

Claire Stenwick

Ray Koval

Howard Tully

Richard Garsik

Jeff Bauer

Duke Monahan

Pam Frailes

Ned Guston

Barbara Bofferd

Boris Fetyov
Eski CIA ajanı Claire Stenwick ve eski MI6 ajanı Ray Koval, devlet görevlerinden ayrılarak özel sektörün çok daha kârlı ve karanlık olan "kurumsal istihbarat" dünyasına adım atarlar. Amaçları, birbirine rakip iki dev kozmetik şirketinin arasındaki savaşı kullanarak milyonlarca dolar değerindeki bir ürün formülünü ele geçirmek ve köşeyi dönmektir. Ancak bu dünyada kime güveneceğinizi bilmek imkansızdır; çünkü herkes bir başkasını izlemekte, her hamle bir karşı hamleyle beklenmektedir.
Claire ve Ray, işverenleri Howard Tully ve Dick Garsik’i parmağında oynattıklarını düşünürken, aslında kendilerini kimin kimi dolandırdığının belli olmadığı devasa bir satranç tahtasında bulurlar. New York’tan Roma’ya, Londra’dan Dubai’ye uzanan bu kedi-fare oyununda en büyük engel ise rakipleri değil, birbirlerine olan güvensizlikleri ve engelleyemedikleri çekimdir. İki usta sahtekâr için en zorlu sınav, aşkın bir oyun mu yoksa gerçek mi olduğunu anlamaktır.
Julia Roberts ve Clive Owen, Closer filminden yıllar sonra bu yapımda yeniden bir araya gelerek harika bir ekran uyumu sergiliyorlar. Roberts, soğukkanlı ve gizemli Claire rolünde zekasını konuştururken; Owen, Ray karakteriyle her an tetikte olan, kurnaz ve karizmatik ajanı başarıyla canlandırıyor.
Filmin asıl renkli çatışması ise iki dev şirketin CEO’larını canlandıran Paul Giamatti ve Tom Wilkinson arasında yaşanıyor. Giamatti’nin hırslı ve patlamaya hazır enerjisi ile Wilkinson’ın ağırbaşlı ama sinsi duruşu, kurumsal rekabetin absürtlüğünü mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Kadroda ayrıca Ulrich Thomsen ve Denis O'Hare gibi isimler de komplonun derinleşmesine katkı sağlıyor.
Bourne serisinin senaristi ve Michael Clayton’ın yönetmeni Tony Gilroy, bu filmde klasik casusluk türünü modern iş dünyasına uyarlıyor. Film, lineer olmayan (zaman atlamalı) kurgusuyla izleyiciyi sürekli uyanık tutuyor. James Newton Howard’ın enerjik müzikleri ve Robert Elswit’in şık sinematografisi, yapıma sofistike bir hava katıyor. Sahtekarlar, sadece bir aksiyon-gerilim değil, aynı zamanda diyalogları ve kurgusuyla öne çıkan zeki bir bulmaca niteliğinde.
İçinde bolca entrika barındıran, "acaba şimdi ne olacak?" dedirten ve zekice yazılmış diyaloglardan hoşlanan izleyiciler bu filmi kaçırmamalı. Casusluk türünün vurdulu kırdılı sahnelerden ziyade akıl oyunlarına odaklanan tarafını sevenler ve Julia Roberts ile Clive Owen arasındaki o meşhur gerilimi özleyenler için bu film ideal bir tercih.
Filmin en büyük cazibesi, izleyiciyi de karakterlerle birlikte bir "sahtekârlık" sarmalına sokmasıdır. Kimin kime çalıştığını anlamaya çalışırken aldığınız keyif, finaldeki sürprizle birleşince tatmin edici bir sinema deneyimi sunuyor. Ayrıca, büyük şirketlerin basit bir ürün formülü için ne kadar ileri gidebileceğini görmek hem eğlenceli hem de düşündürücü bir perspektif sağlıyor.
Güven ve İhanet: Profesyonel yalancıların birbirine güvenmesinin imkansızlığı.
Kurumsal Açgözlülük: Dev şirketlerin pazar payı uğruna etik değerleri hiçe sayması.
Aşkın Doğası: Her şeyin sahte olduğu bir dünyada gerçek bir duygunun hayatta kalıp kalamayacağı.
Manipülasyon: Gerçeğin, istenilen amaca göre nasıl yeniden şekillendirildiği.
Bu tarz karmaşık dolandırıcılık ve casusluk hikâyelerini sevdiyseniz, Ocean's Eleven serisi, Kusursuz Yabancı (Perfect Stranger) veya yine bir kurumsal gerilim olan Michael Clayton filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca Bay ve Bayan Smith, ajanlar arası romantizm açısından benzer bir tat sunabilir.
Filmin açılış sahnesindeki ağır çekim kavga sahnesi, kurumsal rekabetin vahşetini sanatsal bir dille özetler.
Julia Roberts ve Clive Owen, bu filmdeki rolleriyle birbirlerini ne kadar iyi tanıyan iki oyuncu olduklarını bir kez daha kanıtlamışlardır.
Yönetmen Tony Gilroy, filmi bir "romantik casusluk komedisi" olarak tanımlasa da gerilim dozu oldukça yüksektir.
Filmin ana sorusu budur. Karakterler her ne kadar birbirlerini dolandırmaya meyilli olsalar da paylaştıkları ortak geçmiş ve yalnızlıkları onları gerçek bir duyguya iter; ancak profesyonel alışkanlıkları bu duyguyu her zaman gölgeler.
Film boyunca büyük bir gizemle saklanan ürünün, sonunda aslında çok basit ama pazar payı devasa bir "saç çıkarma kremi" veya benzeri bir kozmetik devrimi olduğu ortaya çıkar; bu da kurumsal dünyadaki abartılı gizliliğe bir eleştiridir.
Filmin finali, "ava giden avlanır" sözünün sinemadaki en şık karşılıklarından birini sunduğu ve karakterlerin zekasının kendi ayaklarına nasıl dolandığını gösterdiği için izleyiciler arasında sıkça tartışılır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...