dansçıların su, toprak ve taş gibi doğal unsurlarla etkileşimi.
Hasret ve Veda: Kaybedilen bir ustanın ardından tutulan sanatsal yas.
İlişkiler ve Çatışma: İnsanlar arasındaki çekim ve itim kuvvetlerinin koreografik anlatımı.
Pina’nın yarattığı estetik derinliği sevdiyseniz, yine Wim Wenders imzalı olan ve müziğin ruhuna odaklanan "Buena Vista Social Club" belgeselini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca dansın disiplinli ve bazen karanlık dünyasını merak edenler için kurgusal bir yapım olan "Black Swan" veya bale dünyasını belgesel diliyle anlatan "La Danse" (2009) ilginizi çekebilir. Belgesel filmleri içerisinde sanatsal portre arayanlar için "The Salt of the Earth" de benzer bir görsel haz sunacaktır.
Pina Bausch, çekimler başlamadan sadece iki gün önce kanser teşhisi almış ve kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiştir. Bu durum filmin projesini neredeyse durma noktasına getirse de, dansçıların isteği üzerine Wenders çekimleri Pina’ya bir saygı duruşu olarak tamamlamıştır. Film, sinema tarihinde 3D teknolojisinin sanatsal bir derinlik katmak amacıyla kullanıldığı en başarılı yapımlardan biri olarak kabul edilir.
Pina Bausch, modern dansın en büyük yenilikçilerinden biri olan Alman koreograf ve dansçıdır. "Dans Tiyatrosu" (Tanztheater) akımını yaratarak dansı, tiyatro ve günlük yaşamın gerçekliğiyle birleştirmiştir.
Hayır, klasik bir anlatıcı yoktur. Hikâye, dansçıların Pina hakkındaki kısa içsel düşünceleri ve sergilenen koreografiler üzerinden akmaktadır.
Kesinlikle hayır. Pina, entelektüel bir birikimden ziyade duygulara hitap eden bir filmdir. İzleyicinin sadece sahnelerin yarattığı hisse odaklanması yeterlidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...