
David ve Claire, dışarıdan bakıldığında oldukça mutlu ve uyumlu bir çifttir. Ancak bir sabah Claire, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. David, sevgilisinin başına kötü bir şey geldiğinden emindir ve polisin yetersiz kaldığı noktada kendi araştırmasını başlatır.
David, Claire’in geçmişini kazıdıkça aslında tanıdığı kadının tamamen farklı bir kimliğe sahip olduğunu fark eder. Claire göründüğü kişi değildir ve sakladığı sırlar, David’i tehlikeli suç örgütleri ve hükümet ajanlarıyla karşı karşıya getirir.
Film, özellikle başrol oyuncusunun performansıyla dikkat çekiyor:
Aaron Paul (David): Breaking Bad dizisindeki ikonik Jesse Pinkman karakterinden sonra, sevdiği kadını bulmak için her şeyi riske atan çaresiz ama kararlı bir adamı harika bir duygusal derinlikle canlandırıyor.
Annabelle Wallis (Claire): Gizemli, çift kimlikli ve hikayenin kilit noktasındaki kadına hayat veriyor.
Garret Dillahunt: Hikayenin karanlık tarafındaki kilit figürlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Yönetmenliğini Zack Whedon’un üstlendiği yapım, tipik bir "aksiyon-kovalamaca" filminden ziyade karakter odaklı bir gizem filmi. Film, izleyiciye "En yakınınızdaki insanı gerçekten ne kadar tanıyorsunuz?" sorusunu sordururken, David'in amatör bir dedektif gibi hatalar yaparak ilerlemesi hikayeye gerçekçilik katıyor.
Sinematografik açıdan soluk renk paleti ve gergin müzik kullanımı, David’in yaşadığı belirsizlik ve klostrofobik ruh halini başarıyla yansıtıyor. Bir gizem-gerilim olarak, temposunu yavaş yavaş yükselten bir yapıya sahip.
Gone Girl (Kayıp Kız) veya Searching tarzı, kayıp birinin ardındaki sır perdelerini aralayan hikayeleri sevenler.
Aaron Paul’un oyunculuk tarzını ve yoğun duygusal performanslarını izlemekten keyif alanlar.
Aksiyondan ziyade gizem ve karakter derinliğine önem veren gerilim tutkunları.
Film, aşkın insanı ne kadar ileri götürebileceğini ve gerçeğin bazen bilmek istediğimizden çok daha ağır olabileceğini gösteriyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o geçmişinden kaçamayan ve kendi kendini yok eden karakterinin aksine; Saklambaç, sevdiği kişi için hiç bilmediği bir dünyaya adım atan "sıradan bir adamın" dönüşümünü anlatıyor. David’in her bulduğu ipucunda yaşadığı şaşkınlık, izleyicinin merakını film sonuna kadar diri tutuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...