

Arvin Russell

Reverend Preston Teagardin

Willard Russell

Sandy Henderson

Carl Henderson

Deputy Lee Bodecker

Charlotte Russell

Roy Laferty

Lenora Laferty

Helen Hatton
İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında başlayan ve Vietnam Savaşı’nın eşiğine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine yayılan film, Ohio ve Batı Virginia’nın unutulmuş kasabalarında geçen çok katmanlı bir hikâyeyi odağına alıyor. Arvin Russell, babasından miras kalan travmalarla ve ailesini koruma içgüdüsüyle büyürken, etrafı yozlaşmış karakterler, sahte peygamberler ve adaletsiz yerel otoritelerle çevrilmiştir.
Sıradan bir kasaba hayatının altında yatan derin karanlığı deşen yapım, tesadüflerle birbirine bağlanan hayatların trajik sonlarını konu ediniyor. İnanç, intikam ve şiddet sarmalında savrulan karakterlerin yolu kesiştikçe, Arvin kendi adaletini sağlamak zorunda kalacağı bir hesaplaşmaya doğru sürükleniyor. Bu kasvetli atmosfer, yabancı filmler arasında gotik anlatımıyla dikkat çeken, izleyiciyi sürekli diken üstünde tutan bir yapı sunuyor.
Filmin en güçlü yönlerinden biri, son yılların en iddialı oyuncu kadrosunu bir araya getirmiş olmasıdır. Arvin Russell rolünde Tom Holland, Marvel evrenindeki imajını tamamen yıkarak, içine kapanık ama patlamaya hazır bir şiddeti barındıran genç adam performansıyla kariyer zirvelerinden birini yaşıyor. Karakterin yaşadığı acıyı ve kararlılığı bakışlarıyla hissettirmeyi başarıyor.
Robert Pattinson, kasabanın yeni ve tekinsiz rahibi Preston Teagardin rolünde adeta devleşiyor; sergilediği itici ve manipülatif tavırla filmin huzursuzluk dozunu artırıyor. Bill Skarsgård, savaş sonrası travmalarla boğuşan baba figüründe dramatik yükü sırtlanırken; Sebastian Stan, Riley Keough ve Jason Clarke gibi isimler hikâyenin yozlaşmış ve karanlık taraflarını başarıyla temsil ediyor.
Yönetmen Antonio Campos, Donald Ray Pollock’un aynı adlı romanından uyarladığı bu yapımda, izleyiciyi bir an bile rahat bırakmayan boğucu ve ağır bir atmosfer inşa ediyor. Filmin temposu, bir dram filmi olmanın ötesinde, ağır ağır yanan bir fitil gibi ilerleyerek finalde etkileyici bir patlama yaşıyor. Renk paletinden sanat yönetimine kadar her detay, Amerikan taşrasının o kasvetli ve umutsuz ruh halini yansıtıyor.
Anlatım dili oldukça sert ve tavizsiz olan film, şiddetin nesiller boyu nasıl aktarıldığını sosyolojik bir perspektifle inceliyor. Gerçek hayattan uyarlanan filmler tadındaki bu kurgusal anlatı, dini fanatizmin ve toplumsal çürümenin insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini sinematografik bir başarıyla gözler önüne seriyor.
Psikolojik derinliği olan, karakter odaklı ve lineer olmayan anlatımlardan hoşlanan izleyiciler için bu yapım kaçırılmaması gereken bir deneyim. Eğer suç ve inanç temalarının iç içe geçtiği gerilim filmleri ilginizi çekiyorsa, bu karanlık yolculuk sizi tatmin edecektir. Ancak, yüksek şiddet dozajı ve ağır dramatik yapısı nedeniyle hassas izleyicilerin temkinli yaklaşması gereken bir film olduğunu belirtmekte fayda var.
Film, sadece yıldız oyuncu kadrosu için bile izlenmeyi hak ediyor olsa da, asıl başarısı insan doğasının en karanlık köşelerine ışık tutma cesaretinde yatıyor. Kötülüğün nasıl doğduğunu, filizlendiğini ve bir mirasa dönüştüğünü estetik bir sinema diliyle anlatması, onu benzeri suç dramalarından ayırıyor. Modern bir "Güney Gotiği" örneği izlemek isteyenler için eşsiz bir tercih.
Nesiller Arası Travma: Savaşın ve ailevi kayıpların çocukların karakteri üzerindeki kalıcı hasarları.
Dini Fanatizm: İnancın kötüye kullanımı ve insanların umutsuzluk anlarında sahte kurtarıcılara sığınması.
Adalet ve İntikam: Yasal otoritenin yetersiz kaldığı yerde bireysel adaletin doğurduğu sonuçlar.
Kadercilik: Karakterlerin ne kadar çabalarsa çabalasınlar kaçamadıkları trajik sonlar.
Prisoners: Kayıp çocukların ardından başlayan karanlık bir adalet arayışı ve ahlaki gri bölgeler.
No Country for Old Men: Şiddetin kaçınılmazlığı ve kaderin soğuk yüzünü anlatan bir suç klasiği.
Hell or High Water: Modern bir western havasında, çaresizliğin suça ittiği insanların hikâyesi.
Filmin anlatıcılığını (voice-over), kitabın orijinal yazarı Donald Ray Pollock üstlenmiştir.
Tom Holland, çekimler sırasında canlandırdığı Arvin karakterinin ruh haline girmek için set aralarında bile oldukça sessiz ve mesafeli kalmayı tercih etmiştir.
Robert Pattinson, filmdeki o rahatsız edici aksanı üzerinde gizlice çalışmış ve çekim gününe kadar yönetmene bile dinletmemiştir.
Hayır, film Donald Ray Pollock’un kurgusal romanından uyarlanmıştır. Ancak yazar, kendi büyüdüğü çevrelerden ve o dönemin toplumsal atmosferinden büyük ölçüde esinlenmiştir.
Pattinson, karakterinin narsisistik ve manipülatif doğasını vurgulamak için o dönemin yüksek perdeli vaiz aksanlarını inceleyerek kendine özgü, rahatsız edici bir ses tonu yaratmıştır.
Şiddet, hikâyenin geçtiği coğrafyada ve zamanda kaçınılmaz bir döngü olarak işlenmiştir. Yönetmen, karakterlerin maruz kaldığı travmaların gerçekçiliğini vurgulamak için bu yolu seçmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...