
Dram
Babasının ölümüyle birlikte uzun yıllardır uğramadığı memleketine dönen bir yazarın hikâyesini anlatan film, taşradaki eski bir evin tozlu odalarında geçer. Kahramanımız, sadece fiziksel olarak değil, ruhen de terk ettiği bu evde, kendi geçmişiyle ve babasıyla olan yarım kalmış hesaplaşmalarıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Yönetmen Cafer Özgül, hikâyeyi klasik bir olay örgüsünden ziyade karakterin iç dünyasındaki gelgitler, pişmanlıklar ve arayışlar üzerine kuruyor. Melih Selçuk'un vakur ve hüzünlü performansı, Mehmet Özgür gibi bir ustanın filme kattığı ağırlıkla birleşince; ortaya modern hayatın gürültüsünden kaçıp kendi "sükutuna" sığınmak isteyen bir insanın dokunaklı portresi çıkıyor.
Görsel Atmosfer: Işığın ve gölgenin kullanımı, evin bir karakter gibi nefes almasını sağlıyor. Mekân, yazarın zihnindeki karmaşayı ve yalnızlığı temsil eden bir labirent gibi kurgulanmış.
Melih Selçuk ve Mehmet Özgür: Oyuncu kadrosundaki bu güçlü isimler, az diyalogla çok şey anlatan, bakışlara ve sessizliğe dayalı sahnelerde ustalığını konuşturuyor.
Yalnızlık Teması: Modern bireyin köklerine dönme çabası ve bu süreçte karşılaştığı yabancılaşma hissi çok naif bir dille işleniyor.
Edebi Dil: Filmin anlatımı bir romanın sayfaları arasında geziyormuşsunuz hissi veriyor; ağırbaşlı, sakin ve düşündürücü.
Minimalist Sinemayı Seviyorsanız: Sözlerin azaldığı, görüntülerin ve duyguların konuştuğu yapımlardan hoşlananlar için.
Hesaplaşma ve Dönüş Hikâyeleri: Geçmişin yüklerinden kurtulma çabasını ve aile bağlarının gizemli derinliğini merak edenlere.
Ruhu Dinlendiren Bir Seyir: Hızlı akan aksiyon filmlerinin aksine, durup düşünmek ve karakterin ruhsal derinliğine eşlik etmek isteyenler için ideal.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...