

John Collingwood

Emma Collingwood

Mari Collingwood

Krug

Francis

Justin

Sadie

Paige

Morton

Giles
Dr. John ve Emma Collingwood, kızları Mari ile birlikte göl kenarındaki yazlık evlerine tatile giderler. Mari, yakındaki kasabada arkadaşı Paige ile buluştuğunda, Justin adında utangaç bir gençle tanışırlar. Justin’in kaldığı otele gittiklerinde, farkında olmadan azılı suçlu Krug, sevgilisi Sadie ve kardeşi Francis'in inine girmiş olurlar. Kaçak suçlular tarafından kaçırılan iki genç kız, ormana götürülür. Burada Paige öldürülür, Mari ise acımasızca darp edilip ölüme terk edilir.
Bölgede patlak veren şiddetli fırtına, suçlu çetesini sığınacak bir yer aramaya zorlar. Kaderin korkunç bir oyunuyla, grup Mari'nin anne ve babasının yaşadığı göl evine sığınır. İlk başta bu yabancılara yardım eden John ve Emma, kızlarının kanlar içinde kapıya gelmesiyle gerçeği anlarlar. Kızlarına yapılanları öğrenen aile, uygar kimliklerinden sıyrılarak hayatta kalmak ve adaletlerini kendi elleriyle sağlamak için korkunç bir intikam planını devreye sokar.
Filmin başrollerinde, kızını korumak için bir canavara dönüşen baba rolünde Tony Goldwyn ve anne rolünde Monica Potter yer alıyor. Filmin asıl dikkat çeken performansları ise suçlu tarafında: Breaking Bad ile dünya çapında üne kavuşan Aaron Paul, çetenin dengesiz ve şiddete meyilli üyesi Francis rolünde tüyler ürperten bir iş çıkarıyor. Çete lideri Krug rolündeki Garret Dillahunt ise izleyiciye gerçek bir nefret öznesi sunuyor.
Kurban Mari rolünde Sara Paxton sergilediği fiziksel ve duygusal performansla filmin trajedisini güçlendirirken, çetenin vicdanlı ama çaresiz üyesi Justin rolünde Spencer Treat Clark hikâyenin kilit noktasında yer alıyor.
1972 yapımı Wes Craven klasiğinin yeniden çevrimi olan bu film, orijinalinin yarattığı şoku modern sinemanın imkanlarıyla birleştiriyor. Yönetmen Dennis Iliadis, filmi basit bir "vahşet pornosu" olmaktan çıkarıp, ahlaki bir ikileme dönüştürüyor: "Sevdiklerinizi korumak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?" Yapımcı koltuğunda bizzat Wes Craven’ın oturması, filmin orijinal ruha sadık kalmasını sağlarken, Michael Bay’in prodüksiyon şirketi Platinum Dunes’un etkisi görselliği ve gerilimi en üst seviyeye taşıyor. Özellikle final sahnesi, sinema tarihinin en unutulmaz ve tartışmalı intikam sahnelerinden biridir.
Sert gerilimlerden, "intikam" (rape-and-revenge) temalı korku filmlerinden ve psikolojik sınırların zorlandığı yapımlardan hoşlanan yetişkin izleyiciler bu filmi listesine almalı. Ancak uyaralım; film oldukça grafik sahneler ve ağır şiddet içerdiği için hassas izleyiciler için uygun olmayabilir.
Film, medeni insanların en vahşi koşullarda ne kadar acımasızlaşabileceğini gösteren başarılı bir karakter analizi sunuyor. Sadece kanlı sahneleriyle değil, aile bağlarının gücü ve intikamın soğuk doğası üzerine kurduğu atmosferle de dikkat çekiyor. Aaron Paul’un kariyerinin başındaki performansını görmek de sinemaseverler için ayrı bir motivasyon kaynağı.
İntikamın Bedeli: Adaleti kendi elinle aramanın getirdiği ahlaki değişim.
Aile Koruma İçgüdüsü: Koşullar ne olursa olsun çocuklarını koruma dürtüsü.
Medeniyet vs. Vahşet: Şehirli, eğitimli insanların hayatta kalmak için içlerindeki canavarı serbest bırakması.
Kader ve Rastlantı: Suçluların tam da kurbanın ailesinin evine sığınmasıyla oluşan dramatik ironi.
Bu tarz sert bir intikam hikâyesini sevdiyseniz, Mezarına Tüküreceğim (I Spit on Your Grave), Teksas Katliamı (2003) veya gerilimiyle nefes kesen Nefesini Tut (Don't Breathe) filmlerine göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...