
Premonitions Following an Evil Deed, sinemanın 100. yılı şerefine hazırlanan "Lumière ve Ortakları" projesi kapsamında çekilmiş, David Lynch’in en kısa ama en etkileyici işlerinden biridir. Film, 1895 yılından kalma orijinal bir Cinématographe kamerasıyla, kurgu yapılmadan ve yapay ışık kullanılmadan tek seferde kaydedilmiştir. Sadece 52 saniye süren bu yapım, bir cinayetin ardından yaşanan kolektif ve bireysel sarsıntıyı bir dizi sürreal imgeyle anlatır.
Görüntü, bir polis memurunun yerde yatan bir cesedi incelemesiyle başlar; ancak Lynch, bu polisiye kareyi hızla bir kabus sekansına dönüştürür. Ekranın bir köşesinde beliren gizemli figürler, endüstriyel bir tankın içindeki çıplak bedenler ve ardından yas tutan bir kadının oturduğu oturma odasına geçiş, zamanın ve mekânın doğrusal akışını bozar. Bir "önsezi" (premonition) temasını işleyen film, kötülüğün işlendiği andan itibaren yayılan o karanlık dalgayı görselleştirir.
Kameranın elde çevrilmesiyle oluşan doğal titreme ve eski film şeridinin kumlu dokusu, Lynch’in tekinsiz dünyasıyla mükemmel bir uyum yakalar. Sadece 52 saniyede bir ailenin yıkımını, bir suçun ağırlığını ve doğaüstü bir huzursuzluğu aynı kadraja sığdırmayı başaran yönetmen, sinemanın teknik imkanlardan ziyade bir "bakış" meselesi olduğunu kanıtlar.
Filmde David Lynch’in o dönemki yakın çevresinden isimler ve profesyonel oyuncular yer alır. Mark Woodner ve Stan Lothridge gibi isimler, 19. yüzyıl estetiğine uygun kostümlerle bu kısa ama yoğun performansa eşlik ederler. Bir sahnede görülen ağlayan kadın figürü, Lynch’in sessiz sinema dönemindeki melodramlara olan hayranlığını yansıtan abartılı ama etkileyici bir yas sergiler.
Bu filmde "oyuncu" kavramı, karakterden ziyade birer "figür" veya "sembol" olarak karşımıza çıkar. 52 saniyelik kısıtlı sürede oyuncuların tek bir jesti veya bakışı, tüm hikâyeyi özetlemek zorundadır. Lynch’in yönetimiyle bu figürler, bir tablonun canlanmış parçaları gibi hareket ederek izleyicide derin bir merak uyandırır.
Lynch, bu projeye katılan 40 yönetmen arasında orijinal Lumière kamerasını en "Lynchian" şekilde kullanan isimdir. Yönetmenlik başarısı, montaj yapma şansı yokken sahne geçişlerini fiziksel set değişiklikleri ve ışık oyunlarıyla aynı kare içinde halletmesinden gelir. Görüntü kalitesindeki eskilik, filme sanki gerçekten 1895 yılında çekilmiş bir "lanetli film" havası katar. Tempo, saniyeler içinde değişen atmosferle birlikte izleyiciyi nefessiz bırakan bir yoğunluktadır.
David Lynch’in sembolizmine ve atmosfer yaratma gücüne hayran olanlar bu 52 saniyelik başyapıtı mutlaka görmelidir. Kısa film estetiğiyle ilgilenenler ve sinema tarihinin kökenlerini merak eden izleyiciler, antik bir kameranın modern bir zihinle birleştiğinde neler yapabileceğine tanıklık edecektir. Eğer "Az zamanda çok iş başarmak" deyiminin sinemadaki karşılığını arıyorsanız, bu film tam size göredir.
Bu film, Lynch’in tüm sinemasının bir mikro-özeti gibidir: Bir suç, bir aile, bir gizem ve bolca sürrealizm. Kurgu yapmanın imkansız olduğu bir teknikle, sahneler arası geçişlerin nasıl dâhice kurgulanabileceğini görmek için izlenmelidir. Sinema sanatının saf görsel gücünü ve saniyelerin nasıl dakikalar gibi hissedilebileceğini deneyimlemek için paha biçilemez bir örnektir.
Kötülüğün Yayılması: Bir suçun (cinayet) ardından gelen ruhsal ve fiziksel yıkım.
Önsezi ve Kehanet: Gelecekteki felaketlerin rüya benzeri imgelerle zihne düşmesi.
Zamanın Bükülmesi: Geçmişin teknolojisiyle geleceğin (kabusun) anlatılması.
Ailevi Travma: Dış dünyadaki şiddetin mahrem alana (ev içine) sızması.
Bu filmin yarattığı antik ve tekinsiz havayı sevdiyseniz, Lynch’in Eraserhead filmindeki fabrika ve rüya sahnelerine geri dönebilirsiniz. Benzer bir deneysel yaklaşımla çekilen diğer Lumière & Company kısa filmleri, özellikle Michael Haneke ve Abbas Kiarostami’nin bölümleri ilginç bir karşılaştırma sunar. Ayrıca 1920’lerin Alman Dışavurumcu sinemasının (örneğin Dr. Caligari’nin Muayenehanesi) izlerini bu kısa filmde de bulabilirsiniz.
Film, hiçbir kesme (cut) yapılmadan, tek seferde ve kameranın kolu manuel olarak çevrilerek kaydedilmiştir.
Lynch, bu 52 saniye için devasa bir set inşa etmiş ve sahneler arası geçişleri sağlamak için kameralar kayıttayken dekorların hızla değiştirilmesini sağlamıştır.
Proje kuralı gereği filmde hiçbir ses kaydı yapılmamış; ancak daha sonra Lynch’in daimi bestecisi Angelo Badalamenti tarafından filme o meşhur tekinsiz müzikler eklenmiştir.
Lynch’e göre evet. O, hikâyeyi kelimelerle değil, imgelerin yarattığı duygusal şokla anlatır. 52 saniye, bir "an"ı ve o anın yarattığı hissi aktarmak için yeterlidir.
Bu imgeler Lynch’in kişisel mitolojisinin bir parçasıdır; genellikle endüstriyel soğukluk ile insan bedeninin savunmasızlığı arasındaki çatışmayı simgeler.
Görüntüdeki titreme, kameranın 100 yıllık olmasından ve elle çevrilmesinden kaynaklanır. Lynch, bu teknik kusuru atmosferi güçlendirmek için bir avantaja dönüştürmüştür.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...