
Yazar Clifford Irving (Richard Gere), beklediği başarıyı bir türlü yakalayamamış, hırslı bir kalemdir. Bir gün, yayıncıları etkilemek için hayatının en büyük kumarını oynar: Dünyanın en zengin, en gizemli ve o dönemde tamamen inzivaya çekilmiş olan milyarderi Howard Hughes’un "resmi" biyografisini yazdığını iddia eder.
Irving, Hughes’un kendisine özel mektuplar yazdığını ve hayatını anlatması için sadece ona güvendiğini söyler. Ancak ortada ne bir mektup ne de Howard Hughes vardır. Arkadaşı Dick Suskind (Alfred Molina) ile birlikte sahte belgeler üreten, imza taklit eden ve Hughes’un hayatına dair en derin gizemleri "uyduran" Irving, büyük yayın evlerinden milyonlarca dolarlık anlaşmalar koparır. Fakat yalan büyüdükçe kontrolü imkansız hale gelir ve Irving, kendi yarattığı bu kurmaca dünyanın içinde hapsolur.
Richard Gere (Clifford Irving): Gere, karakterin hem karizmatik ikna kabiliyetini hem de yalanları altında ezilirken yaşadığı paronoyayı muazzam bir dengede tutuyor.
Alfred Molina (Dick Suskind): Irving’in sadık ama sürekli endişeli suç ortağı rolünde, filme hem dramatik bir derinlik hem de ince bir mizah katıyor.
Stanley Tucci (Shelton Fisher): Yayın dünyasının hırslı ve bir o kadar da şüpheci yöneticilerinden birini canlandırıyor.
Julie Delpy: Irving’in eşi rolünde, bu büyük yalanın aile içindeki yansımalarını temsil ediyor.
Gerçek Bir Hikâye: Howard Hughes gibi bir efsanenin adını kullanarak koca bir yayıncılık dünyasının nasıl dize getirildiğini görmek oldukça şaşırtıcı.
Lasse Hallström’ün Yönetimi: Çikolata ve Hachiko gibi filmlerin yönetmeni, bu kez çok daha dinamik, zeki ve entrika dolu bir anlatım tarzı seçmiş.
Dönem Atmosferi: 1970’lerin New York’u, daktilo sesleri, eski telefonlar ve o dönemin medya dünyası çok başarılı bir şekilde yansıtılmış.
Psikolojik Derinlik: Film sadece bir dolandırıcılık öyküsü değil; bir yazarın kendi yarattığı kurguya inanmaya başlamasının ve gerçeklik algısını yitirmesinin trajedisidir.
Hırs ve Onur: Başarılı olma arzusu ile ahlaki değerlerin nasıl çatıştığı.
Gerçeğin Göreliliği: İnsanların, duymak istedikleri şeye ne kadar kolay inanabildikleri üzerine bir eleştiri.
Medya ve Manipülasyon: Dev yayın kuruluşlarının ve halkın "sansasyonel haber" uğruna nasıl manipüle edilebileceği.
Filmin müziklerini yapan Carter Burwell (Coen Kardeşler filmlerinin vazgeçilmez bestecisi), hikâyenin merak uyandırıcı ve zaman zaman gerginleşen havasını destekleyen harika bir tını yakalamış. Clifford Irving'in bu hikâyesi, daha sonra Howard Hughes'un kendi hayatını anlatan The Aviator (Göklerin Hakimi) gibi filmlerle birlikte izlendiğinde dönemi anlamak adına çok daha keyifli hale geliyor.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...