
Film, kendilerini hiç bilmedikleri, labirent benzeri karanlık ve tekinsiz bir mekanda uyanmış bulan bir grup insanın hikâyesini anlatıyor. Bu insanlar buraya nasıl geldiklerini ve neden seçildiklerini hatırlamamaktadırlar. Bulundukları yer, adı "Enhara" olan ve kadim karanlık güçlerin hüküm sürdüğü bir geçittir.
Karakterler, bu dehlizden çıkış yolunu ararken sadece görünmeyen varlıklarla değil, kendi geçmişlerindeki sırlar ve birbirlerine karşı duydukları güvensizlikle de savaşmak zorundadırlar. "Enhara" aslında her bir karakter için bir çeşit kefaret ve yüzleşme alanıdır. Film, "Buradan kurtulmak için neyi feda edebilirsin?" sorusu etrafında şekillenerek izleyiciyi karanlık bir sona doğru sürükler.
Filmin kadrosunda Gıyasettin Tekin, Zeynep Buse Kale, Hasan Er ve Yılmaz Artun gibi isimler yer alıyor. Oyuncu kadrosu, karakterlerin yaşadığı şaşkınlık, dehşet ve hayatta kalma içgüdüsünü oldukça ham ve gerçekçi bir dille yansıtıyor.
Özellikle kısıtlı ve az ışıklı mekanlarda geçen sahnelerde, oyuncuların sergilediği fiziksel performans ve yüzlerindeki çaresizlik ifadesi, filmin o tekinsiz atmosferini tamamlayan en önemli unsurlardan biri.
Yönetmenliğini Onur Aldoğan’ın üstlendiği yapım, görsel diliyle yerli korku filmleri arasında farklı bir yere sahip. Film, geniş bir coğrafyada geçmek yerine izleyiciyi dar koridorlara ve karanlık odalara hapsederek klostrofobik bir korku yaratmayı hedefliyor. 2018 yapımı bu eser, dini motifleri kullanırken bunu bir "kaçış oyununa" veya "hayatta kalma gerilimine" dönüştürerek tempoyu yüksek tutuyor.
Kapalı mekan gerilimlerini (klostrofobik korku) sevenler.
Metafiziksel ögelerle harmanlanmış hayatta kalma hikâyelerine ilgi duyanlar.
"Saw" (Testere) veya "Cube" (Küp) tarzı, bir yerden kaçmaya çalışan karakterlerin gizemli hikâyelerinden hoşlanan yerli korku takipçileri.
Filmi izlemek için en önemli sebep, hikâyenin sadece "korkutma" odaklı olmayıp, karakterlerin psikolojik derinliklerine ve geçmişteki günahlarına da odaklanmasıdır. Enhara geçidi, sadece bir mekan değil, aynı zamanda ruhani bir hesaplaşma noktası olarak kurgulanmış. Işık ve ses kurgusunun yarattığı rahatsız edici atmosfer, türün meraklılarını tatmin edecek düzeyde.
Kefaret ve Hesaplaşma: Geçmişte yapılan hataların eninde sonunda karşımıza çıkması.
Bilinmezlik Korkusu: Nerede olduğunu ve neyle savaştığını bilmemenin yarattığı terör.
İnsan Doğası: Ölüm kalım anında güvenin ve ahlakın nasıl test edildiği.
Bu filmin sunduğu kapalı alan gerilimini ve metafiziksel temasını sevdiyseniz; yerli sinemadan Baskın: Karabasan veya Sekerat "Son" filmlerine göz atabilirsiniz. Dünya sinemasından ise atmosferik benzerlik açısından As Above, So Below (Derin Kabus) iyi bir alternatif olabilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...