

Volkan

Aylin

Cihan
Serhan

Ayten Hemşire

Tuğçe

Vedat

Bekçi Haydar

Sevim

Bobin Faruk
Film, yolları bir onkoloji servisinde kesişen üç farklı karakterin; Süleyman, Volkan ve Serhan'ın hikâyesini merkezine alıyor. Her biri kanserin farklı evrelerinde olan bu üç adam, ölümle burun buruna geldikleri bir dönemde, hastane odasının kasvetinden kaçmaya ve yarım kalan hesaplarını kapatmaya karar verirler.
Süleyman, yıllardır görmediği ailesiyle helalleşmek; Volkan ise hayatı boyunca yapamadığı her şeyi o dar vakte sığdırmak istemektedir. Birlikte çıktıkları bu yolculuk, sadece bir şehirden diğerine gidiş değil, aynı zamanda korkularından sıyrılıp "sonsuz" bir ana tutunma çabasına dönüşür. Film, izleyiciyi bir yandan gözyaşlarına boğarken diğer yandan karakterlerin birbirlerine tutunma şekilleriyle ve aralarındaki trajikomik diyaloglarla gülümsetmeyi başaran nadir yapımlardan biridir.
Filmin duygusal derinliğini ve inandırıcılığını sağlayan en büyük etken, karakterlerin ruh halini kusursuz yansıtan oyuncu kadrosudur:
İsmail Hacıoğlu (Volkan): Gençliğinin baharında bu hastalıkla tanışan, isyankar ama bir o kadar da yaşama tutkulu Volkan rolünde devleşiyor.
Şevket Çoruh (Cihan): Hikâyeye sonradan dahil olan ve grubun dinamiklerini değiştiren karakteriyle hem güldüren hem de hüzünlendiren bir performans sergiliyor.
Ferhat Gündoğdu (Serhan): Sessiz sedasız ama derin acıları olan Serhan karakterini başarıyla canlandırıyor.
Süleyman Turan: Yeşilçam'ın efsane ismi, bilge ve kabullenmiş Süleyman karakteriyle filme nostaljik bir saygınlık katıyor.
Yönetmenliğini Cemal Şan’ın üstlendiği film, "hastalık" temasını ajitasyon yapmadan, son derece insani bir yerden işlemeyi başarıyor. 2 saat 1 dakikalık süresiyle bir yol hikâyesine dönüşen yapım, Türkiye’nin taşra manzaralarını karakterlerin içsel yolculuklarıyla harmanlıyor. Sinematografik açıdan hastanenin soğuk maviliği ile yolun sıcak sarı tonları arasındaki geçiş, ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgiyi temsil ediyor. Film, "Öleceksek de yaşayarak ölelim" felsefesini editoryal bir titizlikle izleyiciye aktarıyor.
Hayatın değerini hatırlatan, dostluğun iyileştirici gücüne inanan ve melankoliyi umutla harmanlayan hikâyeleri sevenler bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Bucket List (Şimdi ya da Asla) veya Knockin' on Heaven's Door (Cennetin Kapısında) gibi yapımları beğendiyseniz, Sonsuz size bu temanın bizden, daha samimi ve yerel bir versiyonunu sunacaktır. Duygusal boşalım yaşamak ve aynı zamanda hayatın neşesini bulmak isteyenler için güçlü bir platform filmi seçeneği.
Bu filmi izlemek için en büyük sebep, ölümün kaçınılmazlığı karşısında verilen o onurlu "yaşama" tepkisidir. Karakterlerin birbirlerine olan bağlılığı, modern dünyanın yalnızlaştırdığı insan ruhuna bir merhem niteliğinde. Ayrıca İsmail Hacıoğlu ve Şevket Çoruh’un arasındaki kimya, filmi ağır bir dram olmaktan çıkarıp izlenebilirliği yüksek, akıcı bir esere dönüştürüyor. Final sahnesiyle izleyicide uzun süre etkisini kaybetmeyecek bir tortu bırakıyor.
Dostluk ve Dayanışma: Aynı kaderi paylaşan yabancıların bir aileye dönüşmesi.
Ölüm ve Kabulleniş: Kaçınılmaz olanla yüzleşirken korkuyu neşeye çevirme çabası.
Yarım Kalan Hayaller: Ölmeden önce yapılacaklar listesinin vicdani ve dünyevi boyutu.
Yol ve Arayış: Fiziksel bir yolculuğun, ruhsal bir arınmaya dönüşmesi.
Sonsuz'un yarattığı o hüzünlü ama sıcak atmosferi sevdiyseniz; Babam ve Oğlum, Uzaklara Türkü veya yine bir yol ve dostluk hikâyesi olan Pardon filmlerine göz atabilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...