
Dram
-
-

-

-

-

-
-
-
-
-
Sabırsızlık Zamanı, Diyarbakır’ın yakıcı sıcağında lüks bir sitenin havuzuna girmek isteyen iki kardeşin sınıfsal mücadelesini anlatan çarpıcı bir dram filmi örneğidir.
Sabırsızlık Zamanı, Diyarbakır'ın yoksul bir mahallesinde yaşayan iki kardeşin, Mirza ve kurgusal evrenlerindeki en büyük arzuları olan "o havuzda yüzme" hayalini odağına alıyor. Hemen yanı başlarındaki lüks konut sitesinin masmavi havuzu, çocuklar için sadece bir serinleme alanı değil, aynı zamanda ulaşamadıkları bir dünyanın, sınıfsal farklılıkların ve dışlanmışlığın sembolü haline geliyor. Film, bu iki küçük yüreğin, önlerine çıkan her türlü engeli, duvarı ve güvenlik görevlisini aşma çabasını naif ama bir o kadar da sert bir dille aktarıyor.
Mirza ve kardeşinin bu kararlı bekleyişi, izleyiciyi çocukluğun o saf inadıyla tanıştırırken, toplumsal tabakalaşmanın keskin çizgilerini de gözler önüne seriyor. Yerli filmler arasında son yıllarda toplumsal meselelere en duru bakışı sunan yapımlardan biri olan film, sabrın ve "sabırsızlığın" arasındaki o ince çizgide yürüyen bir hikâye sunuyor. Çocukların hayallerine ulaşma yolundaki yaratıcı yöntemleri, izleyiciyi hem gülümsetiyor hem de derin bir düşünceye sevk ediyor.
Filmin başrollerinde yer alan çocuk oyuncular İshak Orak ve Mirza Zarg, profesyonel birer oyuncu olmamalarına rağmen sergiledikleri doğal ve içten performansla hikâyenin inandırıcılığını zirveye taşıyorlar. Kendi hayatlarından da izler taşıyan bu samimi oyunculuk, filmin belgeselvari dokusunu güçlendiriyor.
Kadronun geri kalanında ise Ali Seçkiner Alıcı, Feride Çetin ve Pelin Batu gibi tecrübeli isimler yer alıyor. Ali Seçkiner Alıcı, babalık ve otorite kavramlarını yerel bir dokuyla harmanlarken, Pelin Batu hikâyeye farklı bir editoryal perspektif katan yan karakterlerden birine hayat veriyor. Oyuncu kadrosu, Diyarbakır'ın yerel renklerini ve insan hikâyelerini yapaylıktan uzak bir şekilde yansıtmayı başarıyor.
Yönetmen Aydın Orak, bu yapımda minimal bir anlatımı tercih ederek, büyük laflar etmek yerine küçük anların ve büyük özlemlerin peşinden gidiyor. Filmin temposu, çocukların bitmek bilmeyen enerjisi ve Diyarbakır'ın kavurucu atmosferiyle senkronize bir şekilde ilerliyor. Yerli filmler içerisinde sosyal gerçekçi geleneğin modern bir temsilcisi olarak kabul edilebilecek bu eser, festival yolculuğunda da büyük başarılar elde etti.
Görsel dil açısından film, lüks sitenin steril maviliği ile mahallenin tozlu sarı tonları arasındaki kontrastı ustalıkla kullanıyor. Yönetmenlik, izleyiciyi yargılamaya değil, sadece gözlemlemeye ve hissetmeye davet ediyor. Bu yönüyle film, sadece bir "çocuk filmi" değil, sistemin dişlileri arasında ezilen umutların da bir portresidir.
Sınıfsal farkları çocukların gözünden anlatan samimi hikâyelerden hoşlananlar için bu yapım mutlaka izlenmesi gereken bir dram filmi niteliğindedir. Bağımsız sinemaya ilgi duyan ve festival atmosferini evine taşımak isteyen sinemaseverler de bu eseri çok sevecektir. Aynı zamanda toplumsal gerçekçi filmler ve yerel dokusu güçlü hikâyeleri seven izleyiciler için de harika bir tercih olacaktır.
Çocukluğun o saf ve yıkılmaz direniş gücünü yeniden hatırlamak için.
Toplumsal eşitsizlikleri karmaşık teoriler yerine bir havuzun serinliği üzerinden okumak için.
Diyarbakır'ın sokaklarını ve çocukların dünyasını en doğal haliyle deneyimlemek için.
Sade bir hikâyenin ne kadar büyük bir etki yaratabileceğini görmek için.
Sınıfsal Ayrım: Lüks site sakinleri ile mahalleli çocuklar arasındaki görünmez duvarlar.
Çocuksu Arzu: Bir nesneye veya mekana duyulan saf, hırslı ve bazen absürt tutku.
Azim ve Kararlılık: Yenilgiye rağmen her gün yeniden denemenin getirdiği yaşama sevinci.
Kentsel Dönüşümün Gölgesi: Modern binaların arasında sıkışıp kalan eski mahalle kültürü.
Bu filmin hissettirdiklerini sevdiyseniz, şu yerli filmler ve dünya sineması örneklerine de göz atabilirsiniz:
Mavi Bisiklet: Bir çocuğun adalet arayışını naif bir dille anlatan ödüllü bir yapım.
Cennetin Çocukları (Bacheha-Ye Aseman): Bir çift ayakkabı üzerinden kardeşlik ve fedakârlığı işleyen başyapıt.
İki Dil Bir Bavul: Kültürel ve sosyal farklılıkların eğitim üzerinden anlatıldığı etkileyici bir çalışma.
Film, dünya prömiyerini önemli uluslararası festivallerde gerçekleştirmiş ve Antalya Altın Portakal Film Festivali gibi prestijli platformlardan ödüllerle dönmüştür.
Çekimlerin tamamı Diyarbakır’da yapılmış olup, yerel halk çekim sürecine büyük destek vermiştir.
Yönetmen Aydın Orak, bu hikâyeyi kurgularken kendi çocukluk gözlemlerinden ve bölgenin gerçeklerinden esinlenmiştir.
Film, hikâyenin de ruhuna uygun olarak Diyarbakır'ın tarihi ve modern yerleşim alanlarında çekilmiştir. Özellikle çocukların yaşadığı mahalle ve hedefledikleri site arasındaki gerçek mekânlar kullanılmıştır.
Başrolü paylaşan İshak Orak ve Mirza Zarg, gerçek hayatta da aralarında akrabalık bağı bulunan ve o bölgede yaşayan çocuklardır. Bu durum, aralarındaki diyaloğun ve samimiyetin ekrana çok daha doğal yansımasını sağlamıştır.
Hayır, film çocukların dünyasını merkezine alsa da aslında yetişkinlere yönelik çok derin sosyal ve politik mesajlar içermektedir. Her yaştan izleyicinin farklı bir ders çıkarabileceği evrensel bir hikâyeye sahiptir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...