
Seninki Kaç Para, metropol hayatının acımasız ekonomik şartları altında ezilen bir adamın, ahlaki değerleri ile para arasındaki ince çizgide verdiği absürt mücadeleyi konu alıyor. İstanbul’da ailesiyle birlikte kıt kanaat geçinen Cemil Poyraz, dürüst yollarla zengin olamayacağını anladığında radikal bir karar verir. Karşısına çıkan gizemli bir iş adamından "para kazanmanın kısa yollarını" öğrenmeye başlayan Cemil’in dünyası, maddiyatın büyüleyici ışıltısıyla tamamen değişir.
Cemil’in gözünü bürüyen hırs, onu sadece etik değerlerinden değil, öz benliğinden de uzaklaştırmaya başlar. Öyle ki, daha fazla güç ve para sahibi olmak için ruhunu metaforik ve kimi zaman fantastik bir şekilde şeytana satmaya bile razı olur. Film, "Bu devirde herkesin bir fiyatı vardır" mottosundan yola çıkarak, modern insanın satın alınabilirliğini ve kapitalist düzenin bireyi nasıl bir canavara dönüştürebileceğini mizahi bir dille eleştiriyor.
Filmin başrolünde, erken yaşta aramızdan ayrılan sevilen sunucu ve oyuncu Vatan Şaşmaz yer alıyor. Şaşmaz, ilk başrol deneyimi olan bu filmde, Cemil Poyraz’ın saf halinden hırslı ve açgözlü haline geçişini sempatik bir oyunculukla sergiliyor. Karakterin yaşadığı içsel çatışmaları komedi unsurlarını koruyarak yansıtması, filmin dinamizmini artırıyor.
Kadronun en dikkat çeken isimlerinden biri ise arabesk müziğin efsane ismi Azer Bülbül. Filmde kendi özgün tavrıyla yer alan Bülbül, hikâyeye farklı bir renk katıyor. Fulden Akyürek ve Melih Oğuzhan gibi isimler ise Cemil’in bu dönüşüm sürecindeki çevresel etkileri ve aile dinamiklerini başarıyla canlandırıyor. Oyuncuların performansları, filmin yer yer absürde kaçan hikâye yapısını dengeli bir komedi zemininde tutmayı başarıyor.
Hakkı Görgülü’nün yönetmenliğini üstlendiği Seninki Kaç Para, fantastik öğelerle bezenmiş bir sosyal yergi filmi olarak öne çıkıyor. Film, bir yandan izleyiciyi güldürmeyi hedeflerken diğer yandan "para her şeyi satın alır mı?" sorusunu sormaktan çekinmiyor. Senaryo, 2010’lu yılların başındaki İstanbul atmosferini ve yükselen tüketim toplumunu başarıyla yansıtıyor. Görsel efektlerin ve kurgunun hikâyedeki "şeytani anlaşma" temasını desteklemesi, yapımı sadece bir mahalle komedisi olmaktan çıkarıp farklı bir türe yaklaştırıyor.
Hafta sonunu hafif ama alt metni olan bir hikâyeyle geçirmek isteyenler bu yapıma şans verebilir. Özellikle fantastik komedi unsurlarından hoşlanan ve Vatan Şaşmaz’ın ekran enerjisini özleyen izleyiciler için nostaljik bir değer taşıyor. Eğer sistem eleştirisi yapan ve paranın insan doğası üzerindeki etkilerini işleyen bir film arıyorsanız, Cemil’in bu trajikomik serüveni ilginizi çekecektir.
Filmi izlemek için en büyük nedenlerden biri, modern bir "Faust" hikâyesinin İstanbul sokaklarına uyarlanmış halini görmektir. Paranın insan ilişkilerini nasıl mekanikleştirdiğini ve dürüst bir adamın hırs uğruna nelerden vazgeçebileceğini absürt bir dille anlatması oldukça etkileyici. Ayrıca Azer Bülbül gibi sürpriz isimlerin yer aldığı bu kadroyu bir arada görmek, Türk sinemasındaki bu özgün denemeye tanıklık etmek adına keyifli bir deneyim sunuyor.
Açgözlülük ve Hırs: Maddi kazancın manevi değerlerin önüne geçmesi.
Satın Alınabilirlik: İnsan onurunun para karşısındaki sınavı.
Kapitalizm Eleştirisi: Metropol hayatında hayatta kalma çabasının bireyi dönüştürmesi.
Vicdan Muhasebesi: Güce sahip olduktan sonra kaybedilen değerlerin fark edilmesi.
Bu filmin temasını sevdiyseniz, paranın insan üzerindeki etkisini işleyen Bedel veya benzer bir absürt komedi dili kullanan Para Babası gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca, ruhunu satma veya şans eseri zengin olma temalarını işleyen fantastik öğeli diğer yerli yapımlar da ilginizi çekebilir. Dram ve mizahın iç içe geçtiği bu tarz yapımlar, her zaman izleyicinin kendi hayatına dair küçük sorgulamalar yapmasını sağlar.
Film, Vatan Şaşmaz’ın sinema kariyerindeki nadir başrol performanslarından biri olmasıyla bilinir.
Çekimler İstanbul’un çeşitli semtlerinde gerçekleştirilerek şehrin sınıfsal farklılıkları görsel olarak vurgulanmıştır.
Filmde yer alan "ruhunu satma" metaforu, görsel olarak fantastik sahnelerle desteklenmiştir.
Filmde "şeytan" kavramı hem gerçeküstü bir karakter olarak hem de Cemil’in içindeki doymak bilmeyen hırsın bir temsili olarak karşımıza çıkıyor.
Cemil’in yolculuğu bir arınma ve ders çıkarma süreci içeriyor; ancak zenginliğin getirdiği bedellerin geri dönüşü olup olmadığı filmin sürprizli finalinde saklı.
Azer Bülbül, filmde hikâyenin akışına yön veren ve kendine has üslubuyla izleyiciyi gülümseten özgün bir karakteri canlandırıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...