
Six Men Getting Sick, David Lynch’in henüz bir sanat öğrencisiyken yarattığı, geleneksel sinema kalıplarının tamamen dışında kalan deneysel bir animasyon-heykel birleşimidir. Yaklaşık bir dakika süren bu döngüsel çalışma, altı adet insan figürünün iç organlarının parlamasını, kafalarının büyümesini ve ardından eş zamanlı olarak kusmalarını betimleyen bir süreci işler. Film, sadece bir perdeye yansıtılan bir görüntü değil; üzerine üç boyutlu insan büstlerinin monte edildiği özel bir panel üzerine yansıtılan "hareketli bir resim" olarak tasarlanmıştır.
Eserde, figürlerin yaşadığı fiziksel rahatsızlık ve içsel patlama anı, bir siren sesinin eşlik ettiği rahatsız edici bir atmosferle sunulur. Lynch, bu çalışmasında statik bir resmin canlanması arzusunu gerçekleştirmiş ve vücudun verdiği en temel tepkilerden birini grotesk bir sanata dönüştürmüştür. Hikâye anlatımından ziyade, bedensel bir reaksiyonun yarattığı görsel ve işitsel şoka odaklanan bu yapım, yönetmenin gelecekteki karanlık evreninin ilk tohumlarını barındırır.
Görüntüler sürekli bir döngü halinde tekrarlanırken, izleyici bir noktadan sonra figürlerin yaşadığı mide bulantısını ve o klostrofobik sıkışmışlığı kendi bedeninde hissetmeye başlar. Bu film, Lynch’in kariyeri boyunca peşini bırakmayacağı "bozulmuş beden" ve "huzursuz edici ses" temalarının ham ve en saf halini temsil eder.
Filmde gerçek oyuncular yer almaz; bunun yerine David Lynch’in bizzat kendi elleriyle şekillendirdiği alçı büstler ve animasyon figürleri kullanılır. Sanatçının ressam kimliğinin ön planda olduğu bu eserde, büstler üzerine yansıtılan çizimler karakterlerin duygularını ve fiziksel değişimlerini aktarır.
Bu çalışma, bir yönetmenden ziyade bir plastik sanatçının elinden çıktığı için "performans" burada insan bedeninden ziyade boya, ışık ve alçının etkileşimiyle sağlanır. Lynch, bu cansız nesnelere hareket ve ses vererek onlara bir tür "hayat" ve aynı zamanda "acı" bahşetmiştir.
Bu kısa film, David Lynch sinemasının genetik kodlarını anlamak için en önemli başlangıç noktasıdır. Yönetmenlik, burada bir sahneyi yönetmekten çok bir duygu durumunu ve fiziksel bir süreci manipüle etmek olarak karşımıza çıkar. Tempo yoktur; sadece sürekli tekrarlanan bir anın yoğunluğu vardır. Ses tasarımı, bir siren sesinin monotonluğuyla birleşerek izleyiciyi transa sokan veya rahatsız eden bir frekans yayar. Bu yapım, sinemanın sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda fiziksel bir deneyim alanı olabileceğini kanıtlayan en erken örneklerden biridir.
David Lynch’in dehasının köklerine inmek isteyen sadık hayranlar ve deneysel sinema tutkunları için bu film kaçırılmaması gereken bir dokümandır. Sanat tarihine ve "hareketli resim" kavramına ilgi duyanlar, bu bir dakikalık çalışmada resmin sinemaya nasıl evrildiğini göreceklerdir. Ayrıca, grotesk sanata ve bedensel deformasyon temalarına ilgi duyan izleyici kitlesi için bu ilk çalışma büyüleyici bir keşif olacaktır.
Bu çalışma, Lynch’in bir ressamken nasıl olup da sinemaya yöneldiğinin cevabıdır. Sanatçının "rüzgârın estiği bir resim yapmak" hayalinin ilk somut ürünüdür. Oldukça ilkel şartlarda çekilmiş olmasına rağmen yarattığı etkinin zamansızlığı ve vizyonerliği için izlenmelidir. Sadece bir dakika sürmesi, onun bir sanat objesi olarak değerini ve çarpıcılığını artırmaktadır.
Bedensel Bozulma: İnsan vücudunun kontrol dışı fiziksel tepkileri ve deformasyonu.
Döngüsellik: Acının ve fiziksel sürecin sonsuz bir tekrar içinde hapsolması.
Sesin Gücü: Rahatsız edici bir sesin görsel algıyı nasıl manipüle edebileceği.
Canlanan Sanat: Resmin durağanlığından kurtulup üç boyutlu ve hareketli bir forma dönüşmesi.
Lynch’in bu dönemdeki diğer kısa filmleri olan Alfabede (The Alphabet) ve Büyükanne (The Grandmother), benzer deneysel dokular barındırır. Ayrıca bedensel deformasyon ve endüstriyel kabus atmosferi için yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olan Eraserhead en doğal devam yoludur. Sürrealist kısa filmlerden hoşlananlar için Luis Buñuel’in Bir Endülüs Köpeği (Un Chien Andalou) de benzer bir şok etkisi yaratabilir.
Film, 1967 yılında Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi'nde bir yarışma için 200 dolarlık bir bütçeyle yapılmıştır.
Lynch, bu eseriyle yarışmada birincilik ödülünü kazanmış ve bu başarı onu sinema kariyerine devam etmesi için cesaretlendirmiştir.
Filmin orijinal gösterimi sırasında büstlerin üzerine yansıtılan görüntüler, gerçek bir kusma sesi değil, bir siren sesi eşliğinde sunulmuştur.
Eser, aslında bir heykel ve film projeksiyonunun birleşimi olan bir "enstalasyon" çalışmasıdır.
Lynch bu konuda derin felsefi açıklamalar yapmaktan kaçınsa da, altı sayısının simetrisi ve kusma eyleminin içsel bir patlamayı temsil etmesi onun estetik kaygılarıyla örtüşmektedir.
Kısmen evet. Lynch, kağıt üzerine yaptığı çizimleri tek tek fotoğraflayarak stop-motion tekniğiyle hareketlendirmiştir ancak bunu üç boyutlu büstlerle birleştirerek hibrit bir yapı oluşturmuştur.
Orijinal enstalasyon artık mevcut olmasa da, David Lynch'in kısa filmler derlemelerinde bu çalışmanın filme aktarılmış hali yer almaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...