

Karoline

Dagmar

Peter

Jørgen

Frida

Erena

Svendsen

Ring Master

Frida's Husband

Strict Woman
Şişli Kız (Pigen med nålen), 1910’lu yılların sonunda, savaşın yıkıcı etkilerinin hala hissedildiği Kopenhag’da geçen kasvetli bir dönem dramıdır. Genç ve hamile bir işçi olan Karoline, kocasının savaştan dönmemesi ve işsiz kalmasıyla derin bir sefalete sürüklenir. Toplum tarafından dışlanan ve çaresiz kalan Karoline, bu karanlık günlerinde Dagmar adında yaşlı bir kadınla tanışır. Dagmar, zor durumdaki kadınların bebeklerini evlatlık vermelerine yardımcı olan yeraltı bir ajans işletmektedir.
Karoline, başlangıçta bu kadını bir kurtarıcı olarak görse de, çok geçmeden Dagmar’ın sunduğu bu yardımın arkasında tüyler ürpertici ve korkunç bir gerçeğin yattığını fark eder. Gerçek olaylardan esinlenen bu dram filmi, bir hayatta kalma mücadelesinin nasıl bir kabusa dönüşebileceğini anlatıyor. Film, sadece bir suç hikayesi değil, aynı zamanda sınıf farklılıklarını, kadınların toplumdaki çaresizliğini ve ahlaki sınırların yok oluşunu işleyen editoryal bir başyapıt niteliği taşıyor.
Filmin başrolünde Karoline karakterine hayat veren Vic Carmen Sonne, izleyiciyi karakterin yaşadığı fiziksel ve ruhsal çöküntüye ortak eden muazzam bir performans sergiliyor. Sonne’nin oyunculuğu, çaresizliğin ve ardından gelen dehşetin en saf halini yansıtıyor. Ona eşlik eden usta oyuncu Trine Dyrholm ise Dagmar rolünde, hem şefkatli hem de şeytani bir figürü aynı anda canlandırarak ekranı adeta domine ediyor.
Dyrholm’un performansı, kötülüğün ne kadar sıradan ve maskeli olabileceğini gösteren, tüyler ürpertici bir derinliğe sahip. Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan Besir Zeciri ve Joachim Fjelstrup gibi isimler de savaş sonrası dönemin yaralı erkek portrelerini başarıyla çiziyor. Bu oyuncu grubu, filmin gotik ve karanlık atmosferini tamamlayan, izleyicide uzun süre iz bırakacak karakterler yaratıyor.
Yönetmen Magnus von Horn, bu yapımda ekspresyonist bir sinema dili kullanarak izleyiciyi 1910’ların sisli ve karanlık Kopenhag sokaklarına hapsediyor. Siyah-beyaz tercih edilen sinematografi, hikayenin karamsar tonunu güçlendirirken her bir kareyi adeta bir tabloya dönüştürüyor. Film, temposuyla izleyiciyi yavaş yavaş gererken, finaline doğru unutulmaz bir sarsıcılığa ulaşıyor. Bu sadece bir gerilim filmi değil, insan doğasının en karanlık köşelerine yapılan estetik ve felsefi bir yolculuktur.
Karanlık dönem dramlarını, psikolojik gerilimleri ve toplumsal eleştiri içeren yapımları seven sinemaseverler için bu film bir zorunluluktur. Eğer bir hikayenin sizi rahatsız etmesinden ve etik sınırlarınızı zorlamasından hoşlanıyorsanız, Şişli Kız size aradığınız derinliği sunacaktır. Ayrıca estetik görselliği ön planda tutan siyah-beyaz sinema tutkunları da bu görsel şölenden etkilenmeyeceklerdir.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, Trine Dyrholm ve Vic Carmen Sonne’nin devleşen oyunculukları ve yönetmenin yarattığı eşsiz atmosferdir. Gerçek bir suç hikayesinden yola çıkarak, sefaletin insanı neye dönüştürebileceğini anlatan bu film, sinemanın sadece eğlence değil aynı zamanda güçlü bir yüzleşme aracı olduğunu kanıtlıyor.
Yoksulluk ve Sınıf Ayrımı: Ekonomik çöküşün bireyleri sürüklediği uçurumlar.
Kadın ve Çaresizlik: Otoriter ve ataerkil bir düzende kadının bedeni ve geleceği üzerindeki kontrol kaybı.
Ahlaki Çöküş: Hayatta kalma içgüdüsünün vicdan ile girdiği ölümcül savaş.
Anne ve Çocuk Bağı: Anneliğin kutsallığı ile acı gerçekler arasındaki çarpışma.
Bu filmin yarattığı karanlık ve trajik atmosferi sevdiyseniz, yine bir kadının dramını sarsıcı bir dille işleyen The Nightingale veya sefaletin ortasındaki ahlaki ikilemleri anlatan Poor Things gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca, siyah-beyaz estetiği ve tarihsel dokusuyla Ida filmi de benzer bir görsel tat sunacaktır.
Film, 2024 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışmış ve büyük övgü almıştır.
Hikaye, Danimarka tarihinin en ünlü seri katillerinden biri olan Dagmar Overbye’nin gerçek hayat hikayesinden esinlenmiştir.
Filmin sinematografisi, klasik korku filmlerinin ve Alman dışavurumculuğunun izlerini taşımaktadır.
Yapım, Danimarka'nın 2025 Oscar aday adayı olarak seçilmiştir.
Evet, film 1913-1920 yılları arasında Danimarka'da bebek ölümlerine neden olan Dagmar Overbye davasından ve bu dönemin sosyal şartlarından ilham almıştır.
Yönetmen, hikayenin geçtiği dönemin kasvetini, yoksulluğun soğukluğunu ve karakterlerin içsel karanlığını daha güçlü yansıtmak için bu görsel tekniği tercih etmiştir.
"Pigen med nålen" (İğneli Kız), terzilik yapan Karoline'e ve hikaye boyunca iğnenin temsil ettiği hem yaratıcı hem de delici/yıkıcı sembolizme atıfta bulunur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...