
Tom Doherty, hayatında yeni bir sayfa açmak ve geçmişin yüklerinden kurtulmak isteyen genç bir adamdır. Gazetede gördüğü bir ilan üzerine, yerel halkın tekinsiz dedikodular nedeniyle yanından bile geçmeye korktuğu eski bir deniz fenerinde bakım onarım işçisi olarak çalışmayı kabul eder. Şehirden ve insanlardan uzak bu izole mekan, Tom için başlangıçta huzurlu bir sığınak gibi görünse de, fenerin kapıları ardına kadar açıldığında gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlar.
Kısa süre içerisinde Tom, fenerin sadece mekanik bir arızadan ibaret olmadığını fark eder. Duvarlardan gelen fısıltılar, aynalardaki silüetler ve açıklanamayan sesler, burada yalnız olmadığını kanıtlar niteliktedir. Karanlık bir güç, Tom'un zihnindeki en zayıf noktaları hedef alarak onu gerçeklikten koparmaya başlar. Onarım için geldiği bu kule, Tom için kaçışı olmayan klostrofobik bir hapishaneye ve kendi vicdanıyla hesaplaştığı bir mahşer yerine dönüşür.
Filmin başrolünde yer alan Conor Marren, Tom Doherty karakterinin yaşadığı psikolojik çöküşü ve korkuyu son derece yalın bir dille aktarıyor. Karakterin yalnızlığını ve giderek artan paranoyasını izleyiciye geçirmeyi başaran oyuncu, filmin tek mekan üzerindeki gerilimini omuzlarında taşıyor.
Yan rollerde ise fenerin gizemini körükleyen kısa ama etkili performanslar sergileyen yerel oyuncular yer alıyor. Yönetmen Liam Gavin (diğer adıyla A Dark Song ile tanınan), oyuncu yönetiminde dramatik derinliğe odaklanarak, fiziksel korkudan ziyade karakterlerin iç dünyasındaki fırtınaları ön plana çıkarıyor.
Şeytan Kulesi, düşük bütçeli bağımsız sinemanın atmosfer yaratma gücünü sonuna kadar kullanan bir yapım. Geleneksel "perili ev" formülünü alıp ıssız bir deniz fenerine taşıyan film, ses tasarımı ve gri tonlardaki sinematografisiyle izleyiciyi huzursuz etmeyi başarıyor. Filmin temposu, bir gizemin çözülmesinden ziyade bir insanın deliliğe doğru sürüklenişini takip ettiği için ağır ama kararlı bir şekilde ilerliyor. Yönetmenlik tercihleri, görsel efektlerden ziyade gölgelerin ve seslerin yarattığı tekinsizliğe dayanıyor.
Psikolojik derinliği olan ve ağır tempolu korku filmi türünden hoşlananlar için bu yapım ideal bir seçim olabilir. Mekan tasarımlarının hikayenin bir parçası olduğu klostrofobik atmosferleri sevenler ve "tek mekan" gerilimlerine ilgi duyan izleyiciler filmden keyif alacaktır. Ayrıca, insanın kendi geçmişiyle hesaplaşmasını konu alan gerilim yapımları listenizdeyse bu filme mutlaka yer vermelisiniz.
Bu yapım, izleyiciye sadece anlık korkular vaat etmiyor; aynı zamanda izolasyonun insan zihni üzerindeki yıkıcı etkilerini sorgulatıyor. Deniz fenerinin sunduğu o eşsiz ve ürpertici manzara, filmi estetik açıdan doyurucu bir platform filmi haline getiriyor. Kendi türündeki dev bütçeli yapımların aksine, hikayesini karakter gelişimi ve gizem üzerine kurması, Şeytan Kulesi’ni izlenmeye değer kılan en önemli unsurlardan biri.
İzolasyon ve Yalnızlık: Toplumdan kopmanın ve tek başınalığın insan psikolojisi üzerindeki karanlık etkileri.
Vicdan Azabı ve Geçmiş: Kişinin kaçtığı hataların, en beklenmedik yerlerde somut bir kabus olarak karşısına çıkması.
Mekan Hafızası: Eski yapıların, içinde yaşanmış trajedileri sakladığı ve bu enerjiyi yeni gelenlere yansıttığı fikri.
Eğer deniz feneri atmosferindeki o tekinsizliği sevdiyseniz, Robert Eggers imzalı The Lighthouse (Deniz Feneri) mutlaka listenizde olmalı. Ayrıca, ıssızlık ve gizem temasını başarıyla işleyen The Woman in Black veya bir adada geçen psikolojik savaşın anlatıldığı Shutter Island bu yabancı film kategorisinde benzer tatlar sunan yapımlardır.
Filmin çekimleri, atmosferin doğallığını korumak adına gerçek ve terk edilmiş kıyı bölgelerinde gerçekleştirilmiştir. Senaryonun yazım aşamasında, deniz feneri bekçilerinin yaşadığı "fener çılgınlığı" olarak bilinen gerçek psikolojik vakalardan esinlenildiği belirtilmektedir. Bağımsız festivallerde gösterilen film, kısıtlı imkanlarla nasıl etkileyici bir atmosfer kurulabileceğine dair ders niteliğinde bir örnek olarak kabul ediliyor.
Film, bu sorunun cevabını izleyicinin yorumuna bırakıyor. Ancak Tom'un geçmişiyle olan bağları, doğaüstü olayların aslında onun iç dünyasının bir yansıması olabileceğine dair güçlü ipuçları veriyor.
Çekimler, fırtınalı havası ve dik kayalıklarıyla meşhur İrlanda kıyılarında yapılmış, bu da filme doğal bir melankoli ve sertlik katmıştır.
Hayır, film anlık yerinden zıplatma sahneleri yerine, sürekli artan bir huzursuzluk ve gerilim atmosferi üzerine inşa edilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...