

Jean Valjean

Javert

Fantine

Cosette

Thénardier

Madame Thénardier

Marius Pontmercy

Enjolras

Éponine

Gavroche
Victor Hugo’nun ölümsüz eserinden sinemaya uyarlanan yapım, 19. yüzyıl Fransa’sının yoksulluk ve isyan kokan sokaklarında geçer. Jean Valjean, sadece bir somun ekmek çaldığı için yıllarca süren mahkumiyetinden şartlı tahliyeyle ayrılır; ancak toplumun dışlaması nedeniyle kimliğini gizleyerek yeni bir hayat kurmak zorunda kalır. Kendini adalet ve nizamın bekçisi olarak gören takıntılı müfettiş Javert ise, kuralları çiğneyen Valjean’ı yakalamayı hayatının tek amacı haline getirir.
Valjean, geçmişinden kaçarken talihsiz bir fabrika işçisi olan Fantine ile karşılaşır ve onun küçük kızı Cosette’e bakacağına dair bir söz verir. Bu söz, karakterimizi Fransız Devrimi’nin barikatlarına kadar sürükleyecek, sevgi ve fedakarlık dolu bir dönüşümün fitilini ateşleyecektir. Dönem filmi atmosferini müziğin gücüyle birleştiren bu hikaye, insan ruhunun en karanlık anlarda bile nasıl parlayabileceğini gösteren epik bir anlatı sunuyor.
Hugh Jackman, Jean Valjean rolünde kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor; karakterin fiziksel çöküşünü ve ruhsal yükselişini sesiyle birleştirerek izleyiciye aktarıyor. Russell Crowe, kanun adamı Javert karakterine soğuk ve sarsılmaz bir otorite katarken, adalete olan sarsılmaz ama kör inancını başarıyla yansıtıyor.
Anne Hathaway, Fantine rolündeki kısa ama sarsıcı performansıyla filmin duygusal zirvesini oluşturuyor. Özellikle "I Dreamed a Dream" sekansındaki tek plan performansı, sinema tarihinin en unutulmaz müzikal anları arasına girmiştir. Ayrıca Helena Bonham Carter ve Sacha Baron Cohen, Thenardier çifti olarak hikayeye gerekli olan grotesk mizahı ve karanlık enerjiyi katıyorlar.
Yönetmen Tom Hooper, bu müzikal dram türündeki yapımda alışılagelmişin dışına çıkarak şarkıların sette canlı olarak söylenmesini tercih etmiştir. Bu yöntem, oyuncuların duygusal tepkilerini yapaylıktan kurtarıp en doğal haliyle perdeye yansımasını sağlamıştır. Geniş açılı kamera kullanımı ve detaylı set tasarımları, 1800’lerin Paris’ini tüm görkemi ve sefaletiyle karşımıza çıkarıyor. Tempoyu yüksek tutan kurgusu, 2.5 saati aşan süresine rağmen izleyiciyi hikayenin içine hapseden bir ritim sunuyor.
Klasik edebiyat uyarlamalarına ilgi duyanlar ve görkemli sahne prodüksiyonlarını sevenler için bu film tam bir başyapıttır. Müziğin bir anlatım aracı olarak kullanıldığı, yoğun duygusal iniş çıkışları olan hikayelerden hoşlanıyorsanız Sefiller sizi derinden etkileyecektir. Adalet, merhamet ve toplumsal sınıf farkları üzerine kurulu epik bir tarih filmi izlemek isteyen her sinemaseverin listesinde bulunması gerekir.
Sefiller, sadece bir klasik eser uyarlaması değil; sinemada sesin ve performansın sınırlarının zorlandığı teknik bir başarıdır. Onur, özgürlük ve karşılıksız sevgi gibi evrensel temaları öyle bir güçle işler ki, dil ve zaman engellerini aşarak kalbe dokunur. Oscar ödüllü sanat yönetimi ve kostümleriyle sizi zaman yolculuğuna çıkaran yapım, "sefil" hayatların içindeki onurlu duruşları destansı bir dille anlatıyor.
Kefaret ve Dönüşüm: Geçmişin hatalarından arınma ve iyilik yoluyla yeniden doğuş.
Sosyal Adalet: Yoksulluk ve hukuk sistemi arasındaki derin uçurum ile sınıfsal mücadele.
Koşulsuz Sevgi: Bir yabancının çocuğunu kendi evladı gibi sahiplenen Valjean’ın fedakarlığı.
Bu türdeki büyük prodüksiyonlu müzikalleri seviyorsanız, yine bir sahne klasiği olan Operadaki Hayalet (The Phantom of the Opera) görselliğiyle sizi tatmin edecektir. Tarihsel bir fonda geçen toplumsal mücadele hikayeleri ilginizi çekiyorsa, Anna Karenina hem estetiği hem de dramatik yapısıyla Sefiller’e yakın bir tonda durur. Daha modern bir müzikal deneyimi içinse Moulin Rouge! listeye eklenebilir.
Filmdeki tüm şarkılar, playback yerine çekim anında oyuncular tarafından canlı olarak söylenmiştir; bu durum müzikal filmlerde nadir görülen bir tekniktir.
Anne Hathaway, Fantine rolüne hazırlanırken gerçekten saçlarını kestirmiş ve kısa sürede çok ciddi miktarda kilo vermiştir.
Hugh Jackman, mahkum olduğu sahnelerdeki bitkin görüntüyü elde etmek için çekimlerden önce 36 saat boyunca su içmemiştir.
Film, Victor Hugo’nun romanının olay örgüsüne sadık kalsa da, bir müzikal olduğu için bazı yan hikayeler ve felsefi tartışmalar kısaltılarak daha çok ana karakterlerin duygusal yolculuğuna odaklanılmıştır.
Sefiller, 85. Akademi Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Anne Hathaway), En İyi Ses Miksajı ve En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı dallarında olmak üzere toplam 3 Oscar kazanmıştır.
Filmde tasvir edilen barikat sahneleri, 1789 Fransız İhtilali değil; 1832 Haziran Ayaklanması olarak bilinen, tarihteki gerçek bir toplumsal olaya dayanmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...