
Korku, Gizem, Bilim-Kurgu
Gerçekliğin dokusunda bir "glitch" oluştuğunda kendinizi nerede bulursunuz? Backrooms, amatör bir çekim sırasında kazara bildiğimiz dünyadan "no-clip" yaparak (fiziksel sınırları aşarak) çıkan genç bir videografın, sonsuz bir labirenti andıran ıssız bir boyuta hapsolmasını anlatıyor. Rutubetli halı kokusu, floresan lambaların bitmek bilmeyen vızıltısı ve birbirinin aynısı sarı duvarlı odalar... Bu boyutta zaman ve mekan algısı tamamen yitirilmiştir.
Ancak bu sonsuz boşlukta kahramanımız yalnız değildir. Film, liminal mekanların yarattığı o tekinsiz boşluk hissini, karanlıkta süzülen ve fizik kanunlarına meydan okuyan "Varlıklar" ile birleştiriyor. Kane Parsons, internette yarattığı kısa film serisindeki gizemli atmosferi koruyarak, bu sarı labirentin arkasındaki bilimsel deneyleri ve ASYNC Vakfı’nın karanlık operasyonlarını da hikayeye dahil ediyor. Backrooms, izleyiciye kaçacak hiçbir yerin olmadığı, her köşesinin birbirine benzediği bir kabusun anatomisini sunuyor.
Genç yetenek Finn Bennett, bu klostrofobik dünyada hayatta kalmaya çalışan ve akıl sağlığını korumak için kamerasına tutunan başkahraman rolünde, izleyiciye çaresizliği iliklerine kadar hissettiriyor. Lukita Maxwell, Backrooms’un gizemini çözmeye çalışan bir araştırmacı olarak hikayeye entelektüel bir derinlik katarken; ödüllü oyuncu Renate Reinsve, ASYNC Vakfı'nın içindeki etik tartışmaları ve bu boyuta açılan kapının ardındaki trajediye odaklanan kilit bir karakteri canlandırıyor. Oyuncuların sergilediği bu gerçekçi performanslar, filmin fantastik yapısını yere sağlam basan bir psikolojik gerilime dönüştürüyor.
İnternetteki orijinal serinin yaratıcısı Kane Parsons, bu uzun metrajlı filmde "found footage" (buluntu film) tekniğini modern sinema estetiğiyle harmanlıyor. Film, sadece bir canavar kovalamacası değil; boşluğun, sessizliğin ve belirsizliğin yarattığı o yoğun gerilim üzerine kurulu. Sinematografik açıdan 90'ların video kaset estetiğine yapılan göndermeler, izleyicide nostaljik bir huzursuzluk yaratıyor. Parsons, izleyiciyi bir gözlemci değil, adeta o sonsuz koridorlarda kaybolan bir kazazede gibi hissettirmeyi başarıyor.
Liminal mekanlara (eşik mekanlara), internet korku kültürüne (creepypasta) ve bilim-kurgu ile harmanlanmış psikolojik korku yapımlarına ilgi duyan herkes için bu film bir başyapıt niteliğinde. Eğer alışılmış "jump scare" dolu korku filmlerinden sıkıldıysanız ve atmosferin sizi boğduğu, zihinsel bir gerilim arıyorsanız Backrooms tam size göre. Ayrıca, YouTube'daki orijinal seriyi takip eden hayranlar için evrenin genişlemesini görmek oldukça tatmin edici olacak.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, modern çağın yarattığı en özgün korku konseptlerinden birinin sinema perdesinde nasıl devleştiğine tanıklık etmektir. Backrooms, size canavarlardan çok, "asla bitmeyen bir boşluktan" korkmayı öğretiyor. Ses tasarımından ışıklandırmasına kadar her detayıyla sinir uçlarınıza dokunan bu yapım, vizyondaki en sıra dışı ve yenilikçi korku deneyimlerinden birini vaat ediyor.
İzolasyon ve Yalnızlık: Sonsuz bir alanda yapayalnız kalmanın getirdiği psikolojik yıkım.
Liminal Mekanlar: Tanıdık ama tekinsiz, bir yere ait olmayan geçiş alanlarının yarattığı huzursuzluk.
İnsanın Merakı ve Sonuçları: Bilimsel sınırları zorlamanın getirdiği metafiziksel felaketler.
Gerçeklik Algısının Yitimi: Zamanın ve mekanın büküldüğü bir yerde "normallik" kavramının silinmesi.
Eğer bu filmin yarattığı o garip ve tekinsiz havayı sevdiyseniz, labirent ve gizem temalı Cube (Küp) veya varoluşsal boşluğu işleyen Vivarium ilginizi çekebilir. Ayrıca, "found footage" tarzının öncüsü olan The Blair Witch Project de Backrooms'un anlatı tarzıyla benzerlikler taşımaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...