
Romantik, Dram
Vanuatu’nun egzotik adalarından biri olan Tanna’da geçen hikâye, yüzyıllardır değişmeyen "Kastom" geleneklerine göre yaşayan bir kabilede geçer. Kabilenin genç ve güzel kızı Wawa, kalbini aynı kabileden olan Dain’e kaptırmıştır. Ancak aralarındaki bu saf aşk, kabileler arası bitmek bilmeyen savaşlar ve siyasi ittifaklar nedeniyle büyük bir sınavla karşı karşıya kalır. Kabileler arasındaki barışı sağlamak amacıyla Wawa’nın rakip kabileden biriyle zorla evlendirilmesine karar verilir.
Bu karar, genç aşıklar için bir yıkım demektir. Wawa ve Dain, toplumun onlara dayattığı bu kadere boyun eğmek yerine, adanın derinliklerine, aktif bir yanardağın eteklerine doğru kaçmaya karar verirler. Bir yanda sadakat duydukları kabileleri, diğer yanda ise uğruna ölümü göze aldıkları aşkları vardır. Film, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’ini andıran bu trajik temayı, el değmemiş doğanın vahşi güzelliği içinde, izleyiciyi büyüleyen epik bir dille anlatır.
Filmin en dikkat çekici özelliği, oyuncu kadrosunun tamamının profesyonel olmayan, adada yaşayan yerli Yakel kabilesi üyelerinden oluşmasıdır. Wawa rolünde Marie Wawa ve Dain rolünde Mungau Dain, hayatlarında daha önce hiç film izlememiş olmalarına rağmen, ekrana sığmayan doğal bir karizma ve derin bir duygusallık sergilerler. Kabile şefleri ve diğer üyeler de kendi gerçek kimlikleriyle filmde yer alarak yapımın inandırıcılığını doruk noktasına taşırlar.
Bu "oyunculuk yapmayan" kadronun saf enerjisi, modern sinemanın steril yapısından çok uzak, tamamen organik bir performans ortaya koyuyor. Özellikle Mungau Dain’in duruşu ve Marie Wawa’nın bakışları, bu yabancı film için gereken o kadim ve zamansız hissi başarıyla veriyor.
Yönetmenler Bentley Dean ve Martin Butler, yedi ay boyunca kabileyle birlikte yaşayarak bu projeyi hayata geçirdiler. Tanna, sadece bir aşk filmi değil, aynı zamanda antropolojik bir keşif niteliği taşıyor. 89. Akademi Ödülleri'nde "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Avustralya'yı temsil ederek Oscar adaylığı kazanan yapım, görsel diliyle büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Aktif yanardağ sahneleri, tropikal ormanların dokusu ve kabile yaşamının detayları, izleyiciyi dünyadan koparıp bambaşka bir zaman dilimine götürüyor.
Farklı kültürlere ve antropolojiye ilgi duyanlar, epik doğa manzaraları eşliğinde hüzünlü bir hikâye izlemek isteyenler için Tanna eşsiz bir deneyim. Geleneksel yaşamın modern hakikatlerle çatışmasını merak eden ve ana akım sinemanın dışındaki cevherleri keşfetmeyi seven izleyiciler bu filme hayran kalacaktır. Ayrıca, gerçek bir hikâyeye dayanan dramatik yapımları sevenler için de oldukça sarsıcı bir tercih.
Tanna’yı benzerlerinden ayıran en büyük özellik, hikâyenin geçtiği kabilenin kendi tarihini bizzat canlandırmış olmasıdır. Filmdeki duygular o kadar gerçektir ki, izleyici olarak kendinizi sadece bir film izliyor gibi değil, bir kabilenin kutsal sırrına ortak ediliyormuş gibi hissedersiniz. Aktif bir volkanın (Mount Yasur) patlamaları altında çekilen sahnelerin ihtişamı, sinema perdesinde nadir görülecek bir görsel şölen sunuyor.
Aşk ve Özgürlük: Toplumsal kuralların bireysel duygular üzerindeki baskısı ve özgürlük arayışı.
Gelenek ve Değişim: Köklü kültürel yasaların (Kastom) modern dünyanın insani ihtiyaçlarıyla çatışması.
Doğa ve İnsan: Doğanın hem bir koruyucu hem de yıkıcı bir güç olarak insan hayatındaki yeri.
Fedakarlık: Toplumsal barış uğruna bireysel mutluluktan vazgeçmenin ağırlığı.
Bu filmin etnik ve kültürel atmosferini sevdiyseniz, Kolombiya Amazonları'nda geçen Embrace of the Serpent (Yılanın Kucağında) filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca, Maori kültürünü ve geleneklerini konu alan Whale Rider (Balinanın Sırtında) ve Mel Gibson’ın Maya medeniyetine odaklanan epik yapımı Apocalypto benzer bir keşif ruhu taşıyan yapımlardır.
Film, 1980'lerde Tanna Adası'nda gerçekleşmiş ve kabilenin evlilik yasalarının değişmesine neden olmuş gerçek bir olaya dayanmaktadır.
Filmin başrol oyuncusu Mungau Dain, ne yazık ki 2019 yılında, filmin getirdiği küresel başarının ardından genç yaşta hayatını kaybetmiştir.
Tanna, Vanuatu Cumhuriyeti'nde çekilen ve Oscar'a aday gösterilen ilk film olma özelliğini taşımaktadır.
Evet, filmdeki tüm karakterler Vanuatu'nun Tanna adasındaki Yakel köyünde yaşayan yerli halk tarafından canlandırılmıştır.
Film, kabilenin kendi dili olan Nauvhal dilinde çekilmiştir; bu da yapımın otantik yapısını koruyan en önemli unsurlardan biridir.
Evet, filmde görülen yanardağ görüntüleri adadaki aktif Yasur Yanardağı'nda, herhangi bir özel efekt kullanılmadan çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...