

Beat Takeshi / Mr. Kitano

Takeshi's Girlfriend / Kitano's Female Neighbor

Mahjong Parlor Woman / Audition Producer / Costumer

Takeshi's Manager / Taxi Driver

Takeshi's Friend / Kitano's Yakuza Neighbor

TV Wardrobe Master / Noodle Cook / Audition Actor

Self

Film Studios Tattooist

Film Crew Member close to the Director

Film Director
Beat Takeshi, Japonya’nın en büyük yıldızlarından biri olarak lüks ve şöhret dolu bir hayat sürmektedir. Ancak madalyonun diğer yüzünde, onunla aynı fiziksel görünüşe sahip olan ancak hayatı başarısızlıklarla dolu Kitano adında bir adam vardır. Kitano, bir markette kasiyerlik yaparak geçinen, sürekli girdiği oyunculuk seçmelerinden eli boş dönen ve toplumun kıyısında yaşayan silik bir karakterdir.
Bu iki zıt hayat, bir noktada öylesine karmaşık bir şekilde birbirine geçer ki; kimin gerçek kimin yansıma olduğu belirsizleşir. Kitano’nun hayalleri, Beat Takeshi’nin filmlerindeki şiddet dolu dünyayla birleşmeye başlar. Takeshis' (Takeshi), kimlik bunalımını, sanatçının kendi yarattığı ikonla olan savaşını ve şöhretin absürt doğasını Takeshi Kitano’nun kendine has, kuralsız sinema diliyle anlatıyor.
Takeshi Kitano, filmde hem parıltılı yıldız Beat Takeshi’yi hem de umutsuz figüran Kitano’yu canlandırarak oyunculuk sınırlarını zorluyor. Kitano, kendi kişiliğinin iki farklı kutbunu öylesine keskin ve yer yer komik bir dille yansıtıyor ki, izleyici bu şizofrenik geçişlerin içinde kaybolmaktan kendini alamıyor. Sanatçının donuk ifadesi, filmin absürt mizahının en güçlü silahı haline geliyor.
Kadrodaki diğer oyuncular, Kitano’nun sinemasından aşina olduğumuz isimlerden oluşuyor ve bu oyuncular da farklı sahnelerde farklı rollerde karşımıza çıkarak filmin "rüya içinde rüya" atmosferini pekiştiriyorlar. Her bir karakter, ana karakterin zihnindeki birer piyon gibi hareket ederek hikayenin sürrealist yapısına hizmet ediyor.
Takeshi Kitano’nun kendi kariyerine ve ikonik kimliğine yönelik en cesur eleştirisi olan bu yapım, geleneksel anlatı yapısını tamamen reddediyor. Film, bir olay örgüsünden ziyade bir bilinçaltı akışı gibi ilerliyor. Yönetmenlik dili; şiddet, komedi ve hüzün arasında öngörülemez sıçramalar yaparak izleyiciyi sürekli şaşırtıyor. Bağımsız film ruhunu en uç noktada temsil eden yapım, Kitano’nun "otobiyografik sürrealizm" döneminin en önemli halkasıdır.
Klasik hikaye anlatımından sıkılan, sinemada deneysel ve gerçeküstü yaklaşımları seven izleyiciler bu filmi mutlaka görmelidir. Takeshi Kitano hayranları için sanatçının iç dünyasına dair devasa bir bulmaca sunan yapım, aynı zamanda kimlik, şöhret ve yaratıcılık üzerine kafa yoranların da ilgisini çekecektir.
Film, bir sanatçının kendi yarattığı "maske" ile olan amansız kavgasını en çıplak haliyle gösteriyor. Sinemada eşine az rastlanan bir öz-eleştiri örneği olması ve görsel dilindeki yaratıcı karmaşa, onu sıradan biyografik yapımlardan tamamen ayırıyor. Kitano’nun zihnine girmek ve orada bir yolculuğa çıkmak isteyenler için eşsiz bir fırsat.
Kimlik Parçalanması: Aynı bedende iki farklı hayatın ve kişiliğin çatışması.
Şöhretin İllüzyonu: Yıldız olmanın getirdiği yapaylık ve bu dünyanın yıkıcı etkisi.
Gerçeklik ve Rüya: Hayallerin gerçek hayatı ne kadar işgal edebileceği üzerine bir sorgulama.
Kitano’nun bu deneysel tarzını sevdiyseniz, yönetmenin "gerçeküstü üçlemesi"nin diğer parçaları olan Glory to the Filmmaker! ve Achilles and the Tortoise filmlerine bakabilirsiniz. Ayrıca kimlik karmaşası ve rüya atmosferi açısından David Lynch imzalı Mulholland Drive veya Fellini’nin 8½ klasiği bu filmle benzer ruhsal bağlar taşır.
Film, Kitano’nun kendi kariyerindeki "Beat Takeshi" personasıyla girdiği hesaplaşmanın bir ürünüdür. Çekimler sırasında herhangi bir senaryo kısıtlamasına gidilmemiş, pek çok sahne yönetmenin o anki ruh haline göre şekillenmiştir. Film, Venedik Film Festivali'nde gösterildiğinde eleştirmenleri ikiye bölmüş, kimileri tarafından bir dahi işi, kimileri tarafından ise tam bir karmaşa olarak nitelendirilmiştir.
Tam olarak değil; film, Takeshi Kitano’nun gerçek hayatından ziyade, onun halka sunduğu imajı ve iç dünyasındaki çatışmaları anlatan sürrealist bir kurgudur.
Film, doğrusal bir zaman çizgisi izlemek yerine bir rüya mantığıyla hareket eder; sahneler arasındaki geçişler genellikle mantıksal değil, sembolik ve çağrışımsaldır.
Kitano’nun önceki yakuza filmlerine bir gönderme olarak bazı şiddet sahneleri mevcuttur, ancak bunlar genellikle karikatürize edilmiş ve absürt bir dille sunulmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...