

LT. Aldo Raine

Shosanna

COL. Hans Landa

SGT. Donny Donowitz

LT. Archie Hicox

Bridget von Hammersmark

Fredrick Zoller

SGT. Hugo Stiglitz

CPL. Wilhelm Wicki

Marcel
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Alman işgali altındaki Fransa'da geçen hikâye, Teğmen Aldo Raine liderliğindeki bir grup Yahudi-Amerikan askerinin, Nazilere karşı yürüttüğü acımasız ve korku salan gerilla operasyonlarını odağına alıyor. Halk arasında "Soysuzlar" olarak bilinen bu ekip, Nazi ordusunun moralini bozmak için vahşi yöntemler kullanarak düşmanlarını etkisiz hale getirir. Amaçları, savaşın gidişatını değiştirecek büyük bir darbe indirmektir.
Eş zamanlı olarak, ailesi acımasız Albay Hans Landa tarafından katledilen Shosanna Dreyfus, Paris'te bir sinema salonu işleterek kimliğini gizlemektedir. Kaderin bir cilvesi olarak, Nazi propaganda filminin prömiyeri Shosanna'nın sinemasında yapılacaktır. Bu durum hem Soysuzlar hem de Shosanna için Nazi lider kadrosunu yok etmek adına eşsiz bir intikam fırsatı doğurur.
Quentin Tarantino, tarihi gerçekleri kendi kurgusuyla harmanlayarak izleyiciyi son ana kadar ters köşeye yatıran bir anlatı sunar. Film, gerilim dolu uzun diyalog sahneleriyle başlayıp patlamaya hazır bir aksiyonla devam eden bölümlerden oluşur. Savaşın karanlık atmosferi, Tarantino'nun absürt mizahı ve stilize şiddetiyle birleşerek unutulmaz bir sinema deneyimine dönüşür.
Christoph Waltz, Albay Hans Landa rolünde sergilediği performansla modern sinemanın en etkileyici "kötü adam" karakterlerinden birini yaratıyor. Waltz, dört dil konuştuğu bu rolle haklı bir Oscar kazanmıştır. Brad Pitt, kendine has aksanı ve karizmasıyla Teğmen Aldo Raine karakterine hayat verirken, Melanie Laurent ailesinin intikamını almak isteyen Shosanna rolünde filmin duygusal yükünü başarıyla sırtlıyor. Diane Kruger ve Michael Fassbender ise filmin gerilim dozunu artıran kilit performanslar sergiliyor.
Tarantino'nun "şarküteri" tarzı sinemasının en olgun örneklerinden biri olan yapım, yönetmenlik koltuğundaki ustalığı her sahnede hissettiriyor. Film, alışılmışın dışındaki kurgusu ve tarihsel olayları yeniden yazma cesaretiyle dikkat çekiyor. Diyalogların gücü, izleyiciyi bir masanın etrafında saatlerce tutabilecek kadar kuvvetli. Görüntü yönetimi ve müzik seçimi ise bu epik savaş draması atmosferini mükemmel bir şekilde tamamlıyor.
Tarantino'nun kendine özgü anlatım tarzını sevenler ve tarihin alternatif bir versiyonunu merak edenler bu filmi kesinlikle izlemeli. Eğer diyalog ağırlıklı, yüksek gerilimli ve sonunda tatmin edici bir intikam öyküsü barındıran aksiyon filmleri ilginizi çekiyorsa, bu yapım sizin için bir klasik olacaktır. Sinema tutkunları içinse her sahnesi ayrı bir ders niteliğindedir.
Inglourious Basterds, sadece bir savaş filmi değil, aynı zamanda sinemanın gücüne yakılmış bir aşk mektubu olduğu için izlenmelidir. Hikâyenin merkezindeki sinema salonu ve filmlerin savaşın sonucunu belirlemesi, yönetmenin sanata bakışını yansıtır. Karakter derinlikleri ve Christoph Waltz’un dahi işi oyunculuğu, filmi tekrar tekrar izlenebilir kılan temel unsurlar arasında yer alıyor.
İntikam ve Adalet: Geçmişin yaralarını sarmak için şiddete başvurmanın kaçınılmazlığı.
Dil ve İletişim: Filmin birçok sahnesinde dilin bir silah veya bir kamuflaj olarak kullanılması.
Tarihsel Revizyonizm: Sanatın, tarihin acı gerçeklerini yeniden yazma ve adalet sağlama gücü.
Vahşet ve Kahramanlık: Savaş sırasında kahramanlık ile barbarlık arasındaki çizginin bulanıklaşması.
Bu filmin stilize şiddetini ve keskin diyaloglarını sevdiyseniz, yönetmenin bir diğer başyapıtı olan Pulp Fiction veya western soslu intikam öyküsü Django Unchained filmlerine göz atabilirsiniz. Benzer bir İkinci Dünya Savaşı atmosferinde geçen ama daha gerçekçi bir dokuya sahip olan savaş draması Fury de listenizde olabilir. Ayrıca kadrosu ve dinamik yapısıyla The Dirty Dozen klasik bir öneridir.
Tarantino bu senaryoyu yazmaya Pulp Fiction'dan önce başlamış ancak sonunu getirmekte zorlandığı için projeyi yıllarca rafa kaldırmıştır. Albay Hans Landa rolü için başlangıçta Leonardo DiCaprio düşünülmüş olsa da, Tarantino karakterin dil yeteneği nedeniyle Avrupalı bir oyuncuda karar kılmıştır. Filmin adı, 1978 yapımı bir İtalyan savaş filmi olan The Inglorious Bastards'tan esinlenilmiştir ancak Tarantino özgünlük adına harf hataları eklemiştir.
Hayır, Hans Landa karakteri tamamen kurgusaldır. Ancak karakterin metodik çalışma tarzı ve zekası, dönemin Nazi subaylarının profillerinden esinlenerek yaratılmıştır.
Hayır, Tarantino bu filmde "alternatif tarih" (alternative history) türünü kullanmıştır. Filmin finali gerçek tarihten tamamen farklıdır ve yönetmenin sinema yoluyla adaleti sağlama arzusunu yansıtır.
Tarantino, işgal altındaki Avrupa'nın o dönemki çok dilli yapısını yansıtarak gerçekçiliği artırmak istemiştir. Filmde Almanca, Fransızca, İngilizce ve İtalyanca dilleri hikâyenin gelişiminde kritik roller oynar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...