

Augustus Landor

Edgar Allan Poe

Lea Marquis

Dr. Daniel Marquis

Captain Hitchcock

Superintendent Thayer

Jean-Pepe

Artemus Marquis

Julia Marquis

Patsy
1830 yılının sert kışında, West Point Askeri Akademisi’nin gri duvarları arasında bir kadet vahşice öldürülmüş halde bulunur. Cesedin kalbinin profesyonelce yerinden sökülmüş olması, olayı basit bir disiplin suçundan çıkarıp karanlık bir ayinin parçası haline getirir. Akademinin itibarını korumak isteyen yetkililer, inzivaya çekilmiş, içkiyle ve geçmişin hayaletleriyle boğuşan deneyimli dedektif Augustus Landor’dan yardım isterler.
Landor, bu kapalı kutu gibi görünen askeri yapının içinde sessizlikle karşılanınca, beklenmedik bir müttefik bulur. Bu müttefik, henüz ünlü bir yazar olmamış, şiirsel dünya görüşüyle dünyaya bakan ve askeri disipline pek de uyum sağlayamayan genç kadet Edgar Allan Poe’dur. İkili, karlı manzaranın altına gizlenmiş sırları ararken, cinayetlerin arkasındaki korkunç gerçeğin sandıklarından çok daha kişisel olduğunu fark ederler.
Filmin merkezinde Christian Bale, Augustus Landor rolünde her zamanki ustalığıyla karşımıza çıkıyor. Bale, karakterinin yaşadığı derin kaybı ve zekasını, minimal ama etkili bir performansla birleştirerek hikayenin kasvetli tonunu sırtlıyor. Ancak filmin gerçek sürprizi, genç Edgar Allan Poe’yu canlandıran Harry Melling. Melling, Poe’nun melankolik, meraklı ve hafif eksantrik yapısını o kadar doğal bir yerden yakalıyor ki, seyirciyi geleceğin efsanevi yazarına tanıklık ettiğine ikna ediyor.
Kadronun geri kalanında ise Gillian Anderson, Toby Jones ve Robert Duvall gibi dev isimler yer alıyor. Özellikle Anderson’ın canlandırdığı Bayan Marquis karakteri, hikayeye gergin ve gizemli bir katman ekleyerek filmin gizem unsurlarını besleyen önemli bir performans sergiliyor.
Yönetmen Scott Cooper, Louis Bayard'ın aynı adlı romanını sinemaya uyarlarken görsel dile büyük önem vermiş. Filmin paleti tamamen soluk maviler, gri tonlar ve soğuk beyazlardan oluşuyor. Bu seçim, sadece filmin adıyla değil, aynı zamanda karakterlerin ruh haliyle de tam bir uyum yakalıyor. Filmin temposu, klasik bir dedektiflik hikayesinde olduğu gibi ağır ilerlese de, finalde kurulan büyük dönemeç izleyicinin sabrını ödüllendiriyor. Gotik edebiyatın öncülerinden Poe’nun bir kurgu karakter olarak bu kadar organik bir şekilde dedektiflik hikayesine dahil edilmesi, senaryonun en güçlü yönü olarak dikkat çekiyor.
Eğer yavaş tempoda ilerleyen, atmosferik ve görsel estetiği yüksek gerilim filmleri ilginizi çekiyorsa bu yapım tam size göre. Özellikle suç temalı hikayelerde karakter derinliği arayan ve Sherlock Holmes tarzı tümdengelim yöntemlerini seven izleyiciler, Landor ve Poe’nun iş birliğinden keyif alacaktır. Ayrıca Edgar Allan Poe’nun kalemine aşina olanlar, filmin içindeki edebi göndermeleri takip etmekten büyük zevk duyacaktır.
Filmi türdeşlerinden ayıran en büyük özellik, bir cinayet gizemini "gotik bir şiir" havasında sunmasıdır. Sadece katilin kim olduğuyla ilgilenmez, aynı zamanda insan ruhunun karanlık köşelerine ve yasın insanı neye dönüştürebileceğine odaklanır. Christian Bale ve Harry Melling arasındaki kimya, filmi salt bir dedektiflik hikayesinin ötesine taşıyarak dokunaklı bir usta-çırak ilişkisine dönüştürür.
İntikam ve Yas: Kaybedilenlerin ardından tutulan yasın, adaleti nasıl çarpıtabileceği işlenir.
Gizli Cemiyetler ve Ayinler: Dönemin mistik inanışlarına ve tıp ile batıl inanç arasındaki ince çizgiye odaklanılır.
Yalnızlık: Karakterlerin her biri, kalabalıklar içinde kendi yalnızlıklarıyla savaşır.
Sadakat: Askeri disiplin ve kişisel dostluklar arasındaki çatışma ön plandadır.
Sherlock Holmes: Zeki bir dedektif ve onun sadık yardımcısının gizemli vakaları çözme süreci açısından benzerlik taşır.
Sleepy Hollow (Hayalet Süvari): Gotik atmosferi ve karanlık cinayet örgüsüyle bu türün sevenleri için iyi bir suç ve gizem alternatifidir.
The Alienist: 19. yüzyıl atmosferinde geçen psikolojik derinliği yüksek bir dedektiflik hikayesi arayanlar için ideal bir yapımdır.
Filmin çekimleri Batı Pensilvanya’nın dondurucu soğuklarında gerçekleştirildi; bu da sahnelerdeki soğuk hissinin tamamen gerçekçi olmasını sağladı. Yönetmen Scott Cooper, bu projeyi hayata geçirmek için on yıldan fazla bir süre bekledi ve Edgar Allan Poe’nun hayatındaki West Point yıllarının gerçekliğinden ilham aldı. Ayrıca filmdeki sembolizm ve şiirsel dil, Poe’nun ileride yazacağı ikonik eserlerine birer saygı duruşu niteliğindedir.
Hayır, film Louis Bayard’ın kurgusal romanından uyarlanmıştır. Ancak Edgar Allan Poe gerçekten de bir dönem West Point Askeri Akademisi'nde öğrencilik yapmıştır.
Karakter kurgusal bir hikaye içinde yer alsa da, Poe’nun melankolik doğası ve şiir tutkusu gibi gerçek kişilik özellikleri senaryoya titizlikle yansıtılmıştır.
Evet, film türünün gereği olarak finalde tüm taşları yerine oturtan ve izleyicinin başlangıçtaki bakış açısını tamamen değiştiren büyük bir sürpriz barındırıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...