
Belgesel
Stranger at the Gate, travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele eden ve Müslümanlara karşı derin bir öfke besleyen eski Amerikan askeri Richard "Mac" McKinney'nin hikâyesini anlatır. Mac, Indiana’daki yerel bir camiyi bombalayarak büyük bir katliam yapmayı planlamaktadır. Keşif yapmak amacıyla camiye giden Mac, beklediği düşmanlık yerine oradaki cemaat tarafından büyük bir nezaket ve şefkatle karşılanır. Film, bir "yabancı" olarak girdiği o kapıdan, nefretin nasıl eridiğini ve bir topluluğun tereddütsüz sevgisinin bir insanın kalbini nasıl değiştirebileceğini bizzat tanıkların ve Mac'in ağzından aktarır.
Belgeselin yönetmenliğini, daha önce The New Yorker için hazırladığı belgesellerle tanınan Joshua Seftel üstleniyor. Seftel, bu projeyi toplumsal kutuplaşmaya karşı bir panzehir olarak tasarlamıştır. Yapımcı kadrosunda ise Nobel Barış Ödülü sahibi Malala Yousafzai yer alarak filmin küresel mesajını güçlendirmiştir. Belgesel, 95. Akademi Ödülleri'nde (2023) En İyi Kısa Belgesel dalında aday gösterilmiş ve dünya çapında pek çok festivalde barış ve diyalog üzerine en güçlü yapımlardan biri olarak kabul edilmiştir.
Stranger at the Gate, yaklaşık 30 dakikalık süresinde izleyiciyi önce derin bir gerilime sokan, ardından muazzam bir duygusal boşalma yaşatan bir yapımdır. Filmin en çarpıcı yönü, "nefret suçu" işlemeye bu kadar yakın birinin, sadece insani bir temasla nasıl değişebildiğini kurgusuz ve olduğu gibi sunmasıdır. İzleyici yorumları incelendiğinde, cami cemaatinin (özellikle Bibi ve Saber Bahrami’nin) sergilediği "radikal misafirperverlik" karşısında etkilenmemenin imkânsız olduğu belirtilmektedir. Eleştirmenler, yapımı modern dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu "ötekini anlama" çabasının en saf sinematik örneği olarak nitelendiriyor.
Bu yapım, toplumsal barış, dinler arası diyalog ve insan psikolojisinin karanlık ve aydınlık yönlerine ilgi duyan herkes için mutlaka izlenmesi gereken bir eserdir. Önyargıların nasıl yıkılabileceğine dair ilham verici bir hikâye arayanlar, eğitimciler ve aktivistler bu kısa belgeselden çok değerli dersler çıkaracaklardır. Ayrıca, bir insanın radikalleşme sürecinden nasıl dönebileceğini merak eden her yetişkin izleyici bu filme şans vermelidir.
Eğer bu belgeselin sunduğu nefretin sevgiye dönüşümü teması ilginizi çektiyse, eski bir beyaz üstünlükçünün değişimini anlatan Healing From Hate veya benzer bir dönüşüm hikâyesi sunan Accidental Courtesy belgeseli ilginizi çekebilir. Ayrıca, 11 Eylül sonrası nefret suçlarını ve bağışlamayı işleyen The True American da bu filmle benzer bir felsefi derinliğe sahiptir.
2022 yapımı olan film, sadece bir suçun önlenmesini değil, bir dostluğun doğuşunu belgeler. Mac McKinney’nin bugün o caminin eski başkanı olması, hikâyenin inanılmazlığını ve gerçekliğini perçinleyen en önemli detaydır. Malala Yousafzai’nin yapımcılığını üstlendiği ilk film olması, yapımın "barış" odaklı vizyonunu uluslararası bir boyuta taşımıştır. Bu 30 dakika, bizlere dünyanın bazen sadece bir gülümseme ve bir bardak çay ile kurtarılabileceğini hatırlatıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...