

Emre

Rahime

Ferhat

Security Staff
Cook

Formet Security Staff

Simay

Dilara
Cenk
Rahime's Father
Plaza, atama bekleyen bir beden eğitimi öğretmeni olan Emre’nin, geçimini sağlamak adına boş bir plazada güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başlamasıyla gelişen olayları konu alıyor. Emre, devasa ve ıssız bir binanın sessizliğinde, her gün aynı rutinleri tekrarlayarak zamanın ve mekanın içinde kaybolmaya başlar. Şehrin göbeğinde yükselen bu modern kule, aslında ne bir iş ne de bir yaşam barındırmaktadır; sadece beton bir boşluktan ibarettir.
Emre’nin bu monoton hayatı, plazaya gelen gizemli bir kadının dahil olmasıyla farklı bir yöne evrilir. Film, karakterin kendi iç dünyasındaki yalnızlığı ile plazanın ruhsuz koridorları arasında paralel bir bağ kurarak, Türkiye’deki genç işsizliği ve gelecek kaygısını metaforik bir dille işliyor. Plaza, büyük hayallerin ve yüksek binaların gölgesinde kalan küçük insanların, sessizce verdikleri varoluş mücadelesini odağına alıyor.
Filmin başrolünde, Emre karakterine hayat veren Onur Berk Arslanoğlu yer alıyor. Arslanoğlu, karakterin içine kapanıklığını, atanamamış olmanın getirdiği o buruk kabullenmişliği ve boşluktaki savruluşunu oldukça yalın ve etkili bir performansla sergiliyor. Canlandırdığı güvenlik görevlisi karakteriyle, modern kölelik düzeninin görünmez figürlerinden birine can veriyor.
Deniz Altan, hikayeye dahil olan kadın karakterle Emre'nin monoton dünyasına bir kırılma noktası getirirken, Adnan Devran ise yardımcı rolde hikayenin gerçeklik zeminini tamamlıyor. Oyuncu kadrosu, yönetmen Anıl Gelberi’nin minimalist tarzına uygun olarak, abartıdan uzak ve duyguları bakışlarla anlatan editoryal bir oyunculuk sergiliyor.
Yönetmen Anıl Gelberi, ilk uzun metrajlı filmi olan Plaza’da mekanı bir başrol oyuncusu gibi kullanmayı başarıyor. Filmin görsel dili, geniş ve boş plazanın yarattığı klostrofobik hissi izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı. Dram türündeki bu yapım, büyük cümleler kurmak yerine sessizliğin gücünü kullanıyor. Modernitenin sembolü olan plazaların aslında nasıl birer "hiçlik makinesi" haline gelebileceğini gösteren film, tempo olarak sakin ama düşünsel olarak yoğun bir deneyim sunuyor.
Sistem eleştirisi barındıran bağımsız sinema örneklerine ilgi duyanlar ve "boşluk" temalı psikolojik derinliği olan hikayeleri sevenler için Plaza oldukça uygun bir tercih. Eğer Nuri Bilge Ceylan veya Zeki Demirkubuz sinemasındaki o taşra ya da şehir sıkıntısını seviyorsanız, bu yerli yapım size tanıdık ama taze bir bakış açısı sunacaktır. Özellikle kariyer ve gelecek kaygısı yaşayan genç izleyicilerin kendilerinden bir parça bulabileceği bir film.
Plaza, büyük bütçeli ve gösterişli hikayelerin aksine, sadeliğin içinde saklı olan çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, mekan ile karakter arasındaki psikolojik bağı kusursuz bir şekilde kurmasıdır. İşsizlik ve atanamama gibi toplumsal sorunları, bir ajitasyon unsuru yapmadan, sadece o boş koridorlarda yankılanan adımlarla anlatması filmi izlenmeye değer kılıyor.
Yabancılaşma: Bireyin yaptığı işe ve içinde bulunduğu modern mekana karşı duyduğu hissizlik.
Atalet ve Bekleyiş: Atama bekleyen bir öğretmenin hayatının "duraklama" evresindeki sancıları.
Mekansal Klostrofobi: Modern ve lüks görünen binaların aslında nasıl birer hapishaneye dönüşebileceği.
Yalnızlık: Şehrin kalbinde, devasa bir binanın içinde mutlak bir izolasyon yaşama durumu.
Bu filmin hissettirdiği o durağan ama güçlü atmosfer ilginizi çektiyse, yine bir güvenlik görevlisinin hayatını merkezine alan Gişe Memuru filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca modern çalışma hayatının anlamsızlığını sorgulayan İşe Yarar Bir Şey veya mekansal yalnızlığı işleyen yerli dram örnekleri, Plaza’nın bıraktığı tadı pekiştirecektir.
Film, 27. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde "Umut Veren Genç Erkek Oyuncu" (Onur Berk Arslanoğlu) ödülünü kazanmıştır.
Çekimlerin yapıldığı plazanın gerçekten boş ve atıl bir bina olması, filmin atmosferindeki gerçeklik duygusunu artırmıştır.
Yönetmen Anıl Gelberi, senaryoyu yazarken günümüz gençliğinin yaşadığı "bekleme" halinden ilham aldığını belirtmiştir.
Hikayenin büyük bir kısmı plazada geçmektedir; bu durum izleyicide karakterin kapana kısılmışlık hissini güçlendirmek için bilinçli bir tercih olarak kullanılmıştır.
Emre, Türkiye’deki pek çok genç gibi atanamamış bir beden eğitimi öğretmenidir ve hayatını devam ettirebilmek için vasfı olmayan işlerde çalışmak zorunda kalmıştır.
Hayır, Plaza minimalist bir anlatımı benimser. Duygular ve olaylar diyaloglardan ziyade görsellik, ses tasarımı ve atmosfer üzerinden aktarılır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...