
Film, Oscar Wilde'ın ünlü trajedisinden ve İncil'deki anlatıdan uyarlanmıştır. Ancak Almodóvar, bu klasik metni kendi absürt, erotik ve kitsch süzgecinden geçirir.
Hikaye, Yahudi prensesi Salomé'nin, vaiz Vaftizci Yahya'ya (Juan el Bautista) duyduğu marazi arzuyu konu alır. Yahya reddettikçe Salomé'nin tutkusu bir intikam arzusuna dönüşür. Kral Herod'un önünde yaptığı meşhur "Yedi Tül Dansı" karşılığında, gümüş bir tepside Yahya'nın kesik başını ister. Almodóvar bu kısa filmde, arzunun yıkıcı gücünü ve kutsal olanla dünyevi olanın (cinsellik ve ölüm) çatışmasını oldukça stilize bir dille anlatır.
Almodóvar, bu filmde döneminin yeraltı yıldızlarını ve gelecekteki vazgeçilmez isimlerini bir araya getirmiştir:
Isabel Mestres (Salomé): Prenses rolünde, hem masumiyeti hem de şeytani cazibeyi yansıtan bir performans sergiler.
Fernando Hilbeck: Kral Herod rolünde, iktidarın ve arzunun yozlaşmış halini canlandırır.
Agustín Almodóvar: Pedro'nun kardeşi ve gelecekteki yapımcısı, bu filmde teknik ekipten oyuncu kadrosuna kadar her alanda destek vermiştir.
Salomé, Almodóvar’ın diğer Super 8 filmlerine (örneğin Sexo va, sexo viene) kıyasla çok daha planlı ve "sinematografik" bir yapıya sahiptir. Kostüm tasarımları ve dekorlar, kısıtlı bütçeye rağmen yönetmenin ilerideki renkli ve şatafatlı görsel dilinin ipuçlarını verir.
Almodóvar, bu filmde klasik bir trajediyi pop-art öğeleriyle birleştirmiştir. Sessiz çekilen film, gösterimler sırasında Almodóvar'ın seçtiği dramatik müziklerle desteklenerek bir "opera" havası yaratırdı. Dini sembollerin erotizmle harmanlanması, yönetmenin tüm kariyeri boyunca sürdüreceği o meşhur "provokasyon" tarzının en erken ve saf halidir.
Bir Almodóvar koleksiyoneri iseniz ve yönetmenin Oscar Wilde gibi edebi figürlere olan ilgisini keşfetmek istiyorsanız bu kısa film tam bir mücevherdir. Video sanatı, tiyatro uyarlamaları ve 70'lerin avangart sinemasıyla ilgilenen izleyiciler, filmin yarattığı o karanlık ve büyülü atmosferden etkilenecektir.
Bu yapım, Almodóvar’ın "kadın ve arzu" temasını tarihsel ve mitolojik bir zemine oturttuğu ilk ciddi çalışmasıdır. 1980’deki ilk uzun metrajına giden yolda, hikaye anlatıcılığındaki derinliği ve görsel kompozisyon kurma yeteneğini bu filmle kanıtlamıştır. Kesik baş teması ve imkansız aşkın getirdiği yıkım, onun ilerideki melodramlarının (örneğin Yüksek Topuklar veya Konuş Onunla) prototipidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...